Çiçekler Nedir

30.11.2019
1.778
Çiçekler Nedir

Tohumlu bitkilerin üreme organlarım taşıyan parçası çiçek adını alır.Genellikle bitkinin geri kalan parçalarından daha güzel, daha gösterişli ve daha kokulu olur. Bununla birlikte, bitkinin öbür organları arasına sıkışmış, ancak uzmanların , ayırt edeceği denli küçük olan çiçekler de vardır.

Çiçeğin yapısı: Tam çiçek, bir sap, bir çiçeklik ya da çiçek-tablası, bir çanak, bir taç, erkek ve dişi organlardan oluşur. Çiçeğin çeşitli bölümleri, dikey olarak çiçek ekseninin çevresindeki bir halka biçiminde dağılmış durumdadır.
Bu bölümlerden bir kısmının önemli görevleri vardır, örneğin dişi ve erkek organlar, döllenmeleriyle bir bitkinin üreme organlarını, yani tohumlarını hazırlarlar.

Kimi bölümlerse ancak dış etkilere karşı koruma, döllenmeyi kolaylaştıracak canlıları çekme gibi dolaylı görevler görürler. Bu ikinci derecedeki organlar, bitkinin türüne ve fiziksel gereklerine göre eksik olabilir ya da hiç bulunmayabilirler. Çiçek bir sapla bitkiye bağlıdır. Sapın uzunluğu bitkiye göre değişir. Sap çoğunlukla yeşil renklidir.

Üst ucunda genişleyerek bir kadeh biçimini alır. Ancak, hiç sapı olmayan çiçekler de vardır. Sapsız denen bu türlerde çiçek bitkiye doğrudan doğruya çiçektablasıyla tutunur. Çiçeğin öbür kısımları, yani çanak, taç, erke ve dişi organlar çiçektablasının içinden çıkar. Çanak dış kısımdadır. Genellikle yeşil yaprakçıklardan oluşur. Bunlar çanak yaprak adını alırlar. Çanakyapraklar kimi bitkilerde ayrı ayrı dururlar. Kimi bitkilerdeyse koni biçimi ya da

yuvarlak bir kap biçimi oluşturacak düzende biraraya gelirler. Ayrı ayrı çanakyaprağı olan çanaklara ayrı çanakyapraklı, çanakyaprakları birleşmiş olan çanaklara da bitişik çanakyapraklı denir.

Çanağın başlıca görevi, çiçek henüz bütünüyle açılmamışken tacı ve iç organları korumaktır. Dış kısımda bulunan bir dizi ince ve küçük yapraktan oluşmuş çanakçık da çanağın bu görevine katılır. Çanakyaprakların içinde bulunan ve beyaz ya da çeşitli renklerde olabilen, taçyaprak adını alan küçük parçalar çiçeğin en gösterişli kısmı, tacı oluştururlar. Taç da tıpkı çanak gibi ayrı taçyapraklı ya da bitişik taç-yaprakh olabilir.- Çanak ve taçyapraklarından oluşan çiçek kısmına çiçekörtüsü adı verilir. Kimi bitkilerde çanak, kimilerinde de taçyaprak bulunur. Bunlara tasçız denir. Kural olarak çanak ve taçyaprakların sayısı birçeneklilerde 3, ikiçenekli-lerde 4 ya da 5’dir.

Taçyapraklar kimi çiçeklerde düzenli olarak dizilirler; taç, düzenli taç adını alır. Kimi zaman dizilişlerinde bir bakışım olmaz; taç, düzensiz taş adını alır. Her iki türde de tacın biçimi ve boyutları çok çeşitli olabilir. Her birinin ayırt edici özelliklerine göre ayrı bir adı vardır, örneğin, ayrı taçyapraklı (dialipetal) taçlar, gülgillerin (yabangülü, elma ağacı çiçeği, şeftali ağacı çiçeği, vb.) özelliği olan beş taçyapraklı gül biçiminde olabilirler; haçlıgil-lerin (bayırturpu, karnabahar, yabanturpu, vb.) özelliği olan dört taçyapraklı haç biçimi gösterebilirler. Yine düzensiz ayrı taçyapraklılardan baklagillerin (fasulye, nohut, salkım vb.) özelliği olan kelebek biçimi tacı da belirtmek gerekir.

Burada taçyapraklar beş tanedir ve kelebek biçiminde dizilmişlerdir. Üst kısımda bayrak adı verilen büyük bir taçyaprak vardır. Yanlarda kanada benzer iki tane, aşağı kısımda da karina gibi uzayan iki tane küçük taçyaprak bulunur. Bu biçimdeki taçlar, yaprakları birtakım değişiklikler gösterse bile, her zaman aşağıda dar, yukarıda geniş olurlar.

Bitişik çanakyapraklı taçlarda üç parça vardır. Bunlar, tüp adı verilen koni biçimi bir temel; boğaz adı veilen bir ara kısım; uç adı verilen ve açıklığı çiçeğine göre değişen, az ya da çok şişkin ve dişli, yarıkh bir son kısımdır. Düzenli bitişik çanakyapraklı taçlardan gündüz sefası, kahkahaçiçeği, vb. da olduğu gibi geniş bir huniye benzer olanlar en tipik örneklerdir.

Düzensiz bitişik çanakyapraklı taçlara örnek olarak da adaçayı, biberiye ve nanenin beş yuvarlak halind birleşmiş, iki dudağa ayrılmış, dudaksı adını taşıyan taçları, asla-nağzınm maskeli adı verilen tacı, yüksükotunun parmağa benzer tacı gösterilebilir. Eşey organları: Çiçektablasının çeşitli noktalarında, kimi zaman da taç üzerinde erkek organlar bulunur.

Erkek organların her birinin bir sapı vardır. Buna ipçik denir. İpçiğin ucunda şişkin ve başçık adı verilen bir kısım bulunur. Başçıkta iki çeçektozu kesesi vardır. Her bir çiçektozu kesesi iki gözlüdür. Bu gözlerde çiçektozlarını oluşturan hücreler bulunur. Bunlar çoğalarak çiçektozlarını yaparlar. Bitkinin üremesine en gerekli öğe olan çiçektozu mikroskopik taneciklerden oluşmuştur. Çiçektozları genellikle sarımsı, kimi çiçekler de kırmızı, gri, beyaz ya da mavidir. Genellikle küre biçiminde olmakla birlikte başka biçimlerde de olabilirler.

Her çiçek tozu taneciği iki zarlı bir hücredir. Dış zar kitinden, iç zar selülozdan yapılmıştır. Her hücrede besler çekirdek ve döler çekirdek olmak üzere iki çekirdek bulunur. Dış zar pürtüklü, çoğu kez de düzensiz kıvrımları olan, dikenciklerle kaplı koruyucu bir tabakadır. Ongunlaşan bir erkek organın başçığındaki çiçektozu keseleri çatlar, çiçektozları etrafa dağılır. Çiçeğin en iç kısmında dişi organlar olan yumurtalık (ovarium), boyuncuk (stilus) ve tepecik (stigma) bulunur.

Yumurtalık çiçeğin en önemli bölümüdür. Çiçeğin öbür kısımlarından yukarıdaysa üst yumurtalık, onlarla aynı düzeydesye, orta yumurtalık, daha aşağıdaysa alt yumurtalık adını alır. Çi-çektablasmda bir çukurda bulunan yumurtalığın içinde yumurtacıklar bulunur. Yumurtacık ol-gunlaşarak tohumlan, yumurtalık da meyveleri oluşturur. Kimi çiçeklerde hem dişi organ, hem de erkek organ bulunur. Bunlara erdişi çiçekler adı verilir. Yalnızca erkek ya da dişi organı bulunan çiçekler tek cinsli çiçeklerdir. Ayrıca, ender olmakla birlikte, ne dişi, ne de erkek organı olan çiçeklere de rastlanır.

Çiçeklerin bitki üzerinde yer alışma çiçek durumu adı verilir. Çeşitli çiçek durumları vardır. Bir sap üzerinde tek bir çiçek (lale) olabildiği gibi, bir sap üzerinde iki ya da daha fazla çiçek de (gündüzsefası) düzensiz bir biçimde yer alabilir. Bu tiplerin ikisine de uymayıp çeşitli görünüşlerde toplananlar da vardır. Örneğin, doğrudan doğruya bir eksenden çıkan çiçekler olduğu gibi, eksenden çıkan ikinci derecede sapları tutunan çiçekler de vardır. Bunların birincisine basit çiçek duru ikincisine de karma çiçek durum adı verilir.

En yaygın çiçek durumları salkım ve talkım durumlarıdır. Salkımda ana dal, yan dallardan daha uzun ve daha gelişmiştir. Talkımda bunun tersi görülür. Ana dal, yan dallara oranla daha az gelişmiştir. Bu iki belli başlı çiçek durumu da altbölümlere ayrılır, örneğin bileşik salkım (asma), başak (lavanta), şemsiye (havuç), tırtılsı (kayın), yassı-tapa (papatya), vb. çiçek durumları, hep salkım durumunun birer altbölümüdürler.

Talkım durumu içinde- de yelpaze, sarmal, akrepsi gibi altbölümler bulunur. Salkım durumunda ilk önce salkımın alt kısmındaki çiçekler, sonra ucun-dakiler açar. Talkım durumunday-sa önce talkımın ucundakiler, sonra altaki çiçekler açar. Çiçeğin önemi, gösterişinden ya da çeşitli bölümlerinden değil, bitkinin döllenmesini sağlamasından ileri gelir, iki eşeyli; (erdişi) bitkilerde tozlaşmanın, yani çiçektozunun başçıktan dişi organa geçmesinin (her ikisi de

aynı bitki üzerinde bulunduklarından) çok kolay olacağı düşünülebilir. Ne ki gerçekte dolaysız adı verilen bu çeşit tozlaşmaya doğa çok az yardım eder. Genellikle erkek ve dişi organlar aynı zamanda olgun-laşmadıklarından ya da çiçeğin belli özellikler göstermesinden ötürü dolaysız tozlaşma zorlaşır. Dolaylı tozlaşma, yani çiçektozunun başka bir bitkinin dişi organına taşınmasıyla olan toz-laşmaysa, çok daha yaygın olan tozlaşma biçimidir. Bunda tozlaşma, rüzgar, su ve böcekler gibi çeşitli aracılarla gerçekleşir.

Çiçekler tozlaşma durumuna göre, az ya da çok değişiklik gösterirler. Örneğin, tozlaşması rüzgar aracılığıyla olan bitkilerin çiçekleri, böcek çekmek zorunda olmadıklarından, göze çarpmazlar. Bu çiçeklerin kokuları da azdır. Buna karşılık bu tür bitkilerde saat sarkacına benzeyen bir çiçek durumu vardır. Bunlarda rüzgarın rahatça salladığı çok ince ipçikler üzerinde iri bir başçık bulunur (örnek, buğdaygiller). Öte yandan epeyce kısmı rüzgarda kaybolup gideceği için bu tür bitkilerin çiçek tozları da boldur.

Bu bitkilerin örneğin kozalakların, ilkbaharda bir altın yağmuru gibi çiçektozu bulutlan içinde görünmeleri bundandır. Tozlaşması su aracılığıyla olan bitkilerin erkek ve dişi organları çiçeğin suda yaşamasına uygun ve tozlaşmayı o yolla kolaşlaştıracak nitelikte biçimlenmişlerdir.

En yaygın tozlaşma biçimi hayvanlar aracılığıyla olur. Tozlaşmasını hayvanlar aracılığıyla gerçekleştiren bitki türlerinde özellikle böcekleri çekme ge-nişliğiyle, gerek tacın biçimiyle çok gösterişlidir. Taçyapraklar ve çanakyapraklar renkleriyle böcekleri, balözlerini emmeye çağırırlar. Böcek bunu emerken çiçektozunu ayaklarına, vücudunun tüylü kısımlarına ve ağzına bulaştırır. Aynı türde başka bir çiçeğe geçince de üzerindeki çiçektozunu bu çiçeğin dişi organına bırakır.

Çok daha az görülen bir başka döllenme biçimi de “kapalı dö!lenme”dir. Kimi bitkilerin

çiçeklerinde taçyapraklar birbiri üzerine kapanmış olduğundan tozlaşma kendiliğinden gerçekleşir. Bu lür döllenmeye verilebilecek en uygun örnek menekşedir. Menekşede bilinen çiçeklerden başka küçük, görünmeyen, kokusu ve balözü bulunmayan, hiç açılmayan ikinci bir çeşit çiçek bulunur. Bunlar kimi zaman döllenmiş ve artık meyve durumuna geçmekte olan öteki çiçeklerle karıştırılabilir.

Oysa bunlar erkek organlarıyla ve pistilleriyle tam birer çiçektir ve tozlaşmaları rüzgar ya da böceklerin yardımına gerek olmaksızın doğrudan gerçekleşir. Bitkinin yeni yeni bölgelere yayılmasında ve soyunun sürüp gitmesinde çiçek en büyük önemi taşır. Bitkinin çiçeğini oluşturmasına “çiçek açma” adı verilir. Botanikteyse buna an-thesis denmektedir. Anlhesis terimi yalnızca çiçeğin açılmasını değil çiçeğin bitki üzerinde canlı olarak kaldığı süreyi de belirtir.

Çiçek açma dönemi, genellikle iyi havanın egemen olduğu’ aylarda, özellikle ilkbahardadır. Bununla birlikte, yazın, ya da çiğdem gibi, sonbalarda da çiçek açan bitkiler vardır. Kardelen ve safran gibi kimi küçük bitkiler de kış sonunda topraktaki kar tabakasını delip ortaya çıkarak çiçek açarlar.

Çiçekçilik: Çiçek açma dönemi tozlaşmanın türüne göre ışık, sıcaklık ve nem gibi başka dış etkenlere bağlı olarak değişir. Ancak ömeğin seralarda olduğu gibi, -bitkinin gereksinim duyduğu koşullar sağlandığında, mevsime bağlı olmaksızın istenen zamanda, istenen bitki türü yetiştirilebilir.

Çiçek yetiştiricileri yalnızca varolan çiçek türlerinin korunup yetiştirilmesiyle yetinmezler. Bilinen çiçeklerin birbirleriyle tozlaşarak döllenmesi de çiçekçiliğin uğraşları arasındadır. Me-lezlenme adı verilen bu işlem, bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde yapılır. Önce döllenecek çiçeğin erkek organları köreltilir. Dişi organ döllenmek islenen çiçeğin tozlarıyla toz-laştırılır. Yeni bitki çiçeklenme süresi içinde melez bir çiçek ve-

rir. Melezleme işi ayıklamayla birlikte genellikle kır çiçekleri üzerinde yapılır. Bu yolla elde edilen sayısız çiçek vardır. Çiçek durumu nedir? Çiçekler taçlarının biçimine ve sap üzerindeki durumlarına göre sınıflandırılırlar. Karanfil, lale gibi kimi çiçekler tek başlarına büyürler. Papatya, yonca gibi çiçekler ise çiçek durumu adı verilen topluluklar oluştururlar. Papatya ilk bakışta tek bir çiçekten oluştuğu izlenimini verir. Ama iyice incelenince, durumun böyle olmadığı görülür. Gerçekten de papatya kabarık bir yatak üstünde açmış birçok küçük çiçekten oluşur. Papatyayı oluşturan bu minik çiçeklerin dış tarafta yer alanları kısırdır. İşlevleri yalnızca böcekleri çekmektir. Iç taraftakiler ise çiçektozu (polen) ve balozu (nektar) üretirler.

Çiçek durumu meydana getiren çiçekler, çoğu kez ya yalnızca dişi ya da yalnızca erkek çiçekler içerirler. Bunlara tek eşeyli çiçek durumu adı verilir. Çiçek durumuna, çiçeklerin diziliş biçimine göre değişik adlar verilir.

Tozlanma yolları: Kimi çiçekler tozlanma sağlamak amacıyla ilginç yollara başvurular, örneğin adaçayınm, eğri ve uzun erkeklik organları (etaminler) duyarlı bir kaldıraç işlevi görürler. Böcek erkeklik organının alt bölümüne bastırınca, başçığın kıvrılarak, üzerine çiçektozu dökmesine yol açar. Erkeklik organlarının çiçektozu bitince, dişilik organı (pistil) alçalarak, böceğin üzerindeki çiçektozlarını toplar. Görünüşleri ve kokularıyla kimi zarkanatlı böceklerin dişilerine benzeyen orkide türlerinin davranışı daha da ilginçtir.

Erkek böcek orkideyi dişi böcek sanarak yaklaştığında tozlaşma gerçekleşir. Danaayağının ise erkek ve dişi çiçekleri, çevresi bir tür yaprakla kapalı bir muhafaza içindedir. Buraya bir böcek girince, yaprağın tüyleri, böceğin çıkış yolunu örterler. Böylece böcek, erkek çiçeklerden dişi çiçeklere çiçektozu taşıyarak tozlaşmayı gerçekleştirir. Tozlaşmadan sonra tüyler çıkışı açarlar.

YORUMLAR

  1. sude yusuf dedi ki:

    oooo ha

  2. muhammet c. dedi ki:

    {bunun 1 dakikalığı yani kısası yokmu.
    maşaallaaaaahhhh…………………………}

  3. selim dedi ki:

    çok güzel

  4. cansu dedi ki:

    çok güzel ve çok uzun

  5. cansu dedi ki:

    çoooook kısaymııışşşşşşşşş