Çepni Türkmenlerinin Rize Bölgesine Yerleşmeleri

Çepnilerden söz eden en eski yazılı kaynak Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072-1076 yılları arasında yazılan Divan-ü Lügati’t Türk’tür. Türk dili,tarihi ve kültürü yönünden çok zengin bir hazine olan bu eserde Kaşgarlı Mahmud,Oğuz boyları hakkında da bilgi ermekte,Oğuz’lann yirmi iki bölük olduğunu belirttikten sonra birinci boy olan Kınık’tan başlayarak tek tek bütün bölükleri tanıtmaktadır.

Cepni boyu, Kaşgarlı’nın yirmi iki bölüğe ayırdığı Oğuz’ların yirmi bırincisiyiz.Çepni ismi üzerinde duran Gyula Nemeth bu adın Kırgızca çep (=kalkan) ve Türkçe çeper(=duvar,çit,parmaklık) kelimeleriyle ilgili olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre Çepni adı kök rakımından koruyucu ve özellikle sınır koruyucu birlik anlamına gelmektedir. Çepni’lerin Anadolu’ya ne zaman geldikleri, nerelere ve nasıl yerleştikleri konusunda yeterli bilgilere henüz sahip değiliz.

Malazgirt savaşının kazanılması sonucu Anadolu kapılan Türklere açılmış ve batıya doğru göç eden Türkler Anadolu’yu yurt edinmeye başlamışlardır.Yerleştikleri her yere Türkçe adlar veren bu Türkmen boylan en yoğun olarak Antalya, Denizli, İsparta, Kütahya, Eskişehir, Kastamonu, İçel, Malatya, Maraş, Kuzey Suriye, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yurt tutmuşlardır. Bizim konumuz olan Çepni’ler ise Oğuz’lann Üçok koluna bağlı olup, önce Türkistan’ dan İran’ a ve buradan Anadolu’ya göç etmişlerdir.

100.000 kişi olduğu belirtilen bu Çepni boyunun büyük bir çoğunluğu, bazı araştırıcılara göre Giresun, Tirebolu, Görele ve Büyükliman (Vakfıkebir)’ a yerleşmiş, bir kısmı da batıya hareket ederek İzmit,Balıkesir ve İzmir’ e yerleşmiştir. Bununla beraber Anadolu’ya gelen ilk Çepni grubunun bu olduğu şüphelidir. Nitekim M. Enver Şerifgil, Hurremiler ve Babekilerin Çepni olabileceğini ve bunların lideri sayılan Babek’ ın asılmasından sonra (838) sonra yani 9. yüzyılda Anadoluya göç ettiklerini yazmaktadır.

Şerifgil ayrıca Hurremilerin, dolayısıyla onların temsilcisi olan Çepniler’ in muhtemelen Tebriz-Erzurum-Trabzon yoluyla Aras nehrinin vadilerini takiben Bizans topraklarına girdiklerini, buradan da Anadolu’nun batı kıyılarına ve Balkan yarımadasında bulunan Rodop dağlarına yerleştiklerini ileri sürmektedir.

Köprülü’ de Çepnilerin Anadolu’ ya, Selçuklular’ ın ilk Anadolu seferleri sırasında geldiklerini ve Batı Anadolu ile Trabzon İmparatorluğu hudutlarına yerleştirildiklerini yazmaktadır. Anadolu’ ya göç eden Çepni boyunun önemli bir bölümünün 13. yüzyılda Sinop bölgesinde bulunduğu görülmektedir.

Nitekim, 1276′ da Karaman’lı Mehmet Bey, Konya üzerine yürüdüğü zaman, Trabzon Rum İmparatorluğu bunu fırsat bilerek Sinop’ u ele geçirmek için deniz yoluyla saldırıya geçmişti. 1277 yılındaki bu saldırı, bölgede bulunan Çepni Türk’leri tarafından geri püskürtülmüştür. Çepni’lerin teşkilatlı ve hem de çok kalabalık bir kütle halinde Sinop çevresinde yaşadıklarını, ayrıca denizde savaşacak derecede mahir denizciler olduklarını ve bu sebeple buraya hayli zaman önce yerleştiklerini ortaya çıkarmaktadır.

13. yy.da bu bölgeye hâkim olduklarını ve Trabzon Rum devleti hükümdarı Giorgi’yi mağlup edebilecek kadar da güçlü olduklarını biliyoruz. Moğolların Anadolu’yu istilâsı ile ortaya çıkan bunalımdan istifade etmek isteyen Giorgi, Karadeniz ticareti için çok büyük önem taşıyan bir limana sahip olan Sinop’u almak istemiş ve bir donanma ile Sinop’a saldırmışsa da,kendisini gemilerle denizde karşılayan Çepni Türk’leri tarafından mağlup edilerek geri püskürtülmüştür.

Düzenli bir orduya karşı kazandıkları bu zafer, Çepni’lerin o dönemde hem kalabalık hem de teşkilâtlı bir topluluk olduklarının bir göstergesidir. Bundan sonra Çepni’lerin doğuya doğru ilerleyerek Ordu bölgesine yerleştikleri ve Bayram Beyin idaresinde bir beylik kurdukları sanılmaktadır.

Ordu bölgesini fethederek Bayramlu Beyliğini kuran Bayram Beyin torunu Süleyman Bey de Giresun’u fethetmiştir.Çepni’ler 14. yy.dan itibaren bu yöreye gelip orayı yurt edinmişlerdir. Bu yurtlan kuzey Karadeniz’e kadar ulaşmıştır.

Çepniler, Kürtün’den hareket ederek Harşit Vadisi yoluyla Karadeniz’e erişmişler ve bu vadinin iki yanındaki toprakları yurt edinmişlerdir. Doğu Karadeniz bölgesine yaylalardan,geçitlerden ve Harşit vadisinden inen Türkmenlerin olduğunu belirten Osman Turan’da Bu havali daha ziyade Samsun ‘dan itibaren sahili takip eden fuz Çepni boyu tarafından Türk’leştirilmiş, Canik bölgesine adını veren Hıristiyan Çan kavmi tedricen kaybolmuştur.

Türkmen’ler 1302’de Giresun’a kadar ilerlemiş ve bir takım küçük beylikler kurmuşlardır.,demek suretiyle yukarıdaki görüşü paylaşmaktadır.

14. yüzyılın ilk yarısında Yukarı Kelkit vadisinde kalabalık bir Çepni kümesinin yaşadığı ve bu Çepni’lerin,1348 yılında Erzincan Valisi Ahi Ayna Bey,Bayburt Valisi Mehmed, Akkoyun’lu Tur Ali Bey,Doğu Suriye Türkmen Reislerinden Bozdoğan Beyin Trabzon’a düzenledikleri sefere katıldıkları ve şehri üç gün kuşattıktan sonra alamayarak geri döndükleri görülmektedir.

1404 yılında Trabzon’dan Erzincan’a giden İspanyol Elçisi Klaviyo Zegan (Zigana) kalesi ile buradan Erzincan Türk Beyliği arasındaki yerlerin Kabasitan derebeyleri elinde olduğunu, Çepni Türk’lerinin bunlarla savaşıp yıldırdığını bildirmektedir. Yine Klaviyo’nun; yolumuza devam ettik.

Öğleden sonra bir vadiye vardık. Orada Çepnilü Türklerine ait bir kale(Gümüşhane ile Kelkit ilçe merkezi arasında ve tam orta yerde Ulu Kal’a) bulunduğunu anladık. Kabasıka ve bu Türk’ler arasında harp vaziyeti devam ettiğinden,Kabasıka’nm adamları bize bir müddet duraklamayı ihtar ederek keşfe çıktılar şeklindeki açıklamalarından da anlaşılacağı gibi 1405 tarihinde Çepni nüfuz bölgesi Gümüşhane’ye kadar uzanmaktadır.

14. Yüzyıl sonlarına doğru ise Çepni’lerin kuzeye doğru ilerleyerek Harşit Çayı çevresinde yurt tuttukları,kışlaklarını yukarı Harşit’te kurmuş oldukları görülüyor. 15. Yüzyıldaki Bizans müverrihlerinden Halkokondil Trabzon’un doğusundan Amasra’ya kadar bütün Karadeniz kıyılarında Çepni’lerin oturduğunu bildiriyor.

Ayrıca Osmanlı’lardan çok önce Kürtün-Dereli-Giresun-Tirebolu-Eynesil arasındaki kırsal kesime hâkim olan Çepni beylerinin fetihten sonra Osmanlı devletinin bunların hemen hepsine zeamet ve tımar gibi dirlikler vererek onları hizmetine almasından anlaşılmaktadır. Ayrıca Çepni halkının büyük bir kısmı müsellem olarak hizmete almmış,cami ve zaviyelerde görevlendirilerek vergiden muaf tutulmuştur

Trabzon Tarihi yazarı Şakir Şevket eserinde 2. Mehmet Han Trabzon tigresini ülkesine kattıktan sonra,ovadan 100 000 Çepni Türk’ü geldi. Trabzon tigresine yerleşti. Bu Çepnilerjlk önce Türkeli’nden (Türkistan’dan) Iran toprağına göçmüş! Kızılbaşlığı öğrenmiş! Bunlarjran’da tek durmamış!Uslu oturmamış .’Bundan ötürü Hanları,bunları kendi elinde istememiş! Bunlar da Anadolu’ya geçmiş diyor.

Anadolu’ya geçenlerden 100.000 kişi daha çoğu Giresun,Tirebolu,Görele,Büyük limanda bulunmak üzere Tırabuzon tigresine yerleşmiş! Bir takımı da batıya doğru yürümüş, İzmit,Balıkesir,İzmir yanlarına yayılmış.

18. Yüzyılda uğranılan büyük mağlubiyetler sonucunda devlet otoritesi son derece zayıfladığı için yörelerin idaresi oraların yerlisi olan güçlü şahısların ellerine geçer. Devlet ilk önce mütegallibe ve derebeyi deyip bunları tanımamışsa da sonra ayan adını vererek varlıklarını kabul etmiştir. Bu ayanlardan,bazıları veya çoğu Çepniler’den idi.

Bu derebeyler arası sürekli mücadeleler sonucu kalabalık Çepni toplulukları Sürmene,Of ve Rize yörelerine yerleştiler. Yerleştikleri yerlerden de başka yerlere kayda değer önemli göçler olmuştur. Rize yöresindeki Karadere ve diğer üç nahiye Çepniler ile meskûndur. Ünlü eşkıya Çepni Ali, Rize Çepni’lerinden olup en sonunda başına 300 kişi toplayarak Rus harbine katılmıştır. Şu anda da Çepni soyadını taşıyan,Çepnioğulları isimli kök aileler Rize bölgesinde oldukça yaygındır. (Merkez ilçe Taşpınar ve Kurtuluş köyleriyle,Çayeli Büyükköy Beldesinde…)

18. yy’ da Trabzon’un batısındaki Çepni’lerle, doğu kesimindeki Laz’lar arasında uzun süren kavgalar olmuş, 173 8’de Çeteci Abdullah Paşanın Trabzon Valisi olmasına kadar da bu kavgalar devam etmiştir. Çeteleri bastırmaktaki ustalığından ötürü kendisine çeteci lâkabı verilen Abdullah Paşa,Trabzon’a gelir gelmez Laz-Çepni meselesine el koymuş ve kısa sürede taraflar arasındaki çatışmayı sona erdirmiştir. Bölgenin Türkleşmesinde de önemli bir rol oynayan Çepni’ler, bugün de aynı bölgelerde yaşayışlarını sürdürmektedirler.

Trabzon sancağmdaki Çepni’ler 18.yüzyılda sancağın doğu yöresine doğru ilerleyişlerini sürdürmüşlerdir. Rize’de ” Çepni misin”? demek “yiğit misin”? demek anlamına gelir. 20Yüzyıl başlarında Rize sancağına bağlı Atina kazasında yaşayan “Naiboğulları” Tirebolu’dan gelip buraya yerleşmişlerdir.

3 thoughts on “Çepni Türkmenlerinin Rize Bölgesine Yerleşmeleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.