Avrupanın Gözüyle Yenilmez Türk Osmanlı Nedir Vikipedi Kısaca - Rize


Avrupanın Gözüyle Yenilmez Türk Osmanlı

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi tarafından “Osmanlı ve Avrupa, Değişen Algılar” konulu panel düzenlendi.
Üniversite Sosyal Tesislerde düzenlenen Panelde ilk olarak Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Abdullah BAY konuşma yaptı. “Avrupa’da Türk Algısı” başlığı altındaki sunumunda BAY, siyasi ve askeri olayların etkisiyle XVI. yüzyılda var olan ve sabitleşen Türk imajından söz etti.

O dönemdeki Türk imajının “dinî düşmanlık bilincinin” bir sonucu olduğunu savunan BAY; “İstanbul’un fethi yankıları ve üstünlüğün ele geçirilişi ile “yenilmez Türk” imajı doğmuştur. Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra Avrupalılar Osmanlı’yı “Vahşi, Savaşçı, Cesur, Görkemli ve karşısında durulamayacak kadar güçlü” olarak algıladı. Fatih zamanında ilk defa kullanılmaya başlanan “El Gran Turco” deyimi deyimsel farklılıklarla bütün Avrupa devletlerinin Osmanlı padişahına verdiği unvan olmuştur.

Aynı zamanda Türkler “askerî güç,  fetih hırsı ve Hıristiyanlarla savaşta zulüm” ile bağdaştırılır. Kültürel farklılıklar da anlaşılmaz ve olumsuz değerlendirilir. İstanbul’un fethiyle oluşan “yenilmez muazzam” Türk imajı, Viyana’dan sonra “yenilebilir Türk” olarak değişti. Avrupa, öç duygusuyla harekete geçti ve biz buna genel olarak “Doğu sorunu” veya “Türk sorunu” diyoruz. Amacı, Türkleri ilk önce Avrupa kıtasından atmak, daha sonra ise Anadolu’dan yeniden Orta Asya’ya sürmekti. İşte bunun için Osmanlı’nın dağılması sürecinde Avrupalılar küçük uluslara sonuna kadar destek verdiler. Osmanlı Devleti bu dönemde “Avrupa’nın hasta adamı” olarak tanımlanmış; Osmanlılar da “her mevsim avlanması serbest hayvanlar” sınıfına sokulmuştu. “Vahşi, hilebaz, külhanbeyi, çıkarcı, kan emici, rüşvetçi, barbar” gibi olumsuz Türk imgeleri, 19. yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başından itibaren günümüze kadar devam etmektedir. Tek fark Türklerin artık Avrupa’yı korkuyla titreten güçlü bir halk olarak değil, küçümsenen ikiyüzlüler olarak görülmeleridir.”dedi.

Osmanlı’nın, Avrupa’nın belleğinde ve bilinçaltında unutulmaz bir iz bıraktığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Abdullah BAY, Avrupalıların elde ettikleri galibiyetle belki bir ölçüde Osmanlı korkusunu üzerlerinden attığını, ancak o günden bugüne gelişen bazı mühim tarihi gelişmelerin bunun o kadar da kolay olmadığını açıkça gösterdiğini belirtti.

Osmanlıların tarihsel süreç içerisinde Avrupa’ya karşı değişen bakış açısını değerlendiren Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şamil GÜRER ise, Osmanlıların 15. ve 16. yüzyıllarda sahip oldukları ekonomik ve askeri güç sayesinde kendilerini Avrupa’ya karşı her bakımdan üstün hissettiklerini; bu üstünlük psikolojisinin oluşmasında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Fransa’ya yapılan yardımların ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa siyasi dengelerinin oluşmasında oynadığı rolün önemli rolü olduğunu belirtti. GÜRER, Osmanlılarda yaklaşık 300 yıl kadar devam eden bu üstünlük psikolojisinin aynı zamanda Osmanlı’nın Avrupa’da meydana gelen bilimsel ve teknolojik gelişmeleri göz ardı etmelerine; bunun da sonuçta Osmanlı’nın çöküşüne yol açtığını ve Osmanlı toplumunda Avrupa ile aradaki farkı kapatmaya yönelik batılılaşma olgusunu ortaya çıkardığının üzerinde durdu.

Paneli, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay TORUL başta olmak üzere Öğretim Üyeleri ve öğrenciler dikkatle takip etti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ