Anasayfa Forumlar Haberler Rize Rize Spor Videolar İletişim Hesabınız
Rize menü

Anasayfa

Rize Haber

Spor Haberleri

Röportajlar

Haber Arşivi

Rize Tarihi

Rize Tanıtım

Çay ve Çaykur

Çaykur Rize Spor

Rize Tanıtım video

Rizeli Ünlüler

Kivi Meyvesi

Rize Nöbetçi Eczane

Rize Videoları

Rize İlçeleri

Rize Resimleri

Yaşanmış Fıkralar

Rize Hikayeleri

Atma Türküler

Biyografiler

Uydudan Rize

İletişim

Ziyaretçi
Pazartesi2737
Salı2605
Çarşamba2599
Perşembe2628
Cuma2389
Cumartesi126
Pazar1032
Toplam:582145
En Çok:5171

 

 

Önceki Sayfanın devamıdır.

DOĞU ROMA ( BİZANS ) HAKİMİYETİNDE RİZE 395 -1204

Kafkas'ların kuzeyinden Karadeniz'e ulaşan Göktürk'ler ^e Bizans'la temasa geçmiş 568'de Karadeniz üzerinden Bizans'a elçiler ;:ndererek Bizans'tan öncelikle önlerinden kaçan Avarlar'la olan -'.faktan vazgeçilmesini istemişlerdi. Daha sonra Bizans'a ulaşan eri ise özellikle ipekten dokunmuş hediyeler sunduktan sonra İran'a karşı işbirliğijran tarafından kesilen tarihi ipek yolu ticaretinin Hazar Denizinin kuzeyi ve Karadeniz üzerinden bir yolla yeniden . kandırılması gibi çeşitli öneriler kapsayan mektuplar sunmuştu. Bizans kaynakları 569 yılında değişik dönemlerde gelen ve Bizans sarayı :1e anlaşmalar imzalayan elçilerden 106'smın ülkelerine dönmek için aynı günde İstanbul'dan ayrıldığını belirtir.

Bu heyette ayrıca Türklerin ülkesine giden ve Göktürk'lerle birlikte iki yıl kalan Zemarchos adlı Bizans elçisi de bulunuyordu. Önce Hun'ların egemenliği altında yaşayan Hazarlar daha sonra Göktürk'lerin ve Batı Göktürk Kağanlığının egemenliği altında etkinliklerini sürdürmüş ve 7.yy.da bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmışlardı. Tarihçiler Hazar'ların, hakim oldukları coğrafyada müttefikleri olan Bizans'ı yüzyıllar boyu kuzey steplerinden gelen barbarların,Viking'lerin ve Rus'ların saldırılarından koruyan bir tampon görevi gördüğü, Kafkas'lara hakim olup, Bizans'ın amansız düşmanı Sasani İmparatorluğunun yıkılmasını temin ettiğini,Arapların ilerlemesini durdurarak Doğu Avrupa'yı Karadeniz'in kuzeyinden gelecek olan Müslüman istilâsından koruyarak tarihe yön verdikleri konusunda ittifak halindedirler.

Sasanilere karşı 622-627 yılları arasında İran'a üç sefer düzenleyen Bizans İmparatoru Herakliyus (610-614), Hazar'larla temasa geçmiş ve Hazar Hakanı Ziebel/Zebu/Çebu/Çebi Han ile görüşerek ona kızı Eudocia'yı vermeyi vaat ederek aldığı destekle bu savaştan galip çıkmıştı. Bizans'ın müttefiki olarak 40.000 kişilik bir ordu ile İran'a saldırılar düzenleyen Hazar'lar, bu seferleri ile Sasani'lerin yıkılmasına neden olmuştu

Bryer ve Winfield, Herakliyus'un 627-628 kışını Karadere'nin batısında ve Araklı burnunun sırtında ki Sürmene (şimdi Canayer/Buzluca) kalesinde geçirdiğini, Lazika'dan gemilerle gelen Hazar Hakanı Ziebel/Zebu/Çebi Han'la burada görüştüğünü belirtirken İyidere'nin denize döküldüğü yerin hemen doğusundaki Hazar yer isminin bu olayla ilgili olduğu düşüncesindedirler. Çağın üç büyük imparatorluğundan biri olan Hazarlar aynı şekilde Müslüman Arapları da durdurarak Bizans'ı ve Hıristiyan dünyasını kurtarmıştır. Bu olaylardan sonra Hazarlar Bizans sarayını etkilemiş Bizans İmparatoru 5. Konstantinos (741-775) bir Hazar Prensi ile evlenmiş ve bu evlilikten doğan oğlu 4.Leon/Hazar Leon (775-780) daha sora tahta çıkmıştır.

M. S .740'da Hazar Kağanının ve komutanlarının Yahudi dinine girerek bu dini temsilcilerinin asimilasyon çalışmalarına karşı kitabi dinlerin üçüncüsü ve en eskisini benimseyerek kendi kimliklerini korumak istemişlerdir. Kafkasya'nın kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan Sabirler, Saragurlar, Samandarlar, Balancarlar gibi kabileleri hâkimiyetleri altına alarak, Hazar kimliği içinde eriten Hazarlar'a karşı direnebilenler o tarihlerde oldukça güçlü olan Bulgar Türkleri idi. 641 yılında Bulgarlar'ı yenen Hazar'lar onları ikiye ayırmış;bir bölümü batıya göçüp Tuna Boylarına yerleşirken,bir bölümü de kuzeydoğuya Volga boylarına çıkarak Hazar egemenliği altında yaşamaya başlamışlardı.

Tuna boylarına yerleşen Bulgarlar burada islâv kitleleri ile birleşerek Bizans ile mücadeleye girişmiş ve devletlerini kurmuştu. Bizans ordusu tarafından 530 da mağlûp edilen Bulgar Türklerinden bir kısmı Anadolu'ya geçirilmiş, Trabzon, Çoruh,Yukarı Fırat ve Doğu Karadeniz bölgesindeki garnizonlara asker olarak yerleştirilmiştir. Fatih'in Trabzon'u almak üzere gelirken aştığı Bulgar dağının ismi bu zamandan kalmıştır. Bizans'ın bundan iki asır sonra 755'de Müslüman Arap'larla savaşmak üzere Tohma ve Ceyhan bölgelerine ikinci bir Bulgar Türk'ü iskân eden Bizans'ın ileri ki asırlarda da Hıristiyanlaştırarak askeri hizmete aldığı Bulgarları Kappadokya bölgesine yerleştirdiğini ve 9.yüzyıla kadar Balkanlarda kalan Bulgar Türklerinin Slavlaşmasınm tamamlandığını biliyoruz.

M.S.7. yüzyılın ortalarından 9.yüzyıla kadar Hazar imparatorluğuna bağlı olarak yaşayan ve Hazar'lar adına Slav'lar, Finliler ve bulundukları bölgenin kuzeyinde kalan kabilelerden vergi alan Onogur'ların bir boyu olan Macarlar, Oğuzlar'm baskısı ile harekete geçen Peçenekler'in saldırısına uğramış ve batıya kaymışlardı. 6. yüzyılın başlangıcında Sabirler'in yayılışı esnasında Sabir birliğine bağlı olan ve 830 da büyük kısmı Don ile Dinyeper nehirleri arasında yerleşen Macarlar,Bulgarları yerinden sürmüş fakat arkalarından devam eden saldırılar nedeniyle 896'da Karpatlar'ı aşarak bugünkü vatanlarına göçmüşlerdi. Macar halkı Hunlar'la aynı soydan geldiklerini kabul ettikleri gibi batı ve Bizans kaynakları da Macarlar'dan Ungi-Huni olarak bahseder.

Ural dağlarının güneyindeki anayurtlarından Sabir'ler tarafından sürülen Macarlar ,460-465 yıllarında Karadeniz'in kuzeyindeki topraklara inmişler,Kafkas Dağları ile Kuban nehri arasındaki bölgelerde Onogur,Utigur ve Bulgarlarla birlikte 830'lara kadar yaşamışlardı. Bugünkü yurtlarına göçtükleri zaman Hazarlar'ın kendilerine verdiği kral (Arpad sülalesi) yönetiminde, aralarına karışmış Hazar, Peçenek, Kuman boyları ile güçlü bir devlet kuran Macarlar daha sonra Katolik misyonerlerin faaliyetleri ile Katolik Hıristiyan olmuş fakat Macar kimliklerini muhafaza etmişlerdi.

Komşuları olan Tuna Bul garları ise kurdukları devlete adlarını verirken Ortodoks Hıristiyanlığı kabul edip tebaası olan Slâv kitleleri arasında erimiş Slâv'laşıp 9.yy.da milli kimlikleri ile Türkçe olan dillerini kaybetmişti. Hazarlar'dan bahseden Türk kaynakları onları Kasar diye anar. Ayrıca Uygurlar arasında Kasar adlı bir boy bulunur. Batıya çekilen Macarlar'a bazı Hazar boylarının katılmış olduğunu görürüz. Hazar devleti içinde çıkan isyana katılan ve Macarlar'la beraber Macaristan'a yerleşen boylar arasında Kasarlardan başka Kabar boyu ve eski Türk Kaliz kavminin kalıntıları da bulunuyordu. İyi birer asker ve iyi bir tüccar olmaları ile tanınan Kaliz Türklerinin de bir kısmı Güney Macaristan'a yerleşmiştir. Kasarları,Kabarları ve Kalizler'i Macarlarla beraber sadece Doğu Avrupa da değil Doğu Karadeniz Bölgesinde de görürüz. Bizans kuzeyden gelebilecek saldırıları Hazar Krallığı ile işbirliği sayesinde göğüsleyebiliyordu. Fakat Peçenekler'in Hazar Krallığının batı topraklarında faaliyet gösterip Macarlar'ı batıya sürmesi Bizans'ın savunma kalkanının delinmesine yol açmıştı.

860 yılında iki yüz kadar gemiyle Dinyeper'den aşağı inen Ruslar Karadeniz'i geçmiş boğazın kıyılarındaki manastır ve köyleri yağmalayarak Bizans'ı kuşatmış sonra da geri çekilmişlerdi. Bizans kuzeyli kabilelerden ve Ruslar'dan korunmak için onlarla ilişkileri geliştirmeyi uygun gördü. Bir dizi savaş ve barıştan sonra onlardan paralı askerler alarak ilişkilerini geliştirdi. Fakat onlar üzerinde daha fazla kontrol sağlamanın tek yolu onları Hıristiyanlaştırmak ve Bizans'ın dini nüfus alanının içine almaktı. Daha önce Hazarlar'ı Hıristiyan yapmak için görevlendirilen misyoner Aziz Kril (St.Cyril) bu defa Ruslar'ı Hıristiyanlaştırmak için görevlendirilmişti.

Balkanlardaki Slavlar'ı Hıristiyanlaştırarak Slavlar'm azizi olan Aziz Kril, Hazarlar üzerinde pek etkili olamamıştı. Çünkü Hazarlar Yahudi dinine girmişti. Hazarlar'ı konu alan araştırmacılar İslâm ve Hıristiyan dünyası arasındaki imparatorluklarını bu iki eritici güç arasında muhafaza edebilmek için Hazarlar'm Yahudi dinini seçtikleri konusunda hem fikirdirler. Slavlar'ın havarisi ve Ruslar'm kullandığı Kril alfabesinin mucidi olan Aziz Kril'in başlattığı çalışmalar bir asır içinde tam neticeye ulaşmış ve Ruslar'ın tamamına yakını Ortodoks Hıristiyanlığı benimsemişlerdi Tuna Bulgarları ile birleşerek Macarlar'm üzerine sefer yapan ve daha sonra birbirleriyle anlaşamayan ve iki gruba ayrılan Peçenekler'in ilk grubu 1050'lerde Tuna'yı geçti ve Bizans'a sığınarak Hıristiyan oldular. 1071'de Malazgirt Meydan muharebesinde Bizans ordusunda bulunan Hıristiyanlaşmış Peçenek ve Uz birliklerinin bir kısmı, dilleri ve kıyafetleri kendileri gibi Oğuz soyu Selçuklu ordusunu görünce Bizans saflarını terk ederek Selçuklu saflarına katılmıştı.

1091'de İzmir Beyi Çaka Bey 'in Avrupa taraflarındaki Peçenekler'le temasa geçerek ittifak sağlaması ve Peçenekler'in Bizans üzerine yürümesi esnasında, iki asır önce Bulgarlar'ı Macarlar'a, daha sonra da Macarlar'ı Peçenekler'e kırdıran Bizans yine aynı siyaseti devreye sokarak Kumanlar'ı yardıma çağırdı.

Edirne yakınlarında Peçenekler'e öldürücü bir darbe vuran Kumanlar buradan Macaristan istilâsına giderken,Bizans'a yenilen ikinci grubun bakiyeleri de daha sonra Hıristiyan olarak Bizans'ın hizmetine girdiler. Peçenekler'in dağılması ile önleri açılan Uz'lar ise XI. yy. ortalarında Don ve Dinyeper nehirleri arasında kalan Peçenek kalıntılarını buradan çıkararak 1065'de Balkanlara büyük bir taarruzda bulundular.

Daha sonra Macaristan'a saldıran Uz'lar yenilerek dağıldılar ve kalıntılarının bir bölümü Kiyev prensliğinin güney sınırlarına sığındılar. Daha önce bu bölgeye sığman Peçenek kalıntıları ile kaynaşan Uz'lar daha sonra Hıristiyanlaşıp Rus'laştılar. Karadeniz'in kuzeyindeki bu olaylara genel olarak baktığımız zaman Asya'nın içlerinde başlayan dalgalanmaların bu bölgeyi etkilediğini Sabirler'in Hunlar'ı, Avarlar'ın Sabirler'i, Onogurlar'ın Avarlar'ı takip ettiği bu coğrafyada Peçenek'lerin doğusunda Oğuz/Guz/Uz (Rus kaynaklarında Törk) oymakları yaşıyordu. Oğuzlar'm sıkıştırması ile topraklarından ayrılan Peçenekler Hazar ülkesine yerleşmek istediler. Ancak Hazarlar buna izin vermeyip onları batıya sürdü.

XI.yy.da Rusların kuzeyden,Uz'ların da doğudan sıkıştırdığı Peçenek'lerin Don nehrini geçerek Macarlar'm topraklarına girmesi ile ve Macar'lar daha batıya,bugünkü vatanlarına göçtüler. Bu son göçte Macarlar da Bulgarlar'ı yerlerinden etti ve arka arkaya devam eden bu kavimler göçünde bu günkü Orta Avrupa haritasını oluşturan milletler şekillenmeye başladı. Yukarıda özetlemeye çalıştığımız olaylar doğrudan Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi ile ilgili değilmiş gibi görünüyor.

Fakat milattan önceki asırlarda gördüğümüz ve milattan sonraki asırlarda gerçekleşen olaylarda da görebileceğimiz gibi Karadeniz'in kuzeyindeki topraklarda gerçekleşen bu olaylar Orta Avrupa ve Balkanları olduğu gibi Karadeniz'in güneydoğusunu da etkilemiştir.

Bu açıdan baktığımız zaman arkadan gelenlerin sıkıştırması ile meydana gelen kavimler göçü ve Karadeniz'in kuzeyindeki steplerde devletler kurmuş Türk kavimlerinin,Doğu Avrupa ve Balkanlardaki bu günkü toplumların oluşmasına katkıda bulunduğu gibi ,Kafkaslar ve Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde de günümüze ulaşan toplumun oluşmasına etkide bulunduğunu görüyoruz.

    



Kaynak: Ali TAŞPINAR - Rize Tarihi
Web Sitemizde yayınlanan Bu İçeriğin Kaynak Gösterilmeden Yayınlanması Yasaktır

Sayfanın içeriği Özkan SARI Tafafından Düzenlenmiştir.
İletişim - Mail&msn : Debro53@gmail.com

Web Stats 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141

ispir I Sakarya Yerel Portalı I bilgidepom I bebek I

Web Sitemiz Copyright © 2004 GPL PHP-Nuke Kodlarina Sahiptir.