İki Yaşamlılar Nedir

İkiyaşayışlılar omurgalı hayvanların tatlı sularda ya da akarsular yakınındaki karalarda yaşayan üçüncü sınıfıdır. Kurbağa ve semenderleri içine alan bu sınıfa iki-yaşayışlılar adının verilmesinin nedeni, bu hayvanların yaşamlarının bir kısmını suda, bir kısmını karada geçirmeleridir. Deri yapıları ve üreme biçimindeki farklılıklarla sürüngenlerden ayrılırlar. Ikiyaşayışlılar yaklaşık 350 milyon yıl önce karalarda yaşamaya başlayan ilkel örganizmalı deniz canlılarından türemişlerdir.

Üç takım ikiyaşayışlılar vücutlarının yapılarına göre ayaksızlar, kuyruklular ve kuyruksuzlar olmak üzere üç takıma ayrılır. Ayaksızlar takımının tek ailesi kertenkelemsilerdir. Ker-tenkelemsiler solucan ya da yılana benzeyen ayaksız hayvanlardır. Ayaksızlar takımı en ilkel türleri içerir. Ayaksızlarda ön ve arka ayaklar kaybolmuş, kuyruklar kısalmıştır. Kafatasları toprak altında yaşadıkları için çok sert yapılıdır. Sırt omurlarının sayısı kimi türlerde üç yüze yakındır. Bu nedenle ayaksızların gövdeleri çok esnektir.

Kuyruklular değişik semender türlerini içeren altı aileye ayrılır. Semenderler uzun vücutlu olup, yaşamlarının sonuna dek düşmeyen bir kuyrukları vardır. Semenderlerde iki çift ayak bulunur. ön ve arka yakların uzunlukları birbirine eşittir. Omurga kemiklerinin sayısı türün yaşadığı ortama göre değişir. Suda yaşayan semenderlerin kemik sayısı karada yaşayan türlerin kemik sayısından fazladır. Semenderlerde kimi kemiklerin yerini kıkırdak almıştır. Kuyruksuzlar kurbağaları içeren altı alt takıma ve sekiz aileye ayrılır.

Yetişmiş kurbağalarda vücut kısadır. Kara ve su kur-bağalarının vücut yapıları sıçrama hareketleri için elverişlidir. Kurbağalarda iki çift ayak vardır. Arka ayaklar ön ayaklara göre daha uzundur. Bu gelişmeyle arka ayaklar hayvanın sıçrama hareketinde itici güç niteliği kazanmıştır. Kurbağaların kalça kemiği de dokuz kemikten oluşan omurgaya çok sıkı biçimde eklenmiştir.

iskelet: Ikiyaşayışlılar gelişmiş bir iskelet yapısına sahip değildirler. iskeletleri yer yer kıkırdak yapısındadır. Kaburga- * ların oluşması ilkel bir aşamada kalmıştır. Kaburgaların bağlandığı bir göğüs kemiği yoktur. Bu nedenle ikiyaşayışlılarda göğüs kafesi oluşmamıştır. Ikiya-şayışlıların başları üçgen biçimli ve iki yandan basıktır. Karada yaşayan türlerde görme organı değişikliğe uğramıştır.

Gözün en dış tabakasının sürekli nemli kalması için salgıbez-lerinin yapısı da değişmiştir. Kertenkelemsileriri ve semenderlerin kimi türlerinin taş kovuklarda yaşamaları nedeniyle, göz-kapakları birleşmiş ve gözleri körleşmiştir. iki yaşayışlıların kimi türlerindeyse avlanma ve korunma yetilerinin bir parçası olarak görme organı çok gelişmiştir. Su kurbağalarının gözleri başın üstünde olup, bakış açısı çok geniştir. Gece avlanan kurbağa türlerinde gözler daha büyüktür; gözbebekleri karanlıkta genişler.

Ikiyaşayışlılarm kimi türleri ses çıkarma yeteneğine sahiptirler. Kara ve su kurbağaları ağız. ve burun delikleri kapalıyken, havanın ağız ve akciğerler arasındaki hareketi sırasında ses tellerinden geçmesi nedeniyle çok güçlü sesler çıkarırlar. Kimi kurbağa türleri seslerinden tanınabilir. Kertenkelemsiler ve semenderler arasında da tiz bir ses çıkarabilen türler vardır, ikiyaşayışlılarda kulak kepçesi yoktur. Semenderler ve kerten-kelemsilerde kulak yapısı çok gelişmemiştir. Kurbağalardaysa kulak yapısı gelişmiş, kulak zarı koruyucusuyla üzengi kemiği oluşmuştur. Kurbağalarda dişler yok olmuştur. Bütün ikiyaşayışlılarda dil iki çatallıdır. Ama suda yaşayan semender ve kurbağalarda dil gelişmemiş ya da kaybolmuştur.

Olağan durumunda arkaya kıvrılmış dil, ağızdaki salgılar nedeniyle yapışkan durumdadır. Avlanma sırasında dil dışarı çıkar ve üstüne yapışan avla geri çekilir. Ağız tabanı bir kıkırdak tabakasıyla kaplıdır. Ikiyaşayışlılarm derileri, bütün omurgalılarda olduğu gibi, üst ve alt deriden oluşmuştur. Deride nemliliği sağlayan ve zehirli salgılar çıkaran salgıbezleri vardır. Birçok kurbağa türü, özellikle ağaç kurbağaları, çevreyle uyumlu olmak için sık sık deri renklerini değiştirirler. Ikiyaşayışlılarm derileri pulsuzdur. Solunum, dolaşım ve üreme: Suda yaşayan bir hayvanın karada yaşayabilmesi için solunum sisteminin değişmesi gereklidir.

Bu •değişim canlının dış ortamla yaptığı oksijen ve karbondioksit alışverişi biçiminde ortaya çıkar. Balıklar solungaçlıyla, kuşlar ve memeliler akciğer-leriyle solunum yaparlar, ikiya-şayışlılar solungaç ve akciğerlerin yanısıra derileriyle solunum yaparlar. Ikiyaşayışlı bir hayvanda türünün özelliklerine, göre, bu üç solunum sisteminin bir ya da birkaçı kullanılır, örneğin ikiyaşayışlı bir hayvan, başkalaşma öncesinde suda yaşarken solungaçlarını kullanır. Erginleşip karada yaşamaya başladığı zaman solungaçlar kaybolur, akciğer ve deri solunumu başlar. Kara ve su kurbağalarının solunumda deriyi kullanmaları yaşam koşullarına bağlıdır. Ikiyaşayışlılarm solunumunda önemli bir özellik, solunum sırasında havanın akciğere sürüngenler, kuşlar ve memelilerde olduğu gibi göğüs hareketiyle değil, ağız hareketiyle doldurulmasıdır.

ikiyaşayışlılarda göğüs kafesinin olmaması nedeniyle, solunumda göğüsün gevşeme ve kasılma hareketleri yoktur. Ikiyaşayışlı hayvanlar akciğerlere hava doldurmak için ağızlarını kullanırlar. Ağız kaslarla aşağı yukarı hareket ederken, Burun delikleri de açılıp kapanır. Hava akciğerlere girer ve akciğerlerin esnek hareketiyle dışarı atılır. Bu solunum yavaş ve yetersizdir. Çünkü akciğerlere en çok ağız dolusu hava girmektedir. Ikiyaşayışlılar bu nedenle derileriyle de solunum yaparlar. Deri solunumunda hava gözeneklerden vücuda girer. ikiyaşayışlıların derilerinin pulsuz ve nemli olması deri solunumunu olanaklı kılar. Deri yüzeyi hava geçirmeyecek bir maddeyle kapatılan kurbağa kısa bir süre sonra ölür.

Bu olay deri solunumunun kurbağalarda ne denli önemli olduğunun göstergesidir. Ikiyaşayışlılarm vücut sıcaklığı, içinde bulundukları dış koşullara göre değişir. Kan dolaşımı atar ve toplardamarlarla gerçekleşir. Kalp, kurtçuk aşamasında bir kulakçık ve bir karıncıktan oluşurken, erginleşen ikiyaşayışlılarda bir karıncık ve iki kulakçıktan oluşur, ikiyaşayışlılarda üreme, yumurtlama yoluyla gerçekleşir. Yumurtalar koruyucu bir maddeyle kaplı olarak suya bırakılır. Yumurta sayısı hayvanın büyüklüğüne ve yumurtaların bırakıldığı yere göre değişir. Yumurta çatladığında içinden larva adı verilen canlı bir kurtçuk çıkar. Kurtçuk erginlik aşamasına gelene dek birbaşkalaşma (metamorfoz) dönemi geçirir.

Başkalaşma özellikle kurbağalarda çok belirgindir. Tetari adı verilen kurbağa kurtçuğu solungaç solunumu yapar ve kuyruğu vardır. Başkalaşma sürecinde ön ve arka ayaklar oluşur, kuyruk küçülerek kaybolur. Solungaç solunumu, akciğer solunumuna dönüşür. Kurtçuk bir su hayvanı, kurbağaysa bir kara hayvanıdır. Semenderlerin başkalaşmaları kuyrukları düşmediği için daha belirsizdir. Kimi semenderler sürekli kurtçuk aşamasında kalır, ikiyaşayışlılar çok yaygın bir sınıftır. Ayaksızlar tropikal bölgelerde; kuyruksuzlar buzullu kesimler ve okyanus adaları dışındaki bütün bölgelerde görülür.

Çiftleşme: ikiyaşayışlıların çiftleşme alışkanlıkları çok ilginçtir. Birçok ikiyaşayışlı yılın belirli zamanlarında çiftleşir. Örneğin ılıman bölgelerde yaşayan semenderler ve kurbağalar ilkbaharda, tropikal bölgelerde yaşayan kurbağalar ise yağmurların başladığı aylarda çiftle-şirler. ikiyaşayışlıların çiftleşmeleri, erkeklerin dişileri çekmek amacıyla yaptıkları gösterilerle ilginç bir şölene dönüşür. Kara ve su kurbağalarının erkekleri, çıkardıkları seslerle dişi kurbağaların ilgis’ini çekmeye çalışırlar. Semenderlerin bazı türleri çiftleşme zamanı güzel kokular salgılarlar.

Vücut renkleri güzel olan kim ikiyaşayışlı türleri de dişileri kendilerine çekmek için bu özelliklerini kullanırlar. Döllenme, kimi iki-yaşayışlılarda dış döllenme, kimi ikiyaşayışlılarda ise iç döllenme yoluyla gerçekleşir. Örneğin kurbağalarda dış döllenme yapılır. Erkek kurbağa dişi kurbağanın sırtına çıkar; yumurtalar dişi kurbağa tarafından dışarı atıldıkça, erkek sperma salgılayarak yumurtaları döller.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.