Ana  Sayfa Rize Video Resim Galerisi Kampanyalar Mesaj Panosu  

Rize Tanıtım

     Rize Spor

 Rizeli Ünlüler

Çay Hakkında

Rize Tarihi

Gezilecek Yerler

 

Rize menü

Anasayfa

Forumlar

Rize Haber

Spor Haberleri

Haber Arşivi

Rize Tanıtım

Çay ve Çaykur

Çaykur Rize Spor

Rize Tanıtım videosu

Rizeli Ünlüler

Tarihi Mekanlar

Rize Nöbetçi Eczane

Rize Videoları

Rize İlçeleri

Rize Resim Galerisi

Yaşanmış Fıkralar

Rize Hikayeleri

Atma Türküler

Biyografiler

Rize Yöresel Kanallar

Turistik Yerler

İletişim

Röportajlar

Esnaf Zor Durumda
Rizeli Biyografileri
· Fatih Sultan Kar - (2422 okuma)
· Mustafa Semih Arıcı - (2049 okuma)
· Mehmet Karaosmanoğlu - (2397 okuma)
· Dr.vahap KabahasanoĞlu - (2243 okuma)
Ziyaretçi
Pazartesi2324
Salı2443
Çarşamba2173
Perşembe2046
Cuma101
Cumartesi2624
Pazar2555
Toplam:608421
En Çok:5171

 

 

Önceki Sayfanın devamıdır.

DOĞU ROMA ( BİZANS ) HAKİMİYETİNDE RİZE 395 -1204

Kuzey Doğu Anadolu dağlarının kıvrımları ve birbirinden tecrit olmuş küçük vadileri çok eskilerde buralara vurulan bu anlamdaki damgaları günümüze ulaştırmada doğal bir koruyucu olmuştur. Doğu Karadeniz bölgesinde bu kavimlere ve onları oluşturan boy ve oymaklara ait isimlere sadece yer adı olarak değil,aile adı olarak da rastlamak mümkündür. Gerek eskiden beri kullanıla gelen aile adlan ,gerekse de eski yer adlan bize değişik zamanlarda yerleşen Türk soylu boy ve oymaklar hakkında bilgi vermektedir.

Karadeniz'in kuzeyindeki kavimlere ait tarihi bilgi veren eserlerin yanı sıra L.Rasony, Nemeth, K.Czegledy gibi Macar alimlerinin eserlerinde Karadeniz'in kuzeyinde devlet kurmuş bu kavimlere ait unsurların Macaristan'a vurdukları damgalara,bu gruplara ait boy ve oymak ya da şahıs adları ve bu isimlerden kaynaklanan yer ve aile adlarına aynı zamanda Doğu Karadeniz Bölgesinde de rastlanılması tesadüfi değildir. Zira her iki coğrafyada da bugün yaşayan toplumların oluşmasında Karadeniz'in kuzeyinde devlet kurarak faaliyet göstermiş kavimler çok önemli etkiler yapmıştır.

Bu etkilerin izlerini öncelikle yer isimleri olarak tespit edebiliyoruz. Bölgede kuzey İmparatorluğunun kavimlerini hatırlatan yer isimlerinin varlığı bu kavimlerin etkisini tespit etmemize imkân verdiği kadar yaygınlığı da etkinin derecesini ölçmemiz açısından önemlidir. Doğu Karadeniz bölgesinde izlerine rastladığımız Türk topluluklarından bir tanesi de Mak'lardır.

Rasonyı Tuna Köprüleri adlı eserinde Mak'lann Peçenek oymaklarından birisi olarak ortaya çıktığına işaret ederek bunlara ait yer isimlerini vermektedir. (Makut,Maksa,Makfalya...gibi) Macaristan'daki yer adlarına Doğu Karadeniz bölgesinde de rastlıyoruz.

Mağaloz  : Camidağı-Rize
Makri      :Toros -Hemsin
Makrebudam :İncesu-Çayeli-Rize
Makrevis  :Konaklar Mah.- Çamlıhemşin
Makaliskirt : Dikkaya köyü-Çamhhemşin
Makriyali :Kemalpaşa-Artvin
Mikron :Kavak Mah.- Çamlıhemşin
Makret : Borçka
Makaloz/Mağaloz : Tersane-Rize

Bizans'ın hezimete uğrattıktan sonra hizmetine alıp Doğu Karadeniz bölgesine yerleştirdiği Bulgar'lardan ise günümüze Osmanlı kroniklerinde Fatih'in Trabzon'u almak için geldiği esnada yaya olarak aştığı Bulgar Dağının yanı sıra,bir Bulgar boyu olan Horto/Hortu ismi ulaşmıştır.

Rize'de Hortoz (Fenerköy) ile İspir'deki Hortik Deresi, Hortik Dağı ve Hortik köyü isimleri bölgeye yerleşmiş Bulgar Türklerinin Horto oymağından kalmıştır. Bölgede Macarlar'la birlikte üç önemli boy olan Kabar, Kasar ve Kaliz Türklerine işaret eden isimler de vardır. Rize'de Kasarcılar köyü yanında Kasar kök adı taşıyan ailelerden çokça bulunmaktadır. Gaspar/Kaspar ismi Macarca'dır ve Rize'de bu isimde ki ailelere sıkça rastlanılmaktadır.

Çamlıhemşin'in Dik Varoş, Düz Varoş ve Çat17 köyleri ise bölgede Macarca olan yer adlarından tespit edebildiklerimizdendir. Yer isimlerinden bölgede yerleştiğini anladığımız Çik ve Karluk Türklerinin Rize bölgesine ne zaman geldikleri konusunda kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ancak Trabzon sancağı Tapu Tahrir Defteri kayıtlarına göre Rize'nin en büyük köylerinden birinin adı Çikara'dır.18

Karadeniz'in kuzeyinde daha sonra ortaya çıkan bir diğer Türk kavmi de Kumanlar'dır. Hazarlar gibi birçok boyun karışmasından meydana gelen Kumanlar,Peçenek'ler ve Uz göçleri ile organik bir şekilde birbirlerine bağlı olarak 1050'den başlayarak 30 yıl kadar bir süre içinde Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlara yayılmıştı.

Bu bölgedeki Uz ve Peçenekler'in kalıntılarını da kendilerine katarak 1080'lerde Tuna ve Karpat'lara kadar ulaştılar. Bu kadar geniş bir sahada gruplar halinde faaliyet gösteren Kumanlar'ı, İslâm kaynakları Kıpçaklar olarak anar.

19 Balkanlara inen ve Bizans'a saldıran Peçenekler'i Bizans'ın daveti ile yenip dağıtan Kumanlar'm bir grubu 1094'de Edirne'ye kadar bütün Balkanları istilâ etmiş ve daha sonra da Bizans'la savaşmış ve yenilmişlerdi.

Kuzeyde ise iki yüz yıl kadar yaşayabilen bir devlet kuran Kuman'lar,1238-1239 kışında Moğol'lara yenilmiş ve dağılmak zorunda kalmışlardı.Bu tarihlerde Balkanlara inen Kuman'lar Bizans tarafından tımarlar ve askeri görevler verilerek Trakya'da, Makedonya'da ve Anadolu'da Menderes vadisinde iskân edilmişlerdi. Dağılan Kuman'ların bir kısmı Macaristan'a geçerken bir kısmı da ya Moğol'lara katılmış ya da Moğol'ların sürüklediği doğulu Kuman'lar ve diğer Türk unsurlarına katılmıştı. Bir kısmı ise Kafkas'llardan Gürcistan'a inmişti. Batıda Bizans, Macaristan, Bulgaristan,Romanyave Rusya'nın hattında önemli roller oynayan Kuman'lar doğuda da Gürcistan'ın altın çağını yaşamasını temin etmiş,Trabzon Krallığında ve Mısır'a kadar uzanan sahada etkinliklerini sürdürmüştü.

Bu kavimler ard arda ve batıya doğru olan göçlerinde Doğu Avrupa'da ve Balkan'lar da günümüze uzanan birçok milletin oluşmasına katkıda bulunurken,Bizans ile olan mücadelelerinde Bizans tarafından çeşitli oyunlarla birbirine kırdırılmış,yenilenlerin bakiyeleri Balkan'larda ve Anadolu'da çeşitli yerlere iskân edilerek Hıristiyanlaştırılmış ve askeri hizmetlerde kullanılmışlardır. Moğol tehdidinin başladığı yıllarda Eflâk ve Boğdan'da oturan Kumanlar arasında Katolikliği yayma çalışmaları başlamış ve 1227'de Kuman'ların Hakanı Borç ve 15.000 Kuman Hıristiyan olmuştu.

Macar Kralı 4.Laszlo 1279 yılında aralarında Alpar,Uzun ve Tolun oymaklarının bulunduğu 7 Kuman oymağı ileri gelenleri ile Teteny'de bir kurultay toplayarak göçmen Kuman'ların yerleşimlerinin kurala bağlanması hususunu görüşmüşlerdi. Bu kurultayda alman kararlara göre Kuman'lar Hıristiyan olmayı,göçebe hayatı bırakmayı,ev yapmayı ve Hıristiyan esirlerini iade etmeyi kabul ettiler. Bu anlaşmada Kuman'ların eski pagan inançlarına göre başlarını tıraş etmelerine müsaade edilmişti. Bu tarihten sonra Kuman'lar Macar'larla kaynaşmışlar ve Macar sayılmışlardır. Aynı yıllarda Romanya bölgesindeki Kuman'lar arasında Ortodoksluk mezhebi yayılmakta, Katolikleşen Kuman'lar Macar'laşırken, Ortodokslaşan Kuman'lar da Romen'leşmekte idi.

Laszlo Rasonyı Tarihte Türklük adlı eserinde Macaristan'da Kuman'ların yerleştikleri sahalardaki yer adlan,eski arşiv belgelerindeki şahıs adlan ve hatta bugün kullanılan bazı soy adlarından onların aslında Kuman Türk'ü olduğunu tespit edilebileceğini yazıyor. Rasonyı'nin Macaristan için tespit ettiği bu gerçeği Gürcistan ve Kuzey Anadolu için de söylemek ve bu coğrafya da Macaristan'da tespit edilenlerle aynı verileri tespit etmek mümkündür. Diğer Türk unsurlar gibi Kuman'ların da Karadeniz'in kuzeyindeki sahalar ve Doğu Avrupa'da olduğu gibi Kuzey Doğu Anadolu ve Trabzon bölgesinde de çok önemli etkileri olmuştur.

Tarihi olayları incelediğimiz zaman Kuman'ların bu bölgeye girmelerinin Kafkasya ve Gürcistan üzerinden olduğunu görürüz. Gürcistan kralı David Ağmaşenebeli (1091-1125) on ikinci asırda ülkesinin durumunu düzeltebilmek için birçok reformlar uygulamaktaydı. Kendi komutasında sürekli ve nizami bir ordu kurmak için Kuzey Kafkasya'ya giderek orada Kuman/Kıpçak oymakları ile anlaşıp paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdu. Kuman'lar daha önceki yıllarda da Gürcü ordusunda paralı asker olarak hizmet görmüşlerdi. Bu defa David 1096,1103 ve 1116'daki savaşlarda Peçenek ve Uzların kalıntısı olan oymaklarında yer aldığı Rus ordularına yenilen ve bir dağılma devrine giren Kuman'ların Hakanı Atrak'ın kızıyla evlenerek ilişkilerini daha da sıkılaştırmıştı. 1118 Yılında Kuman'ların aralarının iyi olmadığı için Kafkas geçitlerinden Kuman'lara yol vermeyen Alan'ları yola getirerek aralarında kayınpederi ve kayınbiraderi bulunan yaklaşık 45 000 ailelik bir Kuman kitlesini bu geçitlerden geçirip Gürcistan'a getirdi. Onlara Selçuklu Türkmenlerinden alınacak topraklardan verecek ve mülkler dağıtacaktı.

İki yıl sonra Kral David, Kuman'ların seçkin kölelerinden (Kuman birliğine bağlı Peçenek ve Uz topluluklarından) oluşan ve görevi kral sarayını korumak olan 5.000 kişilik bir (Monaspa=Köle sipahiler) özel muhafız ordusundan başka Kuman süvarilerinden oluşan 40 000 kişilik bir ordu kurmuştu. Bu ordu ile Şirvan, Arran ve Doğu Anadolu'ya başarılı seferler yaparak 400 yıldır İslâm hâkimiyetinde olan Tiflis'i 1122'de ele geçirerek Gürcü Krallığının başkenti yaptı. Daha önce tâbi olduğu Irak Selçuklularına karşı koymuşlardı. 1123'te sayıları 50 000'e ulaşan bu ordu ile ülkesini Müslüman Oğuzların baskısından kurtaran David ülkesinin sınırlarını daha da genişletmişti. Gürcü ordusunu oluşturan ve açılan bölgelere yerleşen Kuman'lar Hıristiyanlığı benimsemişlerdi.

1124 yazında Çoruh vadisine ve İspir bölgesine yerleşen Türkmen'lere baskın vererek kovalayan Kuman'lar buraları ele geçirdi ve Türkmen'lerden boşalan topraklara yerleşmeye başladılar. 1118-1124 Yılları arasında Kuman Hanı Atrak'ın damadı olan ve Karadeniz'in kuzeyinde devletleri çökme noktasına gelmiş Kuman'ları ülkesinde getirterek 1124 yaz sonunda 60 000 atlıya ulaşmış, Kuman'lardan oluşan ordu ile ülkesinin sınırlarını 6 yılda birkaç misli büyüten David 25 Ocak 1125' de ölünce yerine geçen Dimitri'nin yaptığı ilk iş yeni gelenlerle birlikte iskân sorunları halledilmediği için Kral David' e karşı birkaç defa isyana teşebbüs eden Kuman'ları Ardahan, Göle, Oltu, Tortum, Şavşat, Ardanuç, Yusufeli bölgelerine yerleştirerek iskân sorunlarını halletmesi olmuştur.

Gerek David (1080-1125) zamanmda,gerekse Dimitri (1125-1156) zamanında Kuman'lardan oluşan askerlerle zaferden zafere koşan ordunun başkumandanlık makamı Kuman'lara verilmiyordu. Bu durum inzivaya çekilen Dimitri'den sonra altı ay kadar tahta kalabilen oğlu IV.David'in yerine Kuman'lann desteği ile tahta geçen III.Giorgi (1157-1184) zamanına kadar sürdü. 1110 yılından bu yana Gürcistan ordusunun başkomutanlığı Orbelyanlı hanedanının elinde ocaklık şeklinde bulunuyordu. Bu durum 1177'ye kadar sürdü.

Bu tarihte Gürcistan Kralı III.Giorgi'nin tahtı ele geçirmesine yardımcı olan Kuman Kubasar Beğ'i başkomutanlığa atadı. Geleneksel hâkimiyetlerini kaybeden Orbelyan'larm mülkleri de Kuman'lara verildi. III.Giorgi'den sonra tahta çıkmasına destek verdiği Kuman Prensesten doğma Kraliçe Tamara (1184-1214) baskılara dayanamayarak Kubasar Beğ'i görevinden alır ve daha önce kendisine bağışlanan topraklara el konulur.

Saray oyunları ile başkumandanlık görevi elinden alman Kubasar Beğ felç geçirdiği için ölünceye kadar Tamara tarafından himaye edildi. Fakat Kubasar'ın ahfadı saray oyunlarından ve muhtemel bir intikam hareketinden kurtulmak için ellerinden alınan topraklarından aynlıp,Doğu Karadeniz dağlarına sığındığı biliniyor.

Rize-İkizdere'ye bağlı Çimil merkez olmak üzere ,Pazar, Ardeşen, Viçe, Hopa, Çamhhemşin ile,Sürmene'nin Cimilit köyünde yaşayan ve Osmanlı döneminde de tımar ve nüfuz sahibi Kumbasar oğullarının Kubasar'ın soyundan geldiği bilinmektedir.Yayla kısmı Sürmene'ye köy kısmı ise Gümüşhane/ Yağmurdere'ye bağlı ve ismi kurulduğu günden beri Buğalı/Boğalı olmasına rağmen değişik mahallelerindeki kiliselerden dolayı çevre dağ köylerindeki halk arasında Yedi Kiliseli Sultan Boğalı diye anılan Boğalı köyünün mahallelerinden birinin adı günümüzde de Kubasar Tepesi adını taşımaktadır.

Ayrıca Osmanlı fethinden sonra bölgeye ait tapu tahrir defterlerinde gerek Boğalı köyünün gerekse komşu Arpalı ile Bağçecik köylerinin isimleri Türkçe olmasına rağmen Osmanlının ilk dönemine ait tapu tahrir defterlerinde bazıları Türkçe isim taşıyan Hıristiyan reayalara ait kayıtlar bulunması bu bölgenin Kubasar Beğ ile birlikte hareket eden Kuman Türkleri tarafından iskân edildiğini göstermektedir. Bu köylerde yaşayanlar günümüzde kullandıkları fakat tapuları bulunmayan tarla yada çayırlıkların mülkiyetinin Kurt Dede'den bu yana kendi ailelerinin olduğunu söylerler.

Kraliçe Tamara döneminde ülke yönetiminde etkili olan bir diğer Kuman grubu da Kutlu Aslan grubuydu. Finans Bakanı olan Kutlu Aslan kraliçenin tüm yetkilerine sınırlama önerisi getirmişti. Teklif edilen yeni kurum Türk devlet geleneğindeki danışma meclisinin (Kengeş) bir benzeri idi.

Saraydaki Kutlu Aslan'ın karşıtı soylular kraliçeyi etkileyerek Kutlu Aslan'ı tutuklattı. Fakat Kutlu Aslan'ın taraftarları ayaklanarak Kutlu Aslan'ı serbest bıraktırdılar ve Kutlu Aslan'ın önerileri yumuşatılarak bir danışma kurulu oluşturuldu. Kraliçe Tamara zamanında Gürcistan'a ikinci bir Kuman dalgası daha göç etmiş ve yerleşmişti. Son dönemlerde yazılmış Gürcü tarihleri bu olayı Tamara döneminin son yıllarında Gürcistan'a bir çok yabancı gelip yerleşti, diye belirtirse de eski Gürcü tarihlerinde yeni gelen Kuman'larla eski gelmiş Kuman'ları birbirinden ayırmak için Eski Kıpçak,Yeni Kıpçak terimleri kullanılmıştır. Yeni Kıpçaklar diye işaret edilen ikinci büyük göç Kuman Başbuğunun kardeşi Sevinç'in idaresinde yapılmıştır.

Kraliçe Tamara İstanbul'da bir ihtilâlle devrilmiş olan Komnenos hanedanının varisleri ve yeğenleri olan çocuk yaştaki David veAleksius'u zindandan kaçırmış ve Gürcistan'a getirmişti. Bu olaydan 17 yıl sonra Latinlerin Bizans'ı işgali üzerine onları yeni gelen Kuman'lardan oluşturduğu bir ordu ile İstanbul'u ve Bizans tahtını ele geçirmek üzere yola çıkartır. Karadeniz sahillerini takip ederek ilerleyen Aleksius ve David Komnenos adlı iki kardeşin ordusu önce Trabzon'u ele geçirir. Daha sonra Samsun ve Sinop'u ele geçiren Komnenos kardeşlerden David yoluna devam ederek Karadeniz Ereğli'sine ulaşır. David bu bölgede bir taraftan Lâtin'lerin işgal ettiği Bizans'tan kaçarak İznik'te devlet kuran ve Bizans'a varis olma iddiasındaki Laskaris'ler ile diğer yandan da İstanbul'da ki Latin'lerle mücadeleye devam ederken büyük kardeş Aleksius Trabzon'u başkent edinerek başlangıçta Sinop'tan Rize'nin doğusuna kadar olan Karadeniz sahillerindeki topraklara hâkim olarak devletini kurar.

Trabzon Krallığının kurulmasına hizmet eden ve yönetimde önemli görevler alan Kuman asıllı Türklerin birçoğu aileleri ile birlikte Trabzon'un civarında askeri bakımdan önemli yerlere yerleşmiş ve Hıristiyanlaşmışlardı. Aleksius Komnenos'un 1214'de Sinop önlerinde esir edilip Sinop'un Selçuklular tarafından ele geçirilmesinden sonra yapılan bir anlaşma ile Selçuklu vasalı haline gelen Trabzon Rum Krallığının sınırlan da Samsun bölgesine kadar gerilemişti. Bafra bölgesindeki Kumanos ve civar köyler Komnenos'un ordusundaki Kumanlar tarafından kurulmuştur. 1923 yılma kadar Ortodoks Hıristiyan olan Kumanoslular mübadele ile Yunanistan'a gönderildikleri zaman tek kelime Yunanca bilmedikleri için Yunanistan'da çok sıkıntı çektiler. Ancak 1-2 nesil sonra Yunanca öğrenebilen Bafralılar Yunanistan'da hâlâ daha Yunanlılardan ayrı görülürler. Evlerinde halen daha Türkçe konuşan bu topluluk kendilerini Yunanlılardan çok Türklere yakın hissetmektedirler. Almanya'da işçi olarak çalışan bu insanların Türk işçileri ile yakın diyaloguna basında rastlamaktayız.

Gürcistan yolu ile Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz'e yerleşen ve Gürcü Krallığının altın çağını yaşamasında önemli roller rynayan Kuman'ların,Trabzon Krallığının kuruluşunu temin eden a rduda görev almanın yanı sıra krallık içinde yaşanan siyasi olaylarda etkileri daha sonra da devam etmiştir. Bu rol özellikle Trabzon sarayında daha sonra Bizans'ın Trabzon Krallığı üzerinde etkili olma çabaları esnasında ortaya çıkan yerli partisi ve Bizans partisi çekişmelerinde de görülür. Roma,Bizans ve Trabzon Krallığı döneminde Doğu Karadeniz bölgesine gelip yerleşenler şüphesiz ki sadece yukarda bahsedilen Türk toplulukları değildir. Gerek Trabzon Krallığına ait belgelerde yer alan kayıtlar ve gerekse de Osmanlı fethi sonrası yapılan tahrirlere ait defterlerden bölgenin değişik zamanlarda Türk toplulukları ile meskun bulunduğunu gösterir.
 

 



Kaynak: Ali TAŞPINAR - Rize Tarihi
Web Sitemizde yayınlanan Bu İçeriğin Kaynak Gösterilmeden Yayınlanması Yasaktır

Sayfanın içeriği Özkan SARI Tafafından Düzenlenmiştir.
İletişim - Mail&msn : Debro53@gmail.com

Rize Hakkında   Resim Galerisi   Hesabım
Rize Haberleri Rize Hikayeleri Rize Tarihi
Spor Haberleri Rizeden Fıkralar Biyografiler
Rize Tanıtım Atma Türküler Rizeli Ünlüler
 
Haber Gönder Haber Arşivi Haber Yazdır
Köşe Yazıları Galeri Video
Sinema Forum İlan
 
Üyelik Ol
Üye Girişi
Şifremi Unuttum
 

MaviRize Copyright 
PowerNuke CMS Gold I ispir I bilgidepom I bebek Nevsehirliyim.Com I1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147