19 Balkanlara inen ve Bizans'a saldıran Peçenekler'i
Bizans'ın daveti ile yenip dağıtan Kumanlar'm bir grubu 1094'de Edirne'ye kadar
bütün Balkanları istilâ etmiş ve daha sonra da Bizans'la savaşmış ve
yenilmişlerdi.
Kuzeyde ise iki yüz yıl kadar yaşayabilen bir devlet
kuran Kuman'lar,1238-1239 kışında Moğol'lara yenilmiş ve dağılmak zorunda
kalmışlardı.Bu tarihlerde Balkanlara inen Kuman'lar Bizans tarafından tımarlar
ve askeri görevler verilerek Trakya'da, Makedonya'da ve Anadolu'da Menderes
vadisinde iskân edilmişlerdi. Dağılan Kuman'ların bir kısmı Macaristan'a
geçerken bir kısmı da ya Moğol'lara katılmış ya da Moğol'ların sürüklediği
doğulu Kuman'lar ve diğer Türk unsurlarına katılmıştı. Bir kısmı ise
Kafkas'llardan Gürcistan'a inmişti. Batıda Bizans, Macaristan, Bulgaristan,Romanyave
Rusya'nın hattında önemli roller oynayan Kuman'lar doğuda da Gürcistan'ın altın
çağını yaşamasını temin etmiş,Trabzon Krallığında ve Mısır'a kadar uzanan sahada
etkinliklerini sürdürmüştü.
Bu kavimler ard arda ve batıya doğru olan göçlerinde
Doğu Avrupa'da ve Balkan'lar da günümüze uzanan birçok milletin oluşmasına
katkıda bulunurken,Bizans ile olan mücadelelerinde Bizans tarafından çeşitli
oyunlarla birbirine kırdırılmış,yenilenlerin bakiyeleri Balkan'larda ve
Anadolu'da çeşitli yerlere iskân edilerek Hıristiyanlaştırılmış ve askeri
hizmetlerde kullanılmışlardır. Moğol tehdidinin başladığı yıllarda Eflâk ve
Boğdan'da oturan Kumanlar arasında Katolikliği yayma çalışmaları başlamış ve
1227'de Kuman'ların Hakanı Borç ve 15.000 Kuman Hıristiyan olmuştu.
Macar Kralı 4.Laszlo 1279 yılında aralarında Alpar,Uzun
ve Tolun oymaklarının bulunduğu 7 Kuman oymağı ileri gelenleri ile Teteny'de bir
kurultay toplayarak göçmen Kuman'ların yerleşimlerinin kurala bağlanması
hususunu görüşmüşlerdi. Bu kurultayda alman kararlara göre Kuman'lar Hıristiyan
olmayı,göçebe hayatı bırakmayı,ev yapmayı ve Hıristiyan esirlerini iade etmeyi
kabul ettiler. Bu anlaşmada Kuman'ların eski pagan inançlarına göre başlarını
tıraş etmelerine müsaade edilmişti. Bu tarihten sonra Kuman'lar Macar'larla
kaynaşmışlar ve Macar sayılmışlardır. Aynı yıllarda Romanya bölgesindeki
Kuman'lar arasında Ortodoksluk mezhebi yayılmakta, Katolikleşen Kuman'lar
Macar'laşırken, Ortodokslaşan Kuman'lar da Romen'leşmekte idi.
Laszlo Rasonyı Tarihte Türklük adlı eserinde
Macaristan'da Kuman'ların yerleştikleri sahalardaki yer adlan,eski arşiv
belgelerindeki şahıs adlan ve hatta bugün kullanılan bazı soy adlarından onların
aslında Kuman Türk'ü olduğunu tespit edilebileceğini yazıyor. Rasonyı'nin
Macaristan için tespit ettiği bu gerçeği Gürcistan ve Kuzey Anadolu için de
söylemek ve bu coğrafya da Macaristan'da tespit edilenlerle aynı verileri tespit
etmek mümkündür. Diğer Türk unsurlar gibi Kuman'ların da Karadeniz'in
kuzeyindeki sahalar ve Doğu Avrupa'da olduğu gibi Kuzey Doğu Anadolu ve Trabzon
bölgesinde de çok önemli etkileri olmuştur.
Tarihi olayları incelediğimiz zaman Kuman'ların bu
bölgeye girmelerinin Kafkasya ve Gürcistan üzerinden olduğunu görürüz. Gürcistan
kralı David Ağmaşenebeli (1091-1125) on ikinci asırda ülkesinin durumunu
düzeltebilmek için birçok reformlar uygulamaktaydı. Kendi komutasında sürekli ve
nizami bir ordu kurmak için Kuzey Kafkasya'ya giderek orada Kuman/Kıpçak
oymakları ile anlaşıp paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdu. Kuman'lar daha
önceki yıllarda da Gürcü ordusunda paralı asker olarak hizmet görmüşlerdi. Bu
defa David 1096,1103 ve 1116'daki savaşlarda Peçenek ve Uzların kalıntısı olan
oymaklarında yer aldığı Rus ordularına yenilen ve bir dağılma devrine giren
Kuman'ların Hakanı Atrak'ın kızıyla evlenerek ilişkilerini daha da
sıkılaştırmıştı. 1118 Yılında Kuman'ların aralarının iyi olmadığı için Kafkas
geçitlerinden Kuman'lara yol vermeyen Alan'ları yola getirerek aralarında
kayınpederi ve kayınbiraderi bulunan yaklaşık 45 000 ailelik bir Kuman kitlesini
bu geçitlerden geçirip Gürcistan'a getirdi. Onlara Selçuklu Türkmenlerinden
alınacak topraklardan verecek ve mülkler dağıtacaktı.
İki yıl sonra Kral David, Kuman'ların seçkin
kölelerinden (Kuman birliğine bağlı Peçenek ve Uz topluluklarından) oluşan ve
görevi kral sarayını korumak olan 5.000 kişilik bir (Monaspa=Köle sipahiler)
özel muhafız ordusundan başka Kuman süvarilerinden oluşan 40 000 kişilik bir
ordu kurmuştu. Bu ordu ile Şirvan, Arran ve Doğu Anadolu'ya başarılı seferler
yaparak 400 yıldır İslâm hâkimiyetinde olan Tiflis'i 1122'de ele geçirerek Gürcü
Krallığının başkenti yaptı. Daha önce tâbi olduğu Irak Selçuklularına karşı
koymuşlardı. 1123'te sayıları 50 000'e ulaşan bu ordu ile ülkesini Müslüman
Oğuzların baskısından kurtaran David ülkesinin sınırlarını daha da
genişletmişti. Gürcü ordusunu oluşturan ve açılan bölgelere yerleşen Kuman'lar
Hıristiyanlığı benimsemişlerdi.
1124 yazında Çoruh vadisine ve İspir bölgesine yerleşen
Türkmen'lere baskın vererek kovalayan Kuman'lar buraları ele geçirdi ve
Türkmen'lerden boşalan topraklara yerleşmeye başladılar. 1118-1124 Yılları
arasında Kuman Hanı Atrak'ın damadı olan ve Karadeniz'in kuzeyinde devletleri
çökme noktasına gelmiş Kuman'ları ülkesinde getirterek 1124 yaz sonunda 60 000
atlıya ulaşmış, Kuman'lardan oluşan ordu ile ülkesinin sınırlarını 6 yılda
birkaç misli büyüten David 25 Ocak 1125' de ölünce yerine geçen Dimitri'nin
yaptığı ilk iş yeni gelenlerle birlikte iskân sorunları halledilmediği için Kral
David' e karşı birkaç defa isyana teşebbüs eden Kuman'ları Ardahan, Göle, Oltu,
Tortum, Şavşat, Ardanuç, Yusufeli bölgelerine yerleştirerek iskân sorunlarını
halletmesi olmuştur.
Gerek David (1080-1125) zamanmda,gerekse Dimitri
(1125-1156) zamanında Kuman'lardan oluşan askerlerle zaferden zafere koşan
ordunun başkumandanlık makamı Kuman'lara verilmiyordu. Bu durum inzivaya çekilen
Dimitri'den sonra altı ay kadar tahta kalabilen oğlu IV.David'in yerine
Kuman'lann desteği ile tahta geçen III.Giorgi (1157-1184) zamanına kadar sürdü.
1110 yılından bu yana Gürcistan ordusunun başkomutanlığı Orbelyanlı hanedanının
elinde ocaklık şeklinde bulunuyordu. Bu durum 1177'ye kadar sürdü.
Bu tarihte Gürcistan Kralı III.Giorgi'nin tahtı ele
geçirmesine yardımcı olan Kuman Kubasar Beğ'i başkomutanlığa atadı. Geleneksel
hâkimiyetlerini kaybeden Orbelyan'larm mülkleri de Kuman'lara verildi. III.Giorgi'den
sonra tahta çıkmasına destek verdiği Kuman Prensesten doğma Kraliçe Tamara
(1184-1214) baskılara dayanamayarak Kubasar Beğ'i görevinden alır ve daha önce
kendisine bağışlanan topraklara el konulur.
Saray oyunları ile başkumandanlık görevi elinden alman
Kubasar Beğ felç geçirdiği için ölünceye kadar Tamara tarafından himaye edildi.
Fakat Kubasar'ın ahfadı saray oyunlarından ve muhtemel bir intikam hareketinden
kurtulmak için ellerinden alınan topraklarından aynlıp,Doğu Karadeniz dağlarına
sığındığı biliniyor.
Rize-İkizdere'ye bağlı Çimil merkez olmak üzere ,Pazar,
Ardeşen, Viçe, Hopa, Çamhhemşin ile,Sürmene'nin Cimilit köyünde yaşayan ve
Osmanlı döneminde de tımar ve nüfuz sahibi Kumbasar oğullarının Kubasar'ın
soyundan geldiği bilinmektedir.Yayla kısmı Sürmene'ye köy kısmı ise Gümüşhane/
Yağmurdere'ye bağlı ve ismi kurulduğu günden beri Buğalı/Boğalı olmasına rağmen
değişik mahallelerindeki kiliselerden dolayı çevre dağ köylerindeki halk
arasında Yedi Kiliseli Sultan Boğalı diye anılan Boğalı köyünün mahallelerinden
birinin adı günümüzde de Kubasar Tepesi adını taşımaktadır.
Ayrıca Osmanlı fethinden sonra bölgeye ait tapu tahrir
defterlerinde gerek Boğalı köyünün gerekse komşu Arpalı ile Bağçecik köylerinin
isimleri Türkçe olmasına rağmen Osmanlının ilk dönemine ait tapu tahrir
defterlerinde bazıları Türkçe isim taşıyan Hıristiyan reayalara ait kayıtlar
bulunması bu bölgenin Kubasar Beğ ile birlikte hareket eden Kuman Türkleri
tarafından iskân edildiğini göstermektedir. Bu köylerde yaşayanlar günümüzde
kullandıkları fakat tapuları bulunmayan tarla yada çayırlıkların mülkiyetinin
Kurt Dede'den bu yana kendi ailelerinin olduğunu söylerler.
Kraliçe Tamara döneminde ülke yönetiminde etkili olan
bir diğer Kuman grubu da Kutlu Aslan grubuydu. Finans Bakanı olan Kutlu Aslan
kraliçenin tüm yetkilerine sınırlama önerisi getirmişti. Teklif edilen yeni
kurum Türk devlet geleneğindeki danışma meclisinin (Kengeş) bir benzeri idi.
Saraydaki Kutlu Aslan'ın karşıtı soylular kraliçeyi
etkileyerek Kutlu Aslan'ı tutuklattı. Fakat Kutlu Aslan'ın taraftarları
ayaklanarak Kutlu Aslan'ı serbest bıraktırdılar ve Kutlu Aslan'ın önerileri
yumuşatılarak bir danışma kurulu oluşturuldu. Kraliçe Tamara zamanında
Gürcistan'a ikinci bir Kuman dalgası daha göç etmiş ve yerleşmişti. Son
dönemlerde yazılmış Gürcü tarihleri bu olayı Tamara döneminin son yıllarında
Gürcistan'a bir çok yabancı gelip yerleşti, diye belirtirse de eski Gürcü
tarihlerinde yeni gelen Kuman'larla eski gelmiş Kuman'ları birbirinden ayırmak
için Eski Kıpçak,Yeni Kıpçak terimleri kullanılmıştır. Yeni Kıpçaklar diye
işaret edilen ikinci büyük göç Kuman Başbuğunun kardeşi Sevinç'in idaresinde
yapılmıştır.
Kraliçe Tamara İstanbul'da bir ihtilâlle devrilmiş olan
Komnenos hanedanının varisleri ve yeğenleri olan çocuk yaştaki David
veAleksius'u zindandan kaçırmış ve Gürcistan'a getirmişti. Bu olaydan 17 yıl
sonra Latinlerin Bizans'ı işgali üzerine onları yeni gelen Kuman'lardan
oluşturduğu bir ordu ile İstanbul'u ve Bizans tahtını ele geçirmek üzere yola
çıkartır. Karadeniz sahillerini takip ederek ilerleyen Aleksius ve David
Komnenos adlı iki kardeşin ordusu önce Trabzon'u ele geçirir. Daha sonra Samsun
ve Sinop'u ele geçiren Komnenos kardeşlerden David yoluna devam ederek Karadeniz
Ereğli'sine ulaşır. David bu bölgede bir taraftan Lâtin'lerin işgal ettiği
Bizans'tan kaçarak İznik'te devlet kuran ve Bizans'a varis olma iddiasındaki
Laskaris'ler ile diğer yandan da İstanbul'da ki Latin'lerle mücadeleye devam
ederken büyük kardeş Aleksius Trabzon'u başkent edinerek başlangıçta Sinop'tan
Rize'nin doğusuna kadar olan Karadeniz sahillerindeki topraklara hâkim olarak
devletini kurar.
Trabzon Krallığının kurulmasına hizmet eden ve
yönetimde önemli görevler alan Kuman asıllı Türklerin birçoğu aileleri ile
birlikte Trabzon'un civarında askeri bakımdan önemli yerlere yerleşmiş ve
Hıristiyanlaşmışlardı. Aleksius Komnenos'un 1214'de Sinop önlerinde esir edilip
Sinop'un Selçuklular tarafından ele geçirilmesinden sonra yapılan bir anlaşma
ile Selçuklu vasalı haline gelen Trabzon Rum Krallığının sınırlan da Samsun
bölgesine kadar gerilemişti. Bafra bölgesindeki Kumanos ve civar köyler
Komnenos'un ordusundaki Kumanlar tarafından kurulmuştur. 1923 yılma kadar
Ortodoks Hıristiyan olan Kumanoslular mübadele ile Yunanistan'a gönderildikleri
zaman tek kelime Yunanca bilmedikleri için Yunanistan'da çok sıkıntı çektiler.
Ancak 1-2 nesil sonra Yunanca öğrenebilen Bafralılar Yunanistan'da hâlâ daha
Yunanlılardan ayrı görülürler. Evlerinde halen daha Türkçe konuşan bu topluluk
kendilerini Yunanlılardan çok Türklere yakın hissetmektedirler. Almanya'da işçi
olarak çalışan bu insanların Türk işçileri ile yakın diyaloguna basında
rastlamaktayız.
Gürcistan yolu ile Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz'e
yerleşen ve Gürcü Krallığının altın çağını yaşamasında önemli roller rynayan
Kuman'ların,Trabzon Krallığının kuruluşunu temin eden a rduda görev
almanın yanı sıra krallık içinde yaşanan siyasi olaylarda etkileri daha sonra da
devam etmiştir. Bu rol özellikle Trabzon sarayında daha sonra Bizans'ın Trabzon
Krallığı üzerinde etkili olma çabaları esnasında ortaya çıkan yerli partisi ve
Bizans partisi çekişmelerinde de görülür. Roma,Bizans ve Trabzon Krallığı
döneminde Doğu Karadeniz bölgesine gelip yerleşenler şüphesiz ki sadece yukarda
bahsedilen Türk toplulukları değildir. Gerek Trabzon Krallığına ait belgelerde
yer alan kayıtlar ve gerekse de Osmanlı fethi sonrası yapılan tahrirlere ait
defterlerden bölgenin değişik zamanlarda Türk toplulukları ile meskun
bulunduğunu gösterir.