Çevre Kirliliği ve Nedenleri Nedir

Çevre Kirliliği ve Çevre Kirliliğinin Nedenleri Bir fabrika bacasının tüten dumanı, bir akarsuyun kirli suyu, denizine girilmesi yasaklanan kıyılar, dağ gibi çöp yığınları, kent trafiğinin kulakları sağır eden gürültüsü, bütün bunlar yaşanan çerenin kirlenmesinin sonuçlarıdır.

Canlıların tümü artık oluşturur. Bitkiler bile, ölürler, artık haline gelirler. Doğal artıkların aşırı ölçüde olmaması durumunda doğa bunları büyük bir hızla bünyesinde eritir. Bu özümleme işlemine biyolojik bozulma adı verilir. Ancak insanların ürettiği artıkların büyük bir bölümü biyolojik bozulmaya elverişli değildir. Bu yüzden yığınlar oluştururlar. Doğanın bunları "eritmesi" için uzun zamana gereksinimi vardır, örneğin doğanın plastiği biyolojik bozulmaya uğratması olanaksızdır; buna karşılık kağıt bu işleme uygundur.

Artıklar, gürültü: Teknolojide gelişim insan ömrünü uzatarak dünya nüfusunun artmasına yol açmıştır. Sanayi bölgeleri başta olmak üzere, yaşam düzeyi yükselmiş ve gereksinim duyulan tüketim maddelerinin sayısı ve çeşidi de artmıştır. Buna bağlı olarak insanlar tarafından üretilen sıvı, kâtı, gaz ya da radyoaktif artık maddeler de artmıştır. Bu maddelerin birikmesi yaşanılan çevre üstünde ‘çok tehlikeli ve oldukça duyarlı değişimlere yol açar. Bu değişimlere günümüzde çevre kirlenmesi adı verilmektedir. Çevre kirlenmesi suyu, havayı, toprağı yâni dünyanın başlıca öğelerini ilgilendirir.

Termik kirlenme de özel bir artık türünden meydana gelir. Enerji dönüşümünün bütün evrelerinde, yanma sırasında ve devinimdeki makinelerden etrafa saçılan ısı bu kirlenmeye yol açar. örneğin akarsu ve sel sularının sıcaklığa dönüştürüldüğü termoelektrik santrallarındaki artıklar termik yani ısıl artıklardır.Kendisinden çok az söz edilen bir kirlenme türü de akustik kirlenmedir. İnsan ve hayvanlar için kabulü olanaksız yaşam koşulları yaratan, çalışan makinelerin, bu arada trafiğin oluşturduğu gürültü akustik kirlenmenin kaynağıdır. Çevre kirlenmesi çeşitlerinin tümünü ve neden oldukları sonuçları sıralamak olası değildir.

Bir ırmağın ölümü: Bir yerleşim merkezinin lağım suları bir ırmağın sularına akıtılırsa ne olur? Akarsuyun içerdiği organik maddeler bakterilerce kuşatılır, zararlı ve zararsız bileşikler haline dönüşürler. Temel olarak, aerob ve anaerob olmak üzere iki tür bakteri vardır. Aerob türü bakteriler suyun içinde çözünmüş olarak bulunan oksijeni tüketirler. Bu tür bakteriler su dışın-daysalar bu kez havadaki oksijeni kullanılrlar. Anaerob bakteriler ise organik ve inorganik bileşimlerin moleküllerindeki oksijenden yararlanırlar. Organik artıkların sindirilmesi öncelikle aerob bakterilerce olur.

Oldukça pis kokuların oluşumuna yol açan anaerob bakterilerin sindirim işlemleri yavaş yavaş gerçekleşir. Irmağa katılan artık miktarı akarsuyun taşıdığı suya göre az, ise aerob bakterilerce tüketien oksjien sınırlı kalır ve akarsuyun bitki örtüsü ile hayvan topluluğu bundan etkilenmez. İrmağa katılan artık miktarı çok olursa, tüm oksijen bakterilerce tüketilir, dolayısıyla bakterinin dışındaki yaşam biçimleri ortadan kalkar. Bu noktada ırmak artık anaerob bakterilerin cirit attığı bir "açık lağım suyu’na dönüşmüştür.

Günümüzde kentlerin lağım sularında, normal organik artıkların dışında biyolojik bozulma yeteneği olmayan çok miktarda zehirli maddeler de vardır (örneğin deterjan maddeleri). Bu durum, ırmak suyunun artık tarımsal ve sınai amaçlarla kullanılmayacak kadar kirlenmesine yol açar. Kirlenen su bir daha içme suyu olarak da kullanılamaz. Demek ki akarsuyun kirlenmesi ya biyolojik bozulma yeteneğinde ama yüksek miktarlardaki artıklardan, ya da biyolojik bozulma yeteneğinde olmayan zehirli artıklardan kaynaklanmaktadır.

Bu gelişim salt bir akarsuyun kirlenmesinde değil, çevre kirlenmesinin bütün biçimleri için geçerlidir. Gökyüzü kirlidir: Kentlere, sanayi bölgelerinin ve yoğun trafiğin bulunduğu yollardaki havada, konutların ve fabrikaların bacalarından, taşıtların egzos-larmdan çıkan dumanların yol-açtığı yüksek oranda toz ve çeşitli gazlar vardır. Bu gazlar havada karışır, kimileri birbiriyle tepkimeye girer ve çoğu kez ilk oluştukları andaki konumlarından çok daha tehlikeli ve kimi kez bilinmeyen bileşikler oluştururlar. Bu tür kirlenme atmosferde yayılır ve rüzgarlarla uzaklara, üstelik yalnızca yeryüzüne değil atmosferin yüksek tabakalarına taşınır. Çevre kirlenmesinin atmosferdeki yaygınlığının yol açtığı birçok olay arasında birinden sözetmek sorunun önemini vurgulamaya yetecektir:

Asit yağmuru. Yağmur, atmosferden geçerken karşılaştığı gazlarla tepkimeye girerek yaşayan canlılar ve mineraller için zararlı asitlerin oluşmasına yol açar (örneğin anhidrit sülfirik ile asit sülfirik meydana getirir). Bu asitler kayaların bile yavaş yavaş kimyasal bir etki ile erimelerine yol açabilirler. Atmosferdeki kirlenmenin ne düzeyde olduğu, yağmurdaki asit miktarının artışıyla belirlenir. Kutuplarda bile yağmur suyundaki asit oranının yükseldiği görülmektedir. Aynı durum deniz suyu kirlenmesinde de geçerlidir. Kirlenme deniz suyunda akıntılar ya da başka kirlenme biçimle-riyle uzaklara taşınır. Bütün bu söylenenler, artık yeryüzünde hiç "temiz" bölge olmadığını, temiz havanın solunup rahatça denize girilebilen bir yer bulunmadığını göstermez. Çevre kirlenmesini doğuran maddeler çeşitli yollarla dörtbir tarafa dağılırlarsa da, sanayi ve yerleşim merkezlerinden uzakta bulunan bölgeler, büyük yerleşim merkezlerine oranladaha sağlıklı ve temizdirler.

Ancak çevre kirlenmesini gizlenemez nitelikte tehlike işaretleri olarak görmek gerekir. Çünkü çok yüksek orandaki zararlı artıkların yalnızca üretildikleri dar alanları kirletmekle kalmayıp, çeşitli yollarla önceden kesitirilemeyen sonuçlar doğurarak, tüm dünyayıy etkileyebil-mesi söz konusudur. Kirlilik salt rüzgar ya da suyla taşınmaz, örneğin bir otoyolun hemen kenarında biten otlar, topraktan, otomobil artıklarından yayılan kurşunu özümlerler. Bu otları yiyen hayvanlar aynı zamanda kurşunu da sindirip vücutlarında biriktirirler. Otoyoldan kilometrelerce uzakta yaşayan bir insan bu hayvanın etini yiyebilir. Böylece söz-konusu zehirli madde beslenme zinciri içinde bir canlıdan diğerine aktarılmış olur.

Çevre Kirliliğinin Önlenmesi İçin çareler Teknik, çevre kirlenmesini önlemeye yönelik birçok aygıt geliştirmiştir. Su arıtıcıları, akarsu temizleyicileri, katı artıkları akışkan hale getiren yeni sistemler vb. bunlara örnektir. Geliştirilecek özel aygıtlar, tüketim maddelerinin kalite denetimini daha katı kurallara bağlanmasını sağlarlarsa, daha etkili olabileceklerdir. Bu konuda sayısız tasarımlar vardır, örneğin yüksek derecede çevre kirlenmesine yol açan kimyasal maddelerin üretimlerinin yasaklanması ve diğer birçoklarının kulanımlarının azaltılması önerilmiştir. Bütün bunlar çevre kirlenmesinin azalmasına katkıda bulunacak ya da en azından büyümesini önleyecektir. Alınacak önlemlerin yeryüzünün yaşanamaz duruma gelmeden önce gerçekleştirilmesi çok önemlidir.

Ne yazık ki çevre kirlenmesine karşı verilen savaşım her zaman yeteri kadar etkili olamamaktadır, ölü akarsular, kirli hava ve zehirlenmiş yeşil alanlar daha bir süre varlıklarını koruyacağa benzemektedirler. Çevre kirlenmesinin ülkemizde en belirgin etkilerinin görüldüğü yerlerin başında Haliç (istanbul), izmit Körfezi ve izmir Körfezi gelmektedir.

Sanayi kuruluşlarının artıklarıyla kirlenen Halic’in temizlenmesi amacıyla bölgedeki birçok kuruluş başka yerlere nakledilmiştir. Alınan önlemler Haliç’le belirli bir canlanma sağlamıştır, izmit ve izmir körfezlerinin kirliliklerini önlemek için de benzer önlemler alınmıştır. İzmit Körfezi’ndeki kirlenme zaman zaman balıkların ölü olarak kıyıya vurmalarına bile yol açmaktadır. Öte yandan ülkemizin Akdeniz kıyılarında da kirlenme belirtileri saptanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.