Türk Bankacılık Tarihi Nedir

Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1847 yılında Galata Bankerleri tarafından İstanbul Bankası (Banque de Constantinople) adıyla bir banka kurulmuş, bu banka bir süre sonra iflas etmiştir.

1856 yılında İngiltere’de kurulan ve daha sonra Fransız Ortakların da katıldığı Osmanlı Bankası ise 1863 yılında Padişah Fermanı ile Osmanlı İmparatorluğu zamanında da kurulmuş ve söz konusu bankaya bir imtiyaz sözleşmesi ile bedelini altın olarak ödemek üzere kağıt para çıkarma hakkı tanınmıştır. Ayrıca banka Devletin Hazine işlemlerini yürütecek, yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da Devletin mali acentesi olarak çalışacaktır.
Mithat Paşa, Tuna valiliği sırasında ülke için çok önemli bir teşebbüste bulunmuş ve tarımla uğraşanlara az faizle kredi vermek amacı ile bir örgüt kurmuştur. 1863 yılında Pirot kasabasında ilk kooperatifçilik denemesine başlamış ve tarımsal kredi veren sandıklar faaliyete geçmiştir. 1867 yılında bu sandıklarla ilgili “Memleket Sandıkları Nizamnamesi” yayınlanmıştır.

Bu sandıklar, ilk milli banka temelini oluşturmalarının yanı sıra tarım kredisi ile uğraşmaları bakımından da önem taşımaktadırlar. Çünkü daha önce yabancılar tarafından kurulmuş olan bankaların tamamı ticari kredi ile ilgili çalışma yapmaktaydılar.
Memleket Sandıkları Nizamnamesi hukukumuz açısından büyük önem taşımakta idi. Bu nizamname ilk kooperatifin olduğu kadar ilk bankanın da hukuki metni özelliğini taşıyordu.

Memleket sandıklarının bankacılık açısından bir diğer dikkate değer gelişmesi de, tarım kredisi yanında, küçük paralara ihtiyaçları olanlara menkul rehni karşılığında ödünç vermeyi başlatması ve bu amaçla İstanbul Emniyet Sandığı’nın kurulmasıdır.
1883 yılında Nizamnamede bazı düzeltme ile ekler yapıldı, Memleket Sandıkları Menafi Sandıkları adını aldı ve 1888 Nizamnamesi ile bu sandıklar dağıtılarak Ziraat bankası kuruldu.

Meşrutiyet ile gelişen milli, ticari kurumlara ve bankalara sahip olma düşüncesi tamamen milli bankaların birbiri ardına kurulması sonucunu doğurmuştur. Bunlar çoğunlukla Anadolu’da kurulan yöresel bankalardır. Bu nedenle yöresel bankacılığımızın tarihi milli bankacılık tarihimizle birlikte başlamıştır.
1917 yılı başında “İtibarı Milli Bankası” kurulmuş ve bu banka ile ilgili olarak çıkarılan 21 Şubat 1916 tarihli Kanun ile bankaya bazı ayrıcalıklar tanınmıştır.
1923 yılına gelindiğinde 22 tanesi ulusal, 13 tanesi yabancı olmak üzere Türkiye’de 35 banka faaliyet göstermekte idi. Bu bankaların toplam 139 adet şubesi bulunmaktaydı.

Özet olarak, Osmanlı İmparatorluğu döneminde banka hukukundan söz etmeye imkan yoktur. Bankalar, özellikle yabancı olanlar tam bir serbesti içinde ve tamamen ticari kredi esasına göre çalışmışlardır. Sanayileşmeye yönelik bir kredi politikasının uygulanması için bir ortam hazırlanmamıştır. Çünkü, kredi sistemi sadece faiz oranlarının tespitinden ibaret sayılmış ve Murabaha Nizamnamesinin sorunu çözebileceği düşünülmüştür. Osmanlı Bankasının merkez bankası olarak çalışması da önemli olumsuz sebeplerden birini teşkil etmiştir. Dönemin bir diğer özelliği de soruna mevduat ve mevduat sahibi açısından bakılmamasıdır.

II. Cumhuriyet Dönemi
1923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi, bankacılık ile ilgili önemli gelişmelere yol açmıştır.Cumhuriyet döneminin ilk milli bankası 26 Ağustos 1924 tarihinde Atatürk’ün direktifleriyle kurulan Türkiye İş Bankası’dır. 1923 – 1932 yılları arasındaki dönemde İş Bankasını takiben Türkiye Sınai ve Maadin Bankası ile Emlak ve Eytam Bankası kurulmuş ayrıca tek şubeli yerel banka sayısında artışlar olmuştur.

Cumhuriyet döneminin bankacılık ve dolayısıyla banka hukuku ile ilgili ilk önemli Kanunu 30 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunudur. Kuruluş döneminde ekonomiye milli bir yapı ve nitelik kazandırmak, para ve kredi piyasasını milli esaslara uygun olarak düzenlemek, merkez bankasının milliliği ilkesini gerçekleştirmek amacıyla bir merkez bankası kurulması hazırlıklarına daha 1929 yılında başlanmıştır. T.C. Merkez Bankası 15 milyon sermaye ile kurulmuş, bankanın istisnai görev ve yetkileri dışında özel hukuka bağlı olması kabul edilmiştir. Dönemine göre çok ileri bir anlayışı yansıtan bu sistem uyarınca sermaye dört grup paylardan oluşmuştur. A grubu paylar Devlete (%25), B grubu paylar milli bankalara, C grubu paylar milli bankalar dışında kalan bankalara, D grubu ise Türk uyruğundaki gerçek ve tüzel kişilere aittir. T.C. Merkez Bankası’nın çeşitli görevleri arasında para ve kredi piyasasını milli esaslara göre düzenlemek de yer almaktadır.

Mevduatın, özellikle tasarruf mevduatının hem denetlenmesi hem de korunması amacıyla 30.05.1933 tarihinde ise 2243 sayılı Mevduatı Koruma Kanunu çıkarılmıştır. Mevduat Koruma Kanununda ağırlık mevduatın denetlenmesi ve korunması olmakla beraber, banka işletmesinin sahibinin hukuki türüne, kredi sınırına ve bankaların denetlenmesine ait hükümlere de yer vermesi nedeni ile bu Kanun genelde ilk Bankalar Kanunu olarak kabul edilmektedir. Bu kanunla mevduat kabulü bir taraftan Maliye Bakanlığı’nın iznine bağlanmış, diğer taraftan da kabul sınırı için sermaye ile yedek akçeler toplamını gözönünde tutan bir ölçü kabul edilmiştir.

Ayrıca, mevduatı koruyucu tedbirlerden biri olarak bankalara belirli oranlarda kanuni karşılık ayırmak zorunluluğu getirilmiştir. Kredi dağılımını sağlayabilmek için, bir bankanın, bir gerçek veya tüzel kişiye ödenmiş sermayesi ile yedek akçelerinin toplamının %10’undan fazla kredi açamayacağı ilkesi hükme bağlanmıştır. Bankalar, bu kanuna göre, Maliye ve İktisat Vekaletleri tarafından birlikte tayin edilecek yeminli bankalar murakıpları tarafından denetlenecektir.

2999 sayılı ve 1 Haziran 1936 tarihli Bankalar Kanunu Mevduatı Koruma Kanunu ilkelerini aynen almış, ayrıca yeni hükümlere yer vermiştir. Bu yenilikler arasında yürürlükteki Bankalar Kanununda da yer alan bankaların iç yapıları ile ilgili düzenlemeler, genel müdürün yönetim kurulunun tabii üyesi olması, kredi komitesi gibi hükümlerin yanısıra, yeminli banka murakıpları sistemi de yer almaktadır. Bu kanunun yerini 23.6.1958 tarih ve 7129 sayılı Bankalar Kanunu almıştır. 7129 sayılı Bankalar Kanunu diğer ülke kanunlarını da gözönüne alan daha çağdaş bir Bankalar Kanunu olmasına rağmen, bir süre sonra yeterli bulunmamış ve çeşitli değişikliklere uğramıştır. 28 sayılı ve 70 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler, sistemi ihtiyaçlara cevap vermek amacı ile yapılan değişikliklerle devam ettirdiler.

Her iki düzenlemenin ortak özelliği kredi ve yatırımlara ilişkin sınırlamaların tam olarak uygulanmalarını sağlamak gayesi ile banka pay sahipliğini abartmalı bir şekilde sınırlara bağlaması, ikincisinin ek özelliği ise mali durumu kötüleşen bankaları kurtarmak ya da sarsıntısız tasfiyeye tabi tutabilmek için zorunlu birleşmeyi getirmiş olmasıdır. 7129 sayılı kanun yerini yürürlükteki 3182 sayılı kanuna bırakmıştır.

III. Günümüz Türk Bankacılığı
Türk Bankacılık sisteminde bankalar;
1. Ticaret Bankaları
2. Kalkınma ve Yatırım Bankaları
olmak üzere 2 bölüme ayrılmıştır.
Bankaların sermayelerine göre yapılan ayrımda ise,
a. Kamusal sermayeli ticaret bankaları,
b. Özel sermayeli ticaret bankaları,
c. Yabancı sermayeli ticaret bankaları,
olarak 3 ana başlıkta ele alınmıştır.

Ekonomide son üç yıl içerisinde yaşanan hızlı büyüme diğer sektörleri olduğu gibi bankacılık sistemini de olumlu yönde etkilemiştir. Bankacılık sistemi 1997 yılında 1995 ve 1996 yıllarında olduğu gibi milli gelir artış hızının oldukça üzerinde bir hızla büyümüştür.Türk bankacılık sistemine 1997 yılı içerisinde 3 yeni ticaret bankası daha katılmıştır. 11.10.1996 tarih ve 22784 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 18.9.1996 tarih ve 96/8532 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile özel sermayeli ticaret bankaları grubuna dahil olan Denizbank ve Anadolubank A.Ş; 09.04.1996 tarih ve 22606 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28.03.1996 tarih ve 96/793 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de Türkiye’de şube açan yabancı bankalar grubunda yer alan ING Bank N.V. kurulmuştur.

Ayrıca, Etibank A.O.’na ilişkin özelleştirme çalışmaları tamamlanarak, Sanayi Bakanlığı ve Hazine’nin onayı ile bankanın ana sözleşmesi değiştirilerek unvanı “Etibank A.Ş.” olmuş ve banka özel sermayeli ticaret bankaları grubuna geçmiştir.Sermaye yapılarındaki değişime bağlı olarak Türkiye’de kurulmuş yabancı bankalar grubunda yer alan Chemical Bank A.Ş.’nin unvanı, “Sitebank A.Ş.” olarak değiştirilmiş ve banka özel sermayeli ticaret bankaları grubuna geçmiştir. Daha önce Türkiye’de şube açan yabancı bankalar grubunda yer alan Saudibank American Bank’ın unvanı “Ulusal Bank T.A.Ş.” olarak değiştirilmiş ve banka Türkiye’de kurulmuş yabancı bankalar grubuna dahil edilmiştir. 1997 yılı sonu itibariyle T.C. Merkez Bankası hariç olmak üzere, Türkiye’de faaliyet gösteren banka sayısı 72’ye yükselmiştir.

Bunların;
5 adedini Kamusal Sermayeli Ticaret Bankaları,
36 adedini Özel Sermayeli Ticaret Bankaları,
18 adedini Yabancı Sermayeli Ticaret Bankaları,
3 adedini Kamusal Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları,
7 adedini Özel Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları,
3 adedini Yabancı Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları oluşturmaktadır.
Bankacılık sisteminde son yıllarda hızlanan şubeleşme çalışmaları 1997 yılında da hızla devam etmiştir. Toplam şube sayısı 377 adet artarak 6819 adede kadar ulaşmıştır.

Bunların;
2915 adedini Kamusal Sermayeli Ticaret Bankaları,
3764 adedini Özel Sermayeli Ticaret Bankaları,
116 adedini Yabancı Sermayeli Ticaret Bankaları,
10 adedini Kamusal Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları,
10 adedini Özel Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları,
4 adedini Yabancı Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları oluşturmaktadır.
1997 yılında bankaların yurtdışındaki temsilcilik ve şube sayılarında bir değişiklik olmamıştır. Bankaların yurtdışında 60 temsilciliği, 5 bürosu ve 21 şubesi bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.