Bu durum Karadeniz' in doğu sahillerinde Gürcü dili ve
kültürünün yayılmasına yol açmıştır. Çoruh nehrinin denize döküldüğü yerin
batısında kalan bölge doğrudan Roma ve Bizans lejyonları tarafından korunduğu
için bu gelişmelerden etkilenmemiş, hududa yakın bölgelerde yaşayan Lazlar
dillerini koruyabilirken,daha batıda yaşayan Lazlar, Canlar ve diğer topluluklar
asırlara sarkan Hıristiyanlaştırma süreci içerisinde 10. yy.dan itibaren
papazlar tarafından İncil'in dili dışında bir dilde konuşulan her kelime
cehenneme gitmek için işlenen bir günah olarak hesaplanacaktır şeklinde
telkinleri ile kendi dillerini unutmaya,devletin ve bağlı oldukları kilisenin
dili olan Yunanca'yı konuşmaya zorlanmış, özellikle bölgedeki sahil şehirlerinde
ve giderek köylerde yerel dillerinden de etkilenmiş bir Yunanca konuşulmaya
başlanmıştır.
Bu tür uygulamalar Bizans'ın milli siyaseti idi ve bu
siyaset sadece halkların dillerini değil,eski dinlerine ait inanç ve
kültürlerini,Hıristiyanhğm yerel mezheplerini hatta çeşitli dönemlerde dağlık
bölgenin kuzeye bakan vadilerine sığınmak zorunda kalan Ermeni inancına sahip
küçük gurupları da hedef almış ve onların da Ortodoks potasında eritilip kilise
etrafında yeniden şekillenmeleri sağlanmıştır. 400 yılları civarında Balkaş ve
Aral gölleri yöresindeki steplerde egemenlik kuran Juan JuanlarAJar-Hun/Avlar'lar
tarafından bulundukları Turfan vahasından 450 de batıya sürülen Sabir Türkleri
de Altay-Ural dağları arasındaki düzlükte yaşayan Hun'ların arkasından bu
bölgeye gelmiş olan Ogur Türklerini Orta Volga bölgesine kadar batıya atmıştı.
Teşkilâtlı ve yüksek bir savaş tekniğine sahip olan Sabir'lerin karşısında
tutunamayan ve 463'ten sonra Karadeniz'in kuzeyinde görünen Ogurlar,
Kafkasya'nın kuzeyinde yaşayan tüm halkları egemenlikleri altına almıştı.
466'da Kafkasya üzerinden îran'a sefere çıkan ve Kuzey
Doğu Anadolu'ya giren Ogur guruplarının yönetici boyu Sarogurlardı. 465-466
senesinde Bizans'a elçi gönderen Onogurlar Bizans'la ittifak sağlamış ve 482'de
Bizans imparatoru Zenon Ogurlardan,Doğu Got'larına karşı yardım istemişti. Bir
kısmı göç ederek Karadeniz'in kuzeyi ile Doğu Avrupa'nın bir çok bölgesine
yerleşmeye başlayan Ogurların arası daha sonra Bizans'la açılmış ve 499'da
Ogurlar Trakya'ya sefer düzenlemişlerdi. Bu dönemde Onogur, Saragur/Sarıogur,
Uturgur/Ogur, Kuturgur/Ogur kavimleri Kafkasların kuzeyindeki Hun bakiyeleri ile
karışmışlar, bu karışmadan 482 yılında Bulgarlar15
meydana çıkmıştı. Aralarında Bulgarlarında bulunduğu bir kısım On Ogur boyu ise
çok daha sonraları 680'lerde bugünkü Bulgaristan bölgesine yerleşecekti.
Hunlar, Uygurlar ve Avrupa Avarlar'ı Türklerin
konuştuğu Türki dili konuşurken,Bıügarlar bugün Türkçe'nin Çuvaş koluna ait
Türki dili konuşuyordu. Arasındaki fark birinci kolun z sesi çıkardıkları yerde
ikinci kolun r sesi kullanmasıdır.
Onogurlar'ın terk ettiği bölgeye gelen ve bölgede yarım
>üzyıl kadar hakim olan Sabirler /Savir /Zavir /Subar /Suvar /Sabarlar daha
sonra Kafkasya-Don-Volga üçgeninde görünmüş ve 515-516 yıllarında Kafkasları
geçerek Anadolu içlerine Kayseri,Konya ve Ankara bölgelerine kadar uzanan
akınlarda bulunmuştu.
Bu olay da bazı tarihçilerimiz tarafından Türklerin
Anadolu'ya ikinci girişi olarak tanımlanır ve Ağaçeriler16
gibi bazı Türk unsurlarının bu akınlarda Anadolu'ya yerleştiği belirtilir. Bu
sefer esnasında Bizans'la temasa geçen ve 527'de Persler'e karşı Bizans'la
ittifak kuran Sabirler daha sonraki yıllarda Persler' in tarafında yer alır.
Bu durum 558'de Avar'ların karşısında kesin bir
mağlubiyete uğramalarına kadar böyle devam etmiştir. Lazika ya da Eğrisi denilen
krallığın Bizans ile İran arasında çekişme alanı olduğu ö.yy.da Karadeniz'in ve
Kafkasya'nın kuzeyindeki Türk kavimlerinden derlenen askerler de önemli rol
oynamıştır.
555 yılında 60.000 kişilik bir ordu ile Lazika/Egrisi'ye
yürüyen Sasani'leri orada Bizans, Megrel, Abhazlarm yanı sıra Hun ve
Sabir'lerden oluşan birleşik bir ordu beklemekteydi. Ayrıca Megrelistan ile
Leçkhumi sınırında Onoguris adlı bir kale bulunması da daha önce Onogur'ların da
bu sahada etkinlikler gösterdiğine işaret etmektedir.
Orta Asya'da eski tebaaları olan Göktürklerin 552'de
isyan ederek üç yıl içinde tüm ordularını yok edip batıya sürdüğü Avar/Uar-Hun/Juan
Juanlar'ın başlattığı üçüncü göç dalgası, Sabirler'in bulundukları bölgedeki
hakimiyetlerine son vermişti. Sabirler'in bir kısmı ile, Macarlar'ın bir kısmı
Hazarlar'ın arasına karışırken, Göktürkler'in baskısı ile sıkışık bir durumda
kalan Avarlar da göç yollarında karşılaştıkları pek çok kavimleri birlikte
sürüklediler.
Avarlar'm gerçek kimliğini bilmeyen Bizans tarihçileri
Avarlar'm önünde giden kavimlerine Sahte Avar adını vermişti. Göktürkler'in
sıkıştırması ile harekete geçen diğer Türk kavimleri ile birlikte kendi boy
birliklerini kuran Avarlar Karadeniz'in kuzeyinde Volga nehrinin doğusuna gelmiş
ve Bizans'la temasa geçmişlerdi. Bu sırada Bizans imparatoru Justinianos
Kutigurlar'a karşı Utigurlar'ı kazanmak için çaba gösteriyordu.
558 Yılında Kandiş adlı bir Avar soylusunun
başkanlığında ki Avar heyeti Alanlar ve Lazik yöneticilerinden izin alarak
Kafkasya'dan geçti ve Karadeniz üzerinden Bizans'a geldi. Avar heyetine
başkanlık eden Kandiş ismini ya bir Avar boyu olan Kandiş'ten almış ya da Bizans
kaynaklan onu kendi adı ile değil mensup olduğu boyun adı ile kaydetmişti.
Örgüler halinde omuzlanna sarkan saçları Hun'lara
benzeyen giysileri ile Bizans halkı tarafından ilgi ve merakla seyredilen Avar
heyeti Justinianos'un huzuruna çıkarak hediyeler sundu ve işbirliği önerdi.
Justinianos'la Bizans'ı kuzeyde barbarlarının akınlarından korumak üzere anlaşan
Avar elçileri ayrıca bu iş için Bizans'tan yıllık vergi de alacaklardı.
İstanbul'dan ayrılırken imparatorun muhafızlarından
Valentinus da onlarla birlikte Avar ordugâhının bulunduğu Kafkas dağlarının
eteklerindeki yere gitmişti. Bizans'ın düşmanı olan ülkelere saldırmaları
konusunda anlaşma şartlarını Avar Kağanına onaylatmıştı. Bizans'la işbirliği
içine giren Avar'lann Bizans Kralının teşviki ile Utigur'ları, Zal'ları,
Sabir'lari mağlup etmiş, Ant'larm ülkesini yağmalamışlardı.
Bir kısmı arkalarından gelen Göktürklerin baskısından
kurtulmak için Karadeniz'in kuzeyinden batıya sarkarak Polonya ve Almanya'nın
ortalarına kadar ilerlemiş, 562 yılında aşağı Tuna havzasına yerleşerek
Bizans'la komşu olmuş ve elçi göndermişlerdi.
Bizans İmparatoru 2.Justinianos (565-578) Avarlar'a
ödemesi gereken vergiyi ödemeyi reddedince Bizans'a saldıran Avarlar Trakya'ya
kadar gelmişler,geçtikleri bölgedeki Slav ve Bulgar Türklerine bağlı oymaklarla
da savaşmış onları yenerek buyrukları altına almıştı.
Bizans'la yüzyıllar süren bir savaşa başlayan Avar'lann
bir kısım bakiyesi de Kafkasya'nın kuzey bölgesinde kalmıştı. Avar'lar konusunda
çalışmalar yapan bilim adamları Kafkas'lardaki Avar bakiyesinden günümüze ancak
Dağıstan Avar'larının ulaşabildiklerini belirtirler. Bizans İmparatoru 2. Justin;
577 yılında İran'la savaşmak üzere Avar'lardan bir bölüğünü maiyetine almış ve
Anadolu'ya geçirerek doğu hududuna yerleştirmiştir. 620 Yılında ise Heraklius
İran'a karşı savaşmak üzere Avar'larla anlaşmış ve doğu hududuna sevk etmişti.
Biz bu çalışmalarımız sırasında Rize bölgesinde
Avar'lann Kandiş boyunun izlerini tespit ettik. Avar'lann Avrupa'ya geçmesinden
yaklaşık on yıl sonra 567 de bölgede Batı Göktürk orduları görülmüştü.
Kafkasya'nın kuzeyinde yaşayan kavimleri itaat altına alan Göktürk'ler bölgede
Ogur,Sabir ve Onogur boylarından Hazar boy birliğini kurmuşlardı. Ogur hükümdarı
artık Göktürk Hakanının adına Hazar'ları yönetiyordu