Kafkas'ların kuzeyinden Karadeniz'e ulaşan Göktürk'ler
^e Bizans'la temasa geçmiş 568'de Karadeniz üzerinden Bizans'a elçiler ;:ndererek
Bizans'tan öncelikle önlerinden kaçan Avarlar'la olan -'.faktan vazgeçilmesini
istemişlerdi. Daha sonra Bizans'a ulaşan eri ise özellikle ipekten dokunmuş
hediyeler sunduktan sonra İran'a karşı işbirliğijran tarafından kesilen tarihi
ipek yolu ticaretinin Hazar Denizinin kuzeyi ve Karadeniz üzerinden bir yolla
yeniden . kandırılması gibi çeşitli öneriler kapsayan mektuplar sunmuştu. Bizans
kaynakları 569 yılında değişik dönemlerde gelen ve Bizans sarayı :1e anlaşmalar
imzalayan elçilerden 106'smın ülkelerine dönmek için aynı günde İstanbul'dan
ayrıldığını belirtir.
Bu heyette ayrıca Türklerin ülkesine giden ve
Göktürk'lerle birlikte iki yıl kalan Zemarchos adlı Bizans elçisi de
bulunuyordu. Önce Hun'ların egemenliği altında yaşayan Hazarlar daha sonra
Göktürk'lerin ve Batı Göktürk Kağanlığının egemenliği altında etkinliklerini
sürdürmüş ve 7.yy.da bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmışlardı. Tarihçiler
Hazar'ların, hakim oldukları coğrafyada müttefikleri olan Bizans'ı yüzyıllar
boyu kuzey steplerinden gelen barbarların,Viking'lerin ve Rus'ların
saldırılarından koruyan bir tampon görevi gördüğü, Kafkas'lara hakim olup,
Bizans'ın amansız düşmanı Sasani İmparatorluğunun yıkılmasını temin
ettiğini,Arapların ilerlemesini durdurarak Doğu Avrupa'yı Karadeniz'in
kuzeyinden gelecek olan Müslüman istilâsından koruyarak tarihe yön verdikleri
konusunda ittifak halindedirler.
Sasanilere karşı 622-627 yılları arasında İran'a üç
sefer düzenleyen Bizans İmparatoru Herakliyus (610-614), Hazar'larla temasa
geçmiş ve Hazar Hakanı Ziebel/Zebu/Çebu/Çebi Han ile görüşerek ona kızı
Eudocia'yı vermeyi vaat ederek aldığı destekle bu savaştan galip çıkmıştı.
Bizans'ın müttefiki olarak 40.000 kişilik bir ordu ile İran'a saldırılar
düzenleyen Hazar'lar, bu seferleri ile Sasani'lerin yıkılmasına neden olmuştu
Bryer ve Winfield, Herakliyus'un 627-628 kışını
Karadere'nin batısında ve Araklı burnunun sırtında ki Sürmene (şimdi Canayer/Buzluca)
kalesinde geçirdiğini, Lazika'dan gemilerle gelen Hazar Hakanı Ziebel/Zebu/Çebi
Han'la burada görüştüğünü belirtirken İyidere'nin denize döküldüğü yerin hemen
doğusundaki Hazar yer isminin bu olayla ilgili olduğu düşüncesindedirler. Çağın
üç büyük imparatorluğundan biri olan Hazarlar aynı şekilde Müslüman Arapları da
durdurarak Bizans'ı ve Hıristiyan dünyasını kurtarmıştır. Bu olaylardan sonra
Hazarlar Bizans sarayını etkilemiş Bizans İmparatoru 5. Konstantinos (741-775)
bir Hazar Prensi ile evlenmiş ve bu evlilikten doğan oğlu 4.Leon/Hazar Leon
(775-780) daha sora tahta çıkmıştır.
M. S .740'da Hazar Kağanının ve komutanlarının Yahudi
dinine girerek bu dini temsilcilerinin asimilasyon çalışmalarına karşı kitabi
dinlerin üçüncüsü ve en eskisini benimseyerek kendi kimliklerini korumak
istemişlerdir. Kafkasya'nın kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan Sabirler, Saragurlar,
Samandarlar, Balancarlar gibi kabileleri hâkimiyetleri altına alarak, Hazar
kimliği içinde eriten Hazarlar'a karşı direnebilenler o tarihlerde oldukça güçlü
olan Bulgar Türkleri idi. 641 yılında Bulgarlar'ı yenen Hazar'lar onları ikiye
ayırmış;bir bölümü batıya göçüp Tuna Boylarına yerleşirken,bir bölümü de
kuzeydoğuya Volga boylarına çıkarak Hazar egemenliği altında yaşamaya
başlamışlardı.
Tuna boylarına yerleşen Bulgarlar burada islâv
kitleleri ile birleşerek Bizans ile mücadeleye girişmiş ve devletlerini
kurmuştu. Bizans ordusu tarafından 530 da mağlûp edilen Bulgar Türklerinden bir
kısmı Anadolu'ya geçirilmiş, Trabzon, Çoruh,Yukarı Fırat ve Doğu Karadeniz
bölgesindeki garnizonlara asker olarak yerleştirilmiştir. Fatih'in Trabzon'u
almak üzere gelirken aştığı Bulgar dağının ismi bu zamandan kalmıştır. Bizans'ın
bundan iki asır sonra 755'de Müslüman Arap'larla savaşmak üzere Tohma ve Ceyhan
bölgelerine ikinci bir Bulgar Türk'ü iskân eden Bizans'ın ileri ki asırlarda da
Hıristiyanlaştırarak askeri hizmete aldığı Bulgarları Kappadokya bölgesine
yerleştirdiğini ve 9.yüzyıla kadar Balkanlarda kalan Bulgar Türklerinin
Slavlaşmasınm tamamlandığını biliyoruz.
M.S.7. yüzyılın ortalarından 9.yüzyıla kadar Hazar
imparatorluğuna bağlı olarak yaşayan ve Hazar'lar adına Slav'lar, Finliler ve
bulundukları bölgenin kuzeyinde kalan kabilelerden vergi alan Onogur'ların bir
boyu olan Macarlar, Oğuzlar'm baskısı ile harekete geçen Peçenekler'in
saldırısına uğramış ve batıya kaymışlardı. 6. yüzyılın başlangıcında Sabirler'in
yayılışı esnasında Sabir birliğine bağlı olan ve 830 da büyük kısmı Don ile
Dinyeper nehirleri arasında yerleşen Macarlar,Bulgarları yerinden sürmüş fakat
arkalarından devam eden saldırılar nedeniyle 896'da Karpatlar'ı aşarak bugünkü
vatanlarına göçmüşlerdi. Macar halkı Hunlar'la aynı soydan geldiklerini kabul
ettikleri gibi batı ve Bizans kaynakları da Macarlar'dan Ungi-Huni olarak
bahseder.
Ural dağlarının güneyindeki anayurtlarından Sabir'ler
tarafından sürülen Macarlar ,460-465 yıllarında Karadeniz'in kuzeyindeki
topraklara inmişler,Kafkas Dağları ile Kuban nehri arasındaki bölgelerde Onogur,Utigur
ve Bulgarlarla birlikte 830'lara kadar yaşamışlardı. Bugünkü yurtlarına
göçtükleri zaman Hazarlar'ın kendilerine verdiği kral (Arpad sülalesi)
yönetiminde, aralarına karışmış Hazar, Peçenek, Kuman boyları ile güçlü bir
devlet kuran Macarlar daha sonra Katolik misyonerlerin faaliyetleri ile Katolik
Hıristiyan olmuş fakat Macar kimliklerini muhafaza etmişlerdi.
Komşuları olan Tuna Bul garları ise kurdukları devlete
adlarını verirken Ortodoks Hıristiyanlığı kabul edip tebaası olan Slâv kitleleri
arasında erimiş Slâv'laşıp 9.yy.da milli kimlikleri ile Türkçe olan dillerini
kaybetmişti. Hazarlar'dan bahseden Türk kaynakları onları Kasar diye anar.
Ayrıca Uygurlar arasında Kasar adlı bir boy bulunur. Batıya çekilen Macarlar'a
bazı Hazar boylarının katılmış olduğunu görürüz. Hazar devleti içinde çıkan
isyana katılan ve Macarlar'la beraber Macaristan'a yerleşen boylar arasında
Kasarlardan başka Kabar boyu ve eski Türk Kaliz kavminin kalıntıları da
bulunuyordu. İyi birer asker ve iyi bir tüccar olmaları ile tanınan Kaliz
Türklerinin de bir kısmı Güney Macaristan'a yerleşmiştir. Kasarları,Kabarları ve
Kalizler'i Macarlarla beraber sadece Doğu Avrupa da değil Doğu Karadeniz
Bölgesinde de görürüz. Bizans kuzeyden gelebilecek saldırıları Hazar Krallığı
ile işbirliği sayesinde göğüsleyebiliyordu. Fakat Peçenekler'in Hazar
Krallığının batı topraklarında faaliyet gösterip Macarlar'ı batıya sürmesi
Bizans'ın savunma kalkanının delinmesine yol açmıştı.
860 yılında iki yüz kadar gemiyle Dinyeper'den aşağı
inen Ruslar Karadeniz'i geçmiş boğazın kıyılarındaki manastır ve köyleri
yağmalayarak Bizans'ı kuşatmış sonra da geri çekilmişlerdi. Bizans kuzeyli
kabilelerden ve Ruslar'dan korunmak için onlarla ilişkileri geliştirmeyi uygun
gördü. Bir dizi savaş ve barıştan sonra onlardan paralı askerler alarak
ilişkilerini geliştirdi. Fakat onlar üzerinde daha fazla kontrol sağlamanın tek
yolu onları Hıristiyanlaştırmak ve Bizans'ın dini nüfus alanının içine almaktı.
Daha önce Hazarlar'ı Hıristiyan yapmak için görevlendirilen misyoner Aziz Kril (St.Cyril)
bu defa Ruslar'ı Hıristiyanlaştırmak için görevlendirilmişti.
Balkanlardaki Slavlar'ı Hıristiyanlaştırarak Slavlar'm
azizi olan Aziz Kril, Hazarlar üzerinde pek etkili olamamıştı. Çünkü Hazarlar
Yahudi dinine girmişti. Hazarlar'ı konu alan araştırmacılar İslâm ve Hıristiyan
dünyası arasındaki imparatorluklarını bu iki eritici güç arasında muhafaza
edebilmek için Hazarlar'm Yahudi dinini seçtikleri konusunda hem fikirdirler.
Slavlar'ın havarisi ve Ruslar'm kullandığı Kril alfabesinin mucidi olan Aziz
Kril'in başlattığı çalışmalar bir asır içinde tam neticeye ulaşmış ve Ruslar'ın
tamamına yakını Ortodoks Hıristiyanlığı benimsemişlerdi Tuna Bulgarları ile
birleşerek Macarlar'm üzerine sefer yapan ve daha sonra birbirleriyle
anlaşamayan ve iki gruba ayrılan Peçenekler'in ilk grubu 1050'lerde Tuna'yı
geçti ve Bizans'a sığınarak Hıristiyan oldular. 1071'de Malazgirt Meydan
muharebesinde Bizans ordusunda bulunan Hıristiyanlaşmış Peçenek ve Uz
birliklerinin bir kısmı, dilleri ve kıyafetleri kendileri gibi Oğuz soyu
Selçuklu ordusunu görünce Bizans saflarını terk ederek Selçuklu saflarına
katılmıştı.
1091'de İzmir Beyi Çaka Bey 'in Avrupa taraflarındaki
Peçenekler'le temasa geçerek ittifak sağlaması ve Peçenekler'in Bizans üzerine
yürümesi esnasında, iki asır önce Bulgarlar'ı Macarlar'a, daha sonra da
Macarlar'ı Peçenekler'e kırdıran Bizans yine aynı siyaseti devreye sokarak
Kumanlar'ı yardıma çağırdı.
Edirne yakınlarında Peçenekler'e öldürücü bir darbe
vuran Kumanlar buradan Macaristan istilâsına giderken,Bizans'a yenilen ikinci
grubun bakiyeleri de daha sonra Hıristiyan olarak Bizans'ın hizmetine girdiler.
Peçenekler'in dağılması ile önleri açılan Uz'lar ise XI. yy. ortalarında Don ve
Dinyeper nehirleri arasında kalan Peçenek kalıntılarını buradan çıkararak
1065'de Balkanlara büyük bir taarruzda bulundular.
Daha sonra Macaristan'a saldıran Uz'lar yenilerek
dağıldılar ve kalıntılarının bir bölümü Kiyev prensliğinin güney sınırlarına
sığındılar. Daha önce bu bölgeye sığman Peçenek kalıntıları ile kaynaşan Uz'lar
daha sonra Hıristiyanlaşıp Rus'laştılar. Karadeniz'in kuzeyindeki bu olaylara
genel olarak baktığımız zaman Asya'nın içlerinde başlayan dalgalanmaların bu
bölgeyi etkilediğini Sabirler'in Hunlar'ı, Avarlar'ın Sabirler'i, Onogurlar'ın
Avarlar'ı takip ettiği bu coğrafyada Peçenek'lerin doğusunda Oğuz/Guz/Uz (Rus
kaynaklarında Törk) oymakları yaşıyordu. Oğuzlar'm sıkıştırması ile
topraklarından ayrılan Peçenekler Hazar ülkesine yerleşmek istediler. Ancak
Hazarlar buna izin vermeyip onları batıya sürdü.
XI.yy.da Rusların kuzeyden,Uz'ların da doğudan
sıkıştırdığı Peçenek'lerin Don nehrini geçerek Macarlar'm topraklarına girmesi
ile ve Macar'lar daha batıya,bugünkü vatanlarına göçtüler. Bu son göçte Macarlar
da Bulgarlar'ı yerlerinden etti ve arka arkaya devam eden bu kavimler göçünde bu
günkü Orta Avrupa haritasını oluşturan milletler şekillenmeye başladı. Yukarıda
özetlemeye çalıştığımız olaylar doğrudan Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi ile
ilgili değilmiş gibi görünüyor.
Fakat milattan önceki asırlarda gördüğümüz ve milattan
sonraki asırlarda gerçekleşen olaylarda da görebileceğimiz gibi Karadeniz'in
kuzeyindeki topraklarda gerçekleşen bu olaylar Orta Avrupa ve Balkanları olduğu
gibi Karadeniz'in güneydoğusunu da etkilemiştir.
Bu açıdan baktığımız zaman arkadan gelenlerin
sıkıştırması ile meydana gelen kavimler göçü ve Karadeniz'in kuzeyindeki
steplerde devletler kurmuş Türk kavimlerinin,Doğu Avrupa ve Balkanlardaki bu
günkü toplumların oluşmasına katkıda bulunduğu gibi ,Kafkaslar ve Kuzeydoğu
Anadolu bölgesinde de günümüze ulaşan toplumun oluşmasına etkide bulunduğunu
görüyoruz.