Rizede Fakirlik Yılları

Sırt Köyünden merhum Kemaloğlu dayı {Mustafa Saklı) anlatıyor: Günümüzden bir asır önce yaşamış, çocukluğu ve gençliği yoksulluk ve fakirlik içinde geçmişti.

-Benim çocukluğumda bizim evin ocak başında oturur bir adam vardı. İki üç gün ara ile gelir oracıkta otururdu. Ben ona kim olduğunu sordum. Bana “fakirlik” derler derdi.

Gençlik yıllarımda ise bu adam ocak başından hiç ayrılmaz oldu. Ocağımızı mekan tutmuş sürekli oturuyordu. Fakirliğin ne demek olduğunu iyice anladığımdan ona sitem etmeye başladım.

– Hey fukaralık! Nedir ocak başından hiç kalkmıyorsun? Artık ta-hamülüm kalmadı. Kalk defol git! İmam Ağanın, Ensar Ağanın evine git. Biraz da onlarda otur.

Ocak başında oturan fakirlik sinirli bir şekilde ayağa kalktı ve;

– Bak Kemaloğlu, İmam Ağanın, Ensar Ağanın evini gözle. Güneşli günlerde kapıdaki karayemişin altında oturan görürsen bana haber ver. Onların evine de gideceğim.

Ben de ilk anda anlayamadım. Uğursuzluğu karayemişte sanarak babamın diktiği ve altında oturup serinlediğim kapımızdaki karayemişi kökünden yıktım.

Başka yerlerde dolaşmaya ve ağaların kapılarında oturan olacak mı diye gözlemeye başladım. Mümkün deyil öyle bir anı yakalayamadım.

Kendime göre bir plan hazırladım. Ben bu fakirlikten kurtulmam için onu öldüreyim dedim.

Bir sabah kalktım. Kararlı bir şekilde baltayı elime aldım. Vardım fakirliğin yanma.

– Ola fukaralık, sen iyilikten anlamadın. Derhal çek git! Nereye gidersen git! Eğer gitmezsen seni bu balta ile keseceğim! Dedim.

Fukaralık yavaşça kalktı, masumane bir şekilde;

Bak Kemaloğlu sana ağaların evlerini takip et dedim. Anlamadın, geldin kapmdaki babanın diktiği, yıllarca altında oturduğu ve senin de altında serinlendiğin karayemiş ağacını kestin. Madem ki çok dadandın seninle anlaşalım. Beni deden, baban kesmedi. Senin ne haddine beni kesmek. O rahmetlilerle ne iyi geçinmiştim. Senin bu halin onlara saygısızlık değil mi. Beni iyi dinle şimdi.

– Kemaloğlu kardeşim. Kazmanı, küreğini hazırla. Birde bel yaptır. Ağaları takip et. Ağalar çayırını ekmeye başlayınca sende başla. Onlar ne yapıyorsa sen de aynısını yapmaya çalış.

Harman zamanı harmanını yap. Kış geldiğinde gurbete git çalış. Dönüşünde beni burada görürsün. Hiç birşey sormadan istersen öldür. Dedi.

Bende söylediklerini yaptım. Gurbetten dönüşümde fukaralık ocak başını terk etmiş ve geriye bir mektup bırakmıştı. Mektubunda;

– Kardeşim Kemaloğlu beni çok sevindirdin. Ben de yıllardır ocak başınızda oturmaktan bıkmış usanmıştım. Çalışmalarının sürekliliğini ve beni bir daha evinize davet etmemeni bekliyor çalışmalarında basanlar diliyorum.

Benim yerime şimdi zenginlik gelip oturacaktır. Sakın onunla bozuşma-yasm.

Selam, sevgi ve başarılar dilerim. Davet edene misafir giden fakirlik.

Kaynak: Rize Kültür Derlemeleri, Rize Halk Eğitim Müdürlüğü Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.