Fındıklı Çağlayan (Abu) Deresi Savaşı (17 Şubat 1917)

1916 yılında Doğu Karadeniz Bölgemizde büyük bir savaş başlamıştı. Bize her fırsatta saldıran Ruslarla yaptığımız savaşlara çok hazırlıksız ve zamansız girdiğimiz için kayıplarımız çok olmuştur. Her türlü ikmal ve iaşeden mahrum kalan Osmanlı Ordusunun bu savaşlarda geri çekilmekten başka çaresi yoktu.

Birliklerimizin çoğu kışlada yetişmiş askerler değildi. Yörelerimizden acele toparlarmış askerliği elverişsiz insanlardı. Buna karşılık Rus’ların düzenli ordulara sahip olmalarının yanı sıra takviye yapma olanakları da vardı. Rus ordusu ayrıca denizden de destekleniyordu.

Silah ve araç bakımından düşmana verilen kayıplar yine de Türkler için büyük bir başarı idi. O yıllarda Karadeniz sahillerinin tahliye etmek zorunda kalındığı haberi yurdumuzun her tarafına duyurulmuştu. Ruslarla birlikte Osmanlı topraklarına giren Ermeni ve Rumlar Anadolu’da ve Karadeniz’de yerli halka büyük işkenceler yaparak sayısız insanımızı öldürdüler. Bu insanlarımız camilere ve samanlıklara doldurup öldürdüler.

1 Kutsal mabedle-rimizi tarihi yapılarımızı, sanat eserlerimizi ve kütüphanelerimizi yağmalayıp Rusya’ya kaçırdılar 2 Yöre halkımız, bu durum karşısında herşeyini bırakıp batıya doğru Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun illerine göç etmek zorunda kaldılar. Böylece yöre halkımız dayanılmaz acılarla dolu muhacirlik günleri de son safhaya gelmişti.

İhtiyarlar, hastalar, çocuklar ve yavrularını bağırlarına koyup yollara düşen analar, akın akın batıya doğru göç ediyorlardı. Osmanlı Ordusu ise milis kuvvetleri takviyesi ile üstün düşman kuvvetlerine karşı direniyorlardı. Ellerinde birkaç tane mavzer av tüfekleri ve demode olmuş dokuzlu silahlarla amansız bir mücadeleye girilmişti.

Seyyar Jandarma birliklerimiz de Ruslarla çatışmalara devam ediyordu. Karadeniz sahillerinde birkaç km. ara ile akan derelerden su değil kanlar akıyordu. Bir yandan doğudan saldıran düşman, bir yanda sahilde demirleyen düşman filosu. Kahramanca mücadele eden askerlerimizin cephelerini dağıttılar.

Boğaz boğaza savaşlar yer yer devam ediyordu. Savunmasız yöre halkı, düşmanın eline esir düşmemek için evini ve bağını her türlü eşyasını bırakarak çoğu yaya olarak bazıları da askerin işine yaramayan sahiplerinin ellerinde kalmış zayıf at ve katırlar üstünde göç ettiler.

Göç zamanında Ruslar bu insanlara top ateşi ile hücum ediyorlardı. Savaş kurallarına uymayan bu hareketle nefretle anılan gerçeklerden birisidir. Açlık, yokluk, hastalık ve ölüm dolu günler yaşandı. Halk cephe gerisinde Rum ve Ermeni çetelerinin baskınlarına da maruz kalıyordu.

Birliklerimiz Arhavi’de altı gün kalabildiler. Rus kuvvetleri beklenmedik bir anda Üçüncü Ordu kuvvetlerimize karşı taarruza geçtiler. 3 Kuvvetlerimiz. Arhavı’de zayiata uğramıştı. Ruslar savunma hatlarımızı yararak Fındıklı’ya doğru ilerlediler. 24 Ocak 1916 tarihinde Fındıklı ilçemize karşı 18 parça harp gemisi, top ve makineli tüfek desteği ile sabahın afağında taarruza geçtiler.

Ertesi gün yani 25 Ocak 1916 da Kapisre Köyü’nün deniz tarafı düşmanın eline geçmişti. Birliklerimiz gece bütün sahil kesimine taarruz ettiği halde olumlu bir sonuç alınamıyordu. Daha önce Aksu’da yerleşen birliklerimiz de Çağlayan Deresine doğru geri çekildiler.

4 Ruslar bir türlü ilerleyemiyordu. Burada düşmana karşı bir savunma savaşına geçildi. Sahil mıntıkasının savunmasını yapan Teşkilatı Mahsusa Alayımızın birinci taburu karşı koymaktaydı. Tabur Komutanı Yüzbaşı Veysel Gönye idi. Üçüncü Ordu Komutanı Trabzonlu Albay Hacı Hamdi Pirselimoğlu idi. 53. Alayımızda düşmanın saldırılarına karşı koymaktaydı.

53.Alay Komutanı ise Hopalı Yarbay A.Rıza Müniroğlu idi. Düşman kuvvetleri Fındıklı İlçesini ele geçirmek için savaş gemileri ile durmadan Fındıklı’yı bombalıyordu.

Tabur Komutanı Yüzbaşı Veysel Gönye askerlerine “Süngü tak” emri verdikten sonra ön siperlere kadar sokulan düşmana karşı taarruz yapmak için “Hücuma geçeceğiz dikkat arkadaşlar” diye bağırıyordu. Bu emir üzerine burnunun dibine kadar sokulan düşmana doğru şahlanan Mehmetçikler, bütün güçleriyle süngü sallıyorlardı. “Allah, Allah!.” sesleri ile yer gök inliyordu.

Çağlayan Deresi savaşında Yüzbaşı Veysel Bey’in taburunun üçte ikisi şehit olmuştur. Bizim askerlerimizden bir yüzbaşı ile beraber 500-600 şehit ve yaralımıza karşılık; düşman 4.000-5.00 ölü ve yaralısı vardı.5* Birliklerimizin sol tarafında ise Yüzbaşı Veysel Bey bir bölük askerle mücadele veriyordu.

Birliklerimiz 48 saat düşmana bir adım bile attırmadı. Fındıklı halkıyla birlikte büyük bir inanç ile düşmanı yok etmek için her şeye baş vurulmuştu. 53. Alay Komutanı Yarbay A. Rıza Minüroğlu’da savaşa Hafiz Tahiroğlu’nun evinden komuta ediyordu. Yanında 23 yaşındaki İstanbullu Teğmen Dr. Salim Ka-dıoğlu’da bulunmaktaydı. Fındıklı’da düşmana a-ğır zayiat verdirdiği için yöre halkı onu çok seviyordu.

5 Şubat 1916 da Rusların sahilden taarruzları başlamıştı.6 Bu taarruzları 11 piyade taburu, 3 süvari bölüğü, 24 top, 1 Rostislav zırhlısı ve 7 muhriple denizden destekliyordu. Buna karşılık birliklerimizin kuvvetleri ise 7 piyade taburu, 1 süvari takımı ve 6 topu bulunuyordu.

Denizden desteklenen Rus taarruzları karşısında birliklerimiz geri çekilmeye mecbur oldu.7 6 Şubat 1916 da Trabzon limanına indirilen Üçüncü Orduya mensup 129 subay, 400 er, bir dağ bataryası, 8 makineli tüfek müfrezesi, bin tüfek ve 200 sandık cephane yolların karla kaplı olması nedeniyle, Erzurum sınırına ulaştığında Erzurum’un düşman eline düştüğü öğrenildi.

8 7 Şubat 1916 da Fındıklı (Kapisra) Deresi’nin batı kıyısında mevzi-lenmiş olan kuvvetlerimiz bozulmuştu.9 10 Şubat 1916 da Arılı (Pishala) Deresi’nin batı kesimine geri çekildiler. 10 Birliklerimiz 15 Şubat 1916 tarihine kadar gün boyunca denizden donanmanın bombardımanlarıyla desteklenen Rus taarruzlarına karşı direndiler.

T.B.M.M. Reisi Umumi Katibi Veysel Gönye, “Bir bölük askerle düşmana karşı 48 saat süren çatışmalarımız oldu’’ demiştir. Veysel Bey’in hatıralarında ayrıca şu bilgiler verilmiştir. “18 savaş gemisine, makineli tüfek ile otuzdan fazla kara topuna 100 den fazla hafif ağır makineli tüfekle iki piyade alayına direndim.”

15 Şubat 1916 da düşman keşif taarruzunu yaparak asıl taarruzunu geri ve iç köylere yerleşen 8.Alayımızın 2.Taburunu esir almayı düşünüyordu. Ruslar 9 taburunun ve donanmasının desteği ile saldırdılar. Çağlayan (Abu) Deresi’ndeki savunma hat-tımızı yarıp, Arılı (Pıshala) Deresi’ne kadar ilerleyip cephemizi ikiye böldüler. Birliklerimiz bu ani taarruz karşısında geri çekildiler.” Alay Komutanı Yarbay A. Rıza Müniroğlu ise Gürsu ve Yeşildere mevkiine doğru geri çekilme emri verdi.

Çağlayan Deresi bir hafta boyunca kanla boyalı akmıştı. Ruslar, Fındıklı ilçemizi ateşe verip, perişan ettiler. O gece Pazar İlçemizde bulunan Lazistan Havalisi (Bölge Komutanı) Tuğgeneral Avni Paşa’ya durum anlatıldı. O, Fındıklı’da bulunan birliklerimize şu son emri verdi. “Düşmanı süngü hücumu ile defedin. Fındıklı Ruslara mezar olacaktır” dedi. Birliklerimizin çoğunun süngüsü bile yoktu.

Fakat emir emirdi. Mehmetçik süngü yerine dişini tırnağına takarak, sopa taş kullanarak, boğuşa, boğuşa Rus askerleri ile savaşıyordu. Bu mücadeleyi yürüten subay ve erlerimizin yüzde doksan dokuzu şehit olmuştu. O günlerde Alay Komutanlığına Yüzbaşı Ziya Bey getirilmişti. Birliklerimiz Kamaşene Mahallesi’ne çekildiler. 1.2.3. Tahurlarımız bu sırtlarda mevzilenmişti.

Birinci Tabur Komutanı Binbaşı Muhsin Bey, İkinci Tabur Komutanı Binbaşı Adil Bey, Üçüncü Tabur Komutanı Veysel Gönye idi. Ayrıca Yüzbaşı Kamil, İhsan Beyler de vardı. Bu birliklerimize ait yedek subaylarımızdan Mustafa Şahinler, İstanbullu Teğmen Dr. Salim Kadıoğlu ve Rıfat Kalpakoğlu’da vardı.12

Ruslar Fındıklı İlçemize yine ikinci bir kez kuşatma harekatına geçtiler. Birliklerimiz de gece taarruzuna girdilerse de bu taarruz sonuçsuz kalmıştı. Düşman Onadı ve Hara bayırını geçerek Yeni Mahalle’de olan birliklerimizi imha etmek için büyük bir çaba sarf ediyordu. Çünkü bu iki bayırı geçmeden ilerleyemiyorlardı. Bu nedenle Yeni Mahalle’de düşmanla çok çetin bir savaşa girilmişti. Fındıklı İlçemizde büyük zararlar meydana geldi. Bu arada birliklerimizin arasındaki irtibat kesilmişti.

Bütün subaylarımız büyük endişe içinde kaldılar. Yine de geri çekilmekten başka çare yoktu. Yeni Mahalle’de olan birliklerimize haber ulaştıran Mehmetçiklerin hepsi burada şehit oldular.

Teğmen Dr. Salim Kadoğlu bu ağır görevi üstlenerek düşmanın ağır topçu ateşi altında ve yağan mermilerin arasından büyük bir cesaretle ilerledi. Birliklerimize “Geri çekilin” emrin verdi. Bu haber üzerine birliklerimiz hemen Meyvalı ve Hamidiye (Eski Trabzon) mevkilerine çekildiler.

Gönüllü olarak kalanların hepi Yeni Mahalle’de Teğmen Dr. Salim Kadıoğlu’da dahil tek bir kişi bile sağ kalmamıştı. Teğmen Kadıoğlu bir ağaca dayanır vaziyette ölmüş olarak görüldü ve aynı yerde toprağa verildi. Aksu (Abusufla) Köyü’nde toplanan Fındıklı halkı sabahın şafak vaktinde “Allah, Allah…” sesleriyle düşmana saldırdı. Burada 18 gün süren bir kanlı çatışmadan sonra ancak Rus ordusu ilerleyebildi. Ruslar 17 Şubat 1917 de Fındıklı ilçemizi işgal ettiler. Geri çekilen birliklerimiz Ardeşen İlçemizde yakaladığı düşman ordusuna kan kusturup, düşmanı tamamen yok etmeyi başardılar.

Düşman kuvvetleri sürekli kayıp vermesine rağmen aldığı takviyelerle bunu telafi ediyordu. Bununla beraber Karadeniz sahillerinden bir türlü vaz-geçemiyordu. Bu arada Rus Ordusunun Komutanı

Kaynak: Rize’nin Kurtuluşu – Celal Topaloğlu

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.