Balina (Balinalar) Özellikleri

BALINA, Omurgalı hayvanların memeliler sınıfından bir tür. Balina, yunusbalığı, beyaz balina gibi deniz memelileri, kimi kara hayvanlarıyla aynı soydandırlar. Bu hayvanların atalarının taşılları üzerinde araştırma yapan zooloji uzmanları, hangi türden geldikleri konusunda kesin bir kanıya varamamışlardır.

Bir dönemler deniz canavarı diye adlandırılan balina, gerçekte oldukça sakin bir hayvandır. Halk dilinde bütün büyük deniz memelilerine balina adının verilme sine karşın, gerçekte birbirinden farklı iki ırk vardır. Bunlar, çeşitli türleri içeren gerçek balinalarla, kuzey balinalarıdır. Balinalardan daha büyük olan kuzey balinaları, yeryüzünün en iri hayvanlarıdır.

Bir gerçek balina en çok 30 metre uzunluğa varırken, bir kuzey balinasının uzunluğu 33 metreyi aşabilir. Ağırlığıysa 130 ton kadardır. Sırtı, arka arkaya dizili beş fili taşıyacak yapıdadır. Dev bir balık görünümündeki balinalar gerçekte kedi, köpek ve insan gibi memeliler sını-fındandır.

Balina oniki ay süren gebelik sonunda, en aşağı dört metre uzunluğunda tek bir yavru doğurur. Dişi balinanın memeleri yağlı karnının içindedir. Böylece hayvan yüzerken memeler kendisini rahatsız etmez. Ancak yavrusunu emzirmek gerektiğinde karın kaslarını çalıştırarak memelerin dışarı çıkmasını sağlar.

Böylece su altında yavrusunu emzirir. Emzirme döneminde yavru balina günde 100 kilo alır. Yalnızca birkaç ay sütle beslenen yavru balina, bir yıl boyunca annesinin yanından ayrılmaz. Balina hava solunur.

Yüzyıllardır insanlar için çok değerli bir av sayılarak yakalanan balinaların yaşam süresi otuz yıl kadardır. Ancak avlanmaktan kurtulup, bu süreyi ta-mamlayabilen balinaların sayısı çok azdır.

Balinaların çok geniş olan ağızlarında diş yoktur. Yalnızca üst çenelerinde, her yanda 300 tane olmak üzere, yanyana dizilmiş ince kemik çubuklar bulunur. Bunlara balina çubuğu (fan-on) denir. Balina, çubukların aralarına takılan küçük deniz hayvanlarıyla beslenir. Dişsiz olduğu için avını çiğnemeden yutar. Bir balina yaralı olmadığı sürece kimseye saldırmaz.

Deniz dibinde ortalama yirmi dakika kalabilen (kimi türleri 1 saat kadar kalabilir) bilanalar, akci-ğerleriyle nefes aldıklarından boğulmamak için sık sık su yüzeyine çıkmak zorundadırlar. Suyun içindeyken soluklarını tutarlar. Boğulma tehlikesi nedeniyle su altında uyuyamadıkla-rından, su yüzüne çıktıkça kısa sürelerle uykuya dalarlar. Karada yaşayan hayvanların vücudu kıllarla kaplıdır. Oysa balinanın yalnızca başının üzerinde birkaç kıl vardır.

Balinanın vücudu kıllı olsaydı saatte 10 km.’ye varan yüzme hızı engellenirdi. Balinayı soğuktan korumak için doğa vücudunu kaim bir yağ tabakasıyla kaplamıştır. Bu tabaka buzla kaplı denizlerde bile hayvanın vücut sıcaklığını belli bir düzeyde tutmasını sağlar. Kara memelilerinin tersine, balinanın koku alma duyusu gelişmemiştir. Buna karşılık kuvvetli bir işitme duyusu vardır.

Kulak kepçeleri bulunmamasına karşın, yaklaşan herhangi bir tehlikeyi gözlerinden çok kulaklarıyla algılar.Balinanın vücut yapısı: Memeli hayvanlara özgü dört bacak, balinada gövdenin arka kısmındaki yan kasların arasına saklanmış iki büyük kemikle, su içinde dengesini sağlayıp dönüşler yapabilmesine yardımcı olan iki kanada dönüşmüştür. Balinanın kıkırdaktan oluşan güçlü kuyruğunun yatay oluşu ilgi çekicidir.

Balina hareket edebilmek için kuyruğunu aşağı yukarı hızla oynatır. Su yüzeyine çıkınca akciğerlerinde tuttuğu havayı başının üzerindeki “hava deliği” denilen iki burun deliğinden dışarı püskürtür. Bu sıcak ve nemli hava, soğuk havayla karşılaşınca yoğunlaştığından 45 metre yüksekliğinde bir buhar sütunu biçiminde görünür. Balinanın iskeleti toplam ağırlığının yalnızca % 17’si kadardır. Su içindeyken suyun kaldırma gücü bu ağırlığın taşınmasına yardımcı olur. Ancak kıyıya vurmuş bir balina, vücudunun ağırlığını kaldıramadığı için akciğerleri sıkışır ve kısa sürede ölür.

Balina avı: Eski kaynaklardan anlaşıldığına göre ilk balina avcıları, bu amaçla yapılmış büyük kayıklarla ava çıkan iskandinavyalılardır. Yelkenli gemilerin kullanımına onüçüncü yüzyılda başlanmıştır. Ancak yelkenli gemilerin kullanıldığı dönemlerde bile avcılar, balinanın yanına kürek çekerek yaklaşmak zorundaydılar. Onbeşinci yüzyılda ispanyollar tarafından balina avı için özel tekneler yapılmıştır.

Büyük zıpkınlarla avlanan balina bu teknelerde işlenir, eti, yağı ve kemikleri birbirinden ayrılırdı. Böylece tonlarca ağırlıktaki hayvanları açık denizlerden kıyıya taşıma zorunluğu ortadan kalkmış oluyordu. Daha sonra ingilizler, Hollandalılar, Almanlar ve Japonlar da hızlı ve iyi donatılmış tekneler yaparak balina avcılığına yöneldiler. Böylece denizlerde gerçek bir balina soykırımı başladı. Günümüzde balina avcılığı, işleme odaları ve geniş soğutucularla donatılmış büyük gemilerle yapılır. Çok gelişmiş olan bu teknelerde radar sistemi de vardır.

Ayrıca güverteye bir halatla bağlı olan zıpkınlar otomatik olarak balinaya fırlatılır. Daha sonra özel bir sistemle balinanın midesine sıkıştırılmış hava verilir. Böylece kısa sürede ölen hayvan, avcılar tarafından kolayca işlenir. Bir tek balinadan 100 kg. balina çubuğu, 5000 litre yağ, ayrıca ticaret amacıyla kullanılan kemik ve et elde edilir. Norveç ve Japonya’da besin maddesi olarak kullanılan balina eti birçok ülkede kedi köpek maması yapımında kullanılır. Kemikleri öğütülüp hayvan yemi olarak tüketilir. Bu amaçla, her yıl yaklaşık 50.000 balina avlanmaktadır.

7 yorum

  1. neden doga uzerini yag kaplamıs diyorsunuz.doga nedir eli gözü kulagı varmı beni duyabılırmı ihtiyacımı verebilir mi niye bu kadar guzel sanatları bir ustasız dısunuyorsunuz.herseyin ustası varda neden kainat ustasız olabilsin. göz bir kitap okumakla bitmiyor.bu kitap nasıl katipsiz olsun.hangi kitabın yazarı yok.saygılar

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.