Aslanların Özellikleri (Aslanların Üremesi – Hayatı ve Yaşamı)

Aslan (Panthera (Leo) leo), uzun zamandır hayvanların kralı olarak tanınmıştır. Bu ada lâyık bir görünüşü vardır: Yüzü asil ve mağrur ifadelidir. Boynundaki uzun yele de görünüşünün azametini artırır.Fakat arslanın krallığı yırtıcılığından ileri gelmez. Bu hayvan aksine arkadaş canlısıdır. Başka kediler tek veya çift olarak gezdiği halde, o sürü halinde dolaşır. Arada tek başına bir arslan görülürse de, arslanlar arkadaşlıktan hoşlanırlar ve genel olarak beşi, altısı bir arada olur.
Arslanlar bir av uğruna aralarında dövüşmezler. Altıya kadar erkek arslanın aynı avın başında karınlarını doyurdukları görülmüştür. İkisi aynı et parçasına saldırınca da öfkeli bir homurtudan başka geçimsizlik belirtisi göstermezler.

Bir tabiat bilgini bir keresinde Doğu Afrika’nın Serengeti ovalarında dolaşırken, 3 metre kadar ötesinde, aralarında dişiler ve yavrular da bulunan yirmi beş arslanın, sakin sakin karınlarını doyurduklarını görmüştü. Yazar birden ayağa kalkınca, arslanlar acele etmeksizin oradan uzaklaşmışlardı.Arslan sık tropikal ormanlardan ziyade açık galılık arazileri ve otluk ovaları sever. Güney Asya’da bugün arslan enderse de, Afrika’da, Büyük Sahra’nın güneyindeki hemen bütün bölgelerde bulunur. İri başlı av hayvanlarının bol olarak bulunduğu bölgelerde arslan da boldur. Arslanlar gündüzleri yüksek otların veya birbirinin içine girmiş çalıların arasında yatarlar. Ağaçsız ve otlu ovalarda güpegündüz açıkta yattıkları da görülür, zira bu asil hayvanların korkacak tabiî düşmanları yoktur.

Bu iri hayvanlar gündüz vakti de faal olabilirlerse de, çalışma saatleri asıl geceleyindir. Arslan «gnu» tipi antilopları ve «kudu» denilen ceylânları çok avlarsa da, nedense zebrayı bunlara tercih eder.Bu büyük kedi avmı çoğunlukla suların ve otların yakınında bekler. Saldıracağı vakit, avına gizlice arkasından veya yanından yaklaşır. Başını eğmiş ve kuyruğunu dikmiş vaziyette hafif homurtular salıverir. 30 metre yakına gelince, saatte 60 -65 Km. hızla avına doğru koşmaya başlar.Bir zebranın peşine düşen tecrübeli bir arslan, hayvanın yanında koşar ve kudretli pençesiyle avının ensesine vurmaya çalışır. Hayvanların kralı bundan sonra yavaşlar ve zebra’nm yere düşmesini bekler. Arslamn indirdiği darbe avın derisini paralayabilir, fakat o kadar büyük bir isabetle indirilmiştir ki zebra’nm boynunu kırar.

Arslan çoğu zaman dişlerini avının boynuna saplâr. Bir ayağının pençelerini avının omuzuna saplarken, «öbür ayağını hayvanın boynuna dolayarak, başını arkaya büker ve boynunu kırar.Öbür büyük kedilerin birçoğu kadar kana susamış olmayan arslan zevk için başka hayvanları öldürmez. Yaşamak için öldürür. Ancak karnı acıktığı vakit öldürür ve bir defadan fazla hayvan öldürmez. Bir tek hayvanın etiyle günlerce açlığını giderir.Arslan bir hayvanı öldürünce, normal olarak hemen oracıkta karnını doyurur. Sonra da eti hırsızlardan korumak için, avının başında beklemeye koyulur. Akbabalar o yakınlardaki bir ağacın dallarına tüneyerek arslanm çekilmesini sabırla beklerler. Fakat arslan öldürdüğü hayvanla birkaç kere karnını doyurmadan yerinden kıpırdamaz. Ancak bundan sonra akbabalarla sırtlanların ziyafetine sıra gelir.

Terbiyeli arslanlar:

Sirklerdeki arslanlar daima göz hapsinde tutulur. Çok zeki ve uysal oldukları ve çabuk öğrendikleri için, onlara türlü oyunlar öğretmek ve emirlere itaat etmeye alıştırmak kolaydır. Fakat terbiyeciler, arslanların kolay terbiye olmakla beraber, hiç bir zaman evcilleşemediklerini çok iyi bilirler.
Arslanların arada terbiyecüerini öldürdükleri olmaktadır. Fakat bu kazalar, olayların çoğunda terbiyecinin hatasının sonucudur. Terbiyeci ürkek gözükmek, ya da programını biraz değiştirmek suretiyle büyük kediyi sinirlendirmiştir. Bir arslan ağır pençesinin bir vuruşuyla güçlü kuvvetli bir insanın belkemiğini kırabilir.

Arslanın sevişmesi:

Arslanın her zaman uysal olmadığını gördük. Bu etobur hele çiftleşme mevsiminde kendi soydaşlarına dahi saldırır. Arslan kendine bir eş elde etmek için dövüşmek zorunda olduğundan rakipleriyle öldüresiye boğuşur. Hoşlandığı bir dişiye kavuşmak için, üç, dört rakibi yenmek zorundadır.

Zafer kazanıldıktan sonra arslan çifti balayına çıkar. Gözlerden uzak
bazen kilometrelerce yol alırlar, iki hafta veya daha uzun müddet sürebilen balayı devresinde pek az avlanır ve yerler. Arşları bu süre içinde gerçekten tehlikelidir. Onu rahatsız eden herhangi bir hayvanı veya insanı göz açıp kapayana kadar paralar.

Bir tabiat bilgini Doğu Afrika’ya yaptığı bir seyahat sırasında bir erkek arslanla dişisini bir çalılığın kıyısında baş başa görmüştü. Yanındaki kılavuz, âşık çifte bir göz atar atmaz bilgini çeke çeke aksi yöne sürüklemişti. Arslanm rahatsız olduğu şüphe götürmezdi. Kulakları aşağıya sarkmıştı, kuyruğunun ucu havayı kırbaçlıyordu, dudakları da gerilerek korkunç dişlerini meydana çıkarmıştı.

Arslanm tek eşli olduğu söylenir, durur. Arslanm evlilik saadeti bir yıl veya daha uzun bir süre devam edebilir. Fakat bu hayvanlar hayatlarının sonuna kadar bir eşe bağlanmadıkları gibi, bazı erkekler doğrudan doğruya çok eşlidirler.

Arslarının yavruları:

Arslanların değişken bir çiftleşme mevsimleri vardır. Ortalama dört yavru (yavru sayısı bazen altıya kadar yükselir) çiftleşmeden 108 gün sonra dünyaya gelir. Bunlar çizgili ve sık benekli iseler de, kürklerinin üzerindeki bu işaretler zamanla solar. Bazılarının doğuşta gözlerinin açık olduğu söylenirse de, çoğununküer altıncı güne kadar kapalıdır. Yeni doğmuş yavrular yetişkin birer ev kedisi iriliğindedirler.

Yavrular anneleri tarafından üç aylık oluncaya kadar emzirilirler. Diş çıkarmak yavrular için ıstıraplı bir olaydır. Bu arada büyüklerinden ayrı düşen yavrular ölebilirler. Küçük arslanlar bir yaşma gelinceye kadar kendi başlarına avlanamazlar, ama bu yaştakiler başlarının çaresine bakabilecek hale gelmişlerdir. Yele, erkek arslan üç yaşım dolduruncaya kadar çıkmaz. Erkek arslan çok kere yavrularını emziren dişisine yiyecek getirir, ayrıca genişleyen ailesine av eti taşır.

Arslan çiftinin birbirlerine karşı duydukları yakınlığı göstermek bakımından aşağıdaki hikâye çok enteresandır. Bu olayı bir Fransız avcısı uzak bir tepeden devamlı olarak dürbünle izlemiştir.Bir su kenarında dişi bir arslankıpırdamadan yatıyordu. Arslanm göğsünde, bir yaban öküzünün boynuz vuruşuyla açıldığı anlaşılan büyük bir yara vardı. Arslan o kadar bitkindi ki, yarasını yalayacak hali yoktu.

Bir zaman sonra bir kükreme işitildi. Bir erkek arslan göründü. Dişisinin yanma çökerek, saatlerce onun göğsündeki yarayı yaladı. Bu tedavi akşam karanlığına kadar sürdü. Sonra erkek arslan kayboldu. Ama ertesi sabah güneş yükselirken tekrar göründü. Ağzında bir zürafa parçası sürüklüyordu. Bunu bin bir güçlükle dişisine yedirdi. Sonra yine akşama kadar diliyle onun yarasını tımar etti, Bu hal dört gün devam etti. Dördüncü günü akşamı dişi arslan yürüyebilecek hale gelmişti. Erkek arslanm yardımıyla yavrularla birlikte oradan uzaklaştılar.

Orta irilikte arslan yavruları ağaca tırmanmakta ustadırlar. Fakat yaşları ilerleyip ağırladıkları zaman bu kabiliyetlerini kaybederler. Arada yetişkin bir arslanm bir ağacın alçak dallarına tırmandığı görülürse de, bu, ender raslanıhr olaylardandır.

Beş veya altı yaşındaki arslan hayatının zirvesindedir. Arslanm ortalama hayat süresi on beş yıldır, fakat uzun ömürlü bir arslanm yirmi beş yaşma kadar yaşadığı da görülmüştür.

Erkek ve dişi:

Arslanlar büyük hayvanlardır. İri bir erkek 250 kilo ağırlığında ve omuz hizasında 90 santim veya daha boylu olabilir. Bu
irilikte bir arslanın baş ve vücut uzunluğu 210 santim olur, kuyruk da bu uzunluğadır 90 santim daha ekler. Eşinden daha ufak ve daha az kuvvetli olan dişi arslanm ağırlığı en çok 150 kilodur.Arslanm kürkü kısa tüylü, kaba ve biteviye tarçın veya kum sarısı rengindedir. Kuyruğunun ucunda koyu kahverengi veya siyah bir kıl kümesi bulunur. «Mahmuz» veya «tırnak» denen çıplak ve boynuzumsu bir deri parçası bunun içinde gizlidir. Mahmuzun bir görevi olup olmadığını bilmiyoruz.

Dişi arslanm hemen hemen hiç yelesi yoktur. Erkeklerde yele arslanına göre değişir. Serbest yaşayan arslanlarm ensesindeki tüyler seyrek, karışık ve cılızdır. Özelliklekuzey iklimlerdeki hayvanat bahçelerinde bulunanlarda ise, adına lâyık dolgun ve zengin yele vardır.Arslan, kükremesiyle meşhursa da, sesini gündüz saatlerinde her men hiç duyurmaz. Fakat büyük kedi her akşam güneş battıktan sonra ve geceleyin belirli zamanlarda kükremesiyle etrafa dehşet salar.

Arslanların yurdu:

Dünyada en çok arslan Afrika’da bulunursa da, bu büyük kediler şimdi burada dahi eskisi kadar bol değillerdir. Kıtanın kuzey ve güney uçlarında ortadan kaybolmuşlardır. Hindistan’da da bir vakitler kuzeybatıdaki Sind ile kuzeydoğudaki Bengal arasında arslan pek boldu, fakat 1880’e doğru

soylarının tükenmesiyle yalnız Gucarat bölgesinde kaldılar.Bundan, ötürü de arslanlarla kaplanları bir arada gösteren bir filim sahnesini şüpheyle karşılamak, yerinde olur. Afrika’da kaplan yoktur. Hindistan’da ise arslana pek seyrek olarak rastlanır Yakın zamana kadar Türkiye’de, İrak’ta ve İran’da arslan görüldüğüne dair bazı haberler duyulurdu. Fakat bu hayvanlar, eski çağlarda oldukça yaygın halde bulundukları Yunanistan’da, Küçük Asya’da ve Suriye’de çoktan ortadan yok olmuşlardır. İbraniler de arslanları iyi tanırlardı. Gerek Tevrat’ta, gerekse İncil’de sık sık arslanların bahsi geçer. «Arslan gibi kuvvetli» din kitaplarında çok rastlanan bir benzetiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.