Anasayfa Forumlar Haberler Rize Rize Spor Videolar İletişim Hesabınız
Rize menü

Anasayfa

Rize Haber

Spor Haberleri

Röportajlar

Haber Arşivi

Rize Tarihi

Rize Tanıtım

Çay ve Çaykur

Çaykur Rize Spor

Rize Tanıtım video

Rizeli Ünlüler

Kivi Meyvesi

Rize Nöbetçi Eczane

Rize Videoları

Rize İlçeleri

Rize Resimleri

Yaşanmış Fıkralar

Rize Hikayeleri

Atma Türküler

Biyografiler

Uydudan Rize

İletişim

Ziyaretçi
Pazartesi2737
Salı2605
Çarşamba2599
Perşembe2628
Cuma2389
Cumartesi126
Pazar1070
Toplam:582183
En Çok:5171

 

 

ORTA ÇAĞ 395-476 -  YENİ ÇAĞ 476-1453

DOĞU ROMA ( BİZANS ) HAKİMİYETİNDE RİZE 395 -1204

 Roma imparatorluğunun 395 yılında ikiye ayrılması ile birlikte Rize'de Doğu Roma sınırları içinde yer alır. Doğu ve batı diye ikiye ayrılan Roma imparatorluğunda Batı Roma'nm başkenti Roma,Doğu Romanın başkenti ise İstanbul'du. İşte Doğu Roma imparatorluğu zaman süreci içinde Bizanslaşarak ayrı bir kimlik kazanacak ve Roma uygarlığı,Bizans uygarlığına dönüşecektir. Yine 395 yılında Hunlar, Basık ve Kursık adlı iki başbuğun komutasında Anadolu'ya girerek bir kol Çoruh vadileri boyunca Karadeniz'e ulaşarak buradan Harşit ırmağına kadar olan bölgeyi taradı. Diğer bir kol ise Erzurum,Malatya ve Çukurova bölgelerini atları ile çiğneyerek Kudüs' e vardılar. 375 yılında Azak denizinin batısında da görülen Hunlar,378 de Karadeniz'in kuzeyinden batıya doğru ilerleyip, Tuna'yı geçtiler. 404'te de Trakya'daki Roma topraklarını istilâ ettiler. Doğuda kalanlar ise 395-398 yıllarında Kafkas geçitlerini aşarak Anadolu'ya girdiler.1 Batıda Bizans 395 yılında Tuna civarındaki Hunlar'ı Hıristiyan yapmak için rahipler göndermeye başladı. Hıristiyanlaştırma çabaları 523'te sonuç vermeye başlayarak, İncil Hun diline çevrilir. Hıristiyan olan bazı Hun grupları Bizans ordusunda görev yapmaya başlarlar. Rize'nin doğu kesiminden Rion ırmağı arasında uzanan bölgede yer alan Lazika krallığı Roma'nm vasalı krallar tarafından yönetiliyordu.14 Gürcistan'da geleneksel putperestlik dini ve bu dinin Kurumi denen rahipleri iyi örgütlenmiş,zengin ve itibarlı bir mevkie sahip olduğu için Hıristiyanlık da kısa sürede zengin kiliselere sahip olmuş,Yunanca'nın etkisinden kurtulmuş ve İncil'i Gürcü alfabesi ile Gürcüce'ye çevirerek Bizans'tan bağımsız Gürcü kilisesi organize edilmişti. Daha sonraki asırlarda Abhaz kilisesi de Bizans'taki Ortodoks Patrikhanesinden ayrılıp,Gürcü patrikliğine bağlanmış ve Abhaz Krallığı lO.yy.ikinci yarısı ile 11.yy. başlarında Bizans'ın bölgede dayandığı en büyük güç olan Rum piskoposluklarını kapatarak bölgede yeni Gürcü kilisesine bağlı piskoposluklar açılmıştır.

Bu durum Karadeniz' in doğu sahillerinde Gürcü dili ve kültürünün yayılmasına yol açmıştır. Çoruh nehrinin denize döküldüğü yerin batısında kalan bölge doğrudan Roma ve Bizans lejyonları tarafından korunduğu için bu gelişmelerden etkilenmemiş, hududa yakın bölgelerde yaşayan Lazlar dillerini koruyabilirken,daha batıda yaşayan Lazlar, Canlar ve diğer topluluklar asırlara sarkan Hıristiyanlaştırma süreci içerisinde 10. yy.dan itibaren papazlar tarafından İncil'in dili dışında bir dilde konuşulan her kelime cehenneme gitmek için işlenen bir günah olarak hesaplanacaktır şeklinde telkinleri ile kendi dillerini unutmaya,devletin ve bağlı oldukları kilisenin dili olan Yunanca'yı konuşmaya zorlanmış, özellikle bölgedeki sahil şehirlerinde ve giderek köylerde yerel dillerinden de etkilenmiş bir Yunanca konuşulmaya başlanmıştır.

Bu tür uygulamalar Bizans'ın milli siyaseti idi ve bu siyaset sadece halkların dillerini değil,eski dinlerine ait inanç ve kültürlerini,Hıristiyanhğm yerel mezheplerini hatta çeşitli dönemlerde dağlık bölgenin kuzeye bakan vadilerine sığınmak zorunda kalan Ermeni inancına sahip küçük gurupları da hedef almış ve onların da Ortodoks potasında eritilip kilise etrafında yeniden şekillenmeleri sağlanmıştır. 400 yılları civarında Balkaş ve Aral gölleri yöresindeki steplerde egemenlik kuran Juan JuanlarAJar-Hun/Avlar'lar tarafından bulundukları Turfan vahasından 450 de batıya sürülen Sabir Türkleri de Altay-Ural dağları arasındaki düzlükte yaşayan Hun'ların arkasından bu bölgeye gelmiş olan Ogur Türklerini Orta Volga bölgesine kadar batıya atmıştı. Teşkilâtlı ve yüksek bir savaş tekniğine sahip olan Sabir'lerin karşısında tutunamayan ve 463'ten sonra Karadeniz'in kuzeyinde görünen Ogurlar, Kafkasya'nın kuzeyinde yaşayan tüm halkları egemenlikleri altına almıştı.

466'da Kafkasya üzerinden îran'a sefere çıkan ve Kuzey Doğu Anadolu'ya giren Ogur guruplarının yönetici boyu Sarogurlardı. 465-466 senesinde Bizans'a elçi gönderen Onogurlar Bizans'la ittifak sağlamış ve 482'de Bizans imparatoru Zenon Ogurlardan,Doğu Got'larına karşı yardım istemişti. Bir kısmı göç ederek Karadeniz'in kuzeyi ile Doğu Avrupa'nın bir çok bölgesine yerleşmeye başlayan Ogurların arası daha sonra Bizans'la açılmış ve 499'da Ogurlar Trakya'ya sefer düzenlemişlerdi. Bu dönemde Onogur, Saragur/Sarıogur, Uturgur/Ogur, Kuturgur/Ogur kavimleri Kafkasların kuzeyindeki Hun bakiyeleri ile karışmışlar, bu karışmadan 482 yılında Bulgarlar15 meydana çıkmıştı. Aralarında Bulgarlarında bulunduğu bir kısım On Ogur boyu ise çok daha sonraları 680'lerde bugünkü Bulgaristan bölgesine yerleşecekti.

Hunlar, Uygurlar ve Avrupa Avarlar'ı Türklerin konuştuğu Türki dili konuşurken,Bıügarlar bugün Türkçe'nin Çuvaş koluna ait Türki dili konuşuyordu. Arasındaki fark birinci kolun z sesi çıkardıkları yerde ikinci kolun r sesi kullanmasıdır.

Onogurlar'ın terk ettiği bölgeye gelen ve bölgede yarım >üzyıl kadar hakim olan Sabirler /Savir /Zavir /Subar /Suvar /Sabarlar daha sonra Kafkasya-Don-Volga üçgeninde görünmüş ve 515-516 yıllarında Kafkasları geçerek Anadolu içlerine Kayseri,Konya ve Ankara bölgelerine kadar uzanan akınlarda bulunmuştu.

Bu olay da bazı tarihçilerimiz tarafından Türklerin Anadolu'ya ikinci girişi olarak tanımlanır ve Ağaçeriler16 gibi bazı Türk unsurlarının bu akınlarda Anadolu'ya yerleştiği belirtilir. Bu sefer esnasında Bizans'la temasa geçen ve 527'de Persler'e karşı Bizans'la ittifak kuran Sabirler daha sonraki yıllarda Persler' in tarafında yer alır.

Bu durum 558'de Avar'ların karşısında kesin bir mağlubiyete uğramalarına kadar böyle devam etmiştir. Lazika ya da Eğrisi denilen krallığın Bizans ile İran arasında çekişme alanı olduğu ö.yy.da Karadeniz'in ve Kafkasya'nın kuzeyindeki Türk kavimlerinden derlenen askerler de önemli rol oynamıştır.

555 yılında 60.000 kişilik bir ordu ile Lazika/Egrisi'ye yürüyen Sasani'leri orada Bizans, Megrel, Abhazlarm yanı sıra Hun ve Sabir'lerden oluşan birleşik bir ordu beklemekteydi. Ayrıca Megrelistan ile Leçkhumi sınırında Onoguris adlı bir kale bulunması da daha önce Onogur'ların da bu sahada etkinlikler gösterdiğine işaret etmektedir.

Orta Asya'da eski tebaaları olan Göktürklerin 552'de isyan ederek üç yıl içinde tüm ordularını yok edip batıya sürdüğü Avar/Uar-Hun/Juan Juanlar'ın başlattığı üçüncü göç dalgası, Sabirler'in bulundukları bölgedeki hakimiyetlerine son vermişti. Sabirler'in bir kısmı ile, Macarlar'ın bir kısmı Hazarlar'ın arasına karışırken, Göktürkler'in baskısı ile sıkışık bir durumda kalan Avarlar da göç yollarında karşılaştıkları pek çok kavimleri birlikte sürüklediler.

Avarlar'm gerçek kimliğini bilmeyen Bizans tarihçileri Avarlar'm önünde giden kavimlerine Sahte Avar adını vermişti. Göktürkler'in sıkıştırması ile harekete geçen diğer Türk kavimleri ile birlikte kendi boy birliklerini kuran Avarlar Karadeniz'in kuzeyinde Volga nehrinin doğusuna gelmiş ve Bizans'la temasa geçmişlerdi. Bu sırada Bizans imparatoru Justinianos Kutigurlar'a karşı Utigurlar'ı kazanmak için çaba gösteriyordu.

558 Yılında Kandiş adlı bir Avar soylusunun başkanlığında ki Avar heyeti Alanlar ve Lazik yöneticilerinden izin alarak Kafkasya'dan geçti ve Karadeniz üzerinden Bizans'a geldi. Avar heyetine başkanlık eden Kandiş ismini ya bir Avar boyu olan Kandiş'ten almış ya da Bizans kaynaklan onu kendi adı ile değil mensup olduğu boyun adı ile kaydetmişti.

Örgüler halinde omuzlanna sarkan saçları Hun'lara benzeyen giysileri ile Bizans halkı tarafından ilgi ve merakla seyredilen Avar heyeti Justinianos'un huzuruna çıkarak hediyeler sundu ve işbirliği önerdi. Justinianos'la Bizans'ı kuzeyde barbarlarının akınlarından korumak üzere anlaşan Avar elçileri ayrıca bu iş için Bizans'tan yıllık vergi de alacaklardı.

İstanbul'dan ayrılırken imparatorun muhafızlarından Valentinus da onlarla birlikte Avar ordugâhının bulunduğu Kafkas dağlarının eteklerindeki yere gitmişti. Bizans'ın düşmanı olan ülkelere saldırmaları konusunda anlaşma şartlarını Avar Kağanına onaylatmıştı. Bizans'la işbirliği içine giren Avar'lann Bizans Kralının teşviki ile Utigur'ları, Zal'ları, Sabir'lari mağlup etmiş, Ant'larm ülkesini yağmalamışlardı.

Bir kısmı arkalarından gelen Göktürklerin baskısından kurtulmak için Karadeniz'in kuzeyinden batıya sarkarak Polonya ve Almanya'nın ortalarına kadar ilerlemiş, 562 yılında aşağı Tuna havzasına yerleşerek Bizans'la komşu olmuş ve elçi göndermişlerdi.

Bizans İmparatoru 2.Justinianos (565-578) Avarlar'a ödemesi gereken vergiyi ödemeyi reddedince Bizans'a saldıran Avarlar Trakya'ya kadar gelmişler,geçtikleri bölgedeki Slav ve Bulgar Türklerine bağlı oymaklarla da savaşmış onları yenerek buyrukları altına almıştı.

Bizans'la yüzyıllar süren bir savaşa başlayan Avar'lann bir kısım bakiyesi de Kafkasya'nın kuzey bölgesinde kalmıştı. Avar'lar konusunda çalışmalar yapan bilim adamları Kafkas'lardaki Avar bakiyesinden günümüze ancak Dağıstan Avar'larının ulaşabildiklerini belirtirler. Bizans İmparatoru 2. Justin; 577 yılında İran'la savaşmak üzere Avar'lardan bir bölüğünü maiyetine almış ve Anadolu'ya geçirerek doğu hududuna yerleştirmiştir. 620 Yılında ise Heraklius İran'a karşı savaşmak üzere Avar'larla anlaşmış ve doğu hududuna sevk etmişti.

Biz bu çalışmalarımız sırasında Rize bölgesinde Avar'lann Kandiş boyunun izlerini tespit ettik. Avar'lann Avrupa'ya geçmesinden yaklaşık on yıl sonra 567 de bölgede Batı Göktürk orduları görülmüştü. Kafkasya'nın kuzeyinde yaşayan kavimleri itaat altına alan Göktürk'ler bölgede Ogur,Sabir ve Onogur boylarından Hazar boy birliğini kurmuşlardı. Ogur hükümdarı artık Göktürk Hakanının adına Hazar'ları yönetiyordu



Kaynak: Ali TAŞPINAR - Rize Tarihi
Web Sitemizde yayınlanan Bu İçeriğin Kaynak Gösterilmeden Yayınlanması Yasaktır

Sayfanın içeriği Özkan SARI Tafafından Düzenlenmiştir.
İletişim - Mail&msn : Debro53@gmail.com

Web Stats 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141

ispir I Sakarya Yerel Portalı I bilgidepom I bebek I

Web Sitemiz Copyright © 2004 GPL PHP-Nuke Kodlarina Sahiptir.