Rize’nin İşgali (Mart 1916)

Sponsorlu Bağlantılar


Taşlıdere (Askoroz) savaşından sonra yine kuvvetlerimiz geri çekilerek İyidere’nin batısına geçtiler. Ruslar savaş gemilerini Gündoğu istikametinden ilçemize 40 bin Kazak askerini karaya çıkarttılar. Bunların içinde Ermeniler de mevcuttu. Saat 14.00 civarında başlayan çatışmalarla birlikte denizde bulunan Rus savaş gemileri mevzilerimizi ağır silahlarla taciz ediyorlardı.

Ruslar Taşlıdere mevkilerinin ağzına asker çıkarmışlardı. Gemilerden atılan top sesleri köylerden bile duyuluyordu. Sahilde olan binalarda zarar görmüştü. 6 Mart 1916 tarihinde Ruslar ikindi vaktinde Rize’yi işgal ettiler. Çok miktarda at, inek, beyaz domuz ve askerlerle geldiler1 Getirdikleri hayvanların başlarına bir şeyler vurarak öldürüyorlardı. Ruslar 7 Mart 1916’da Rize’nin doğusuna bir çıkartma daha yaptılar.2 Rize’yi işgal eden Ruslar gelecek olan kuvvetlerini bekleyip bir iki gün ileri harekatım durdurdular.3

8 Mart 1916’da Rize’ye gelen Rusların sahil cephesi komutanı General Lyakhof’u Rastislav zırhlısı bando eşliğinde ve Rus gemilerinden atılan 21 pare top ateşi ile selamladılar. Sahil cephesi Komutanı Avni Paşa Trabzon’u mümkün olduğu kadar uzaktan savunma emri almıştı.

Taşlıdere boyunca olan mevziler ve Rize düşmana bırakılmak zorunda kaldı. Birliklerimiz İyidere boyunca mevzilenmek için teşebbüs ettiyse de burada ancak 250 kadar askerle iki makineli tüfek toplanmıştı. Pazar’ın doğusundaki 4

bin kişilik askerimiz henüz toparlanamamıştı. Bu kadar az bir kuvvetle burada tutunmanın imkansız olduğunu düşünerek kalan kuvvetlerimiz Of Baltacı Deresi’ne mevzilenmeye karar verdi. 9 Mart 1916’da İyidere İlçemize çıkan Rus kuvvetleri ile bir çatışma olmadı. Binbaşı Ziya Bey’in taburu da zayiatsız olarak geri çekilerek iç kesimlerden kestirme yollardan giderek Of Baltacı Deresi’ne gitmeyi başarmıştı.4 10 Mart 1916’da yapılan sayımda birliklerimizdeki asker sayısının 4 binden 700’e indiği görüldü. Ona göre de birliklerimizin burada hızla güçlenmesi gerekiyordu.5

İstanbul’da hazır bekleyen 208 kişilik bir piyade birliği Midilli vapuruna bindirilip Trabzon’a gönderildi. Midilli Trabzon açıklarında dolaşan Rus saldırısından çekinerek, taşıdığı askerleri 13 Mart 1916’da Tirebolu’ya indirdi. Ayrıca İstanbul’dan Kelkit’e gönderilen lO.Tümene bağlı 28.Alay’ın 1. ve 2.Taburları durumun ağırlığı göz önüne alınarak sahil cephemize kaydırıldı.

Ruslar 6 Mart 1916’da Derepazarı İlçemizi 8 Mart 1916’da İkizdere, İyidere (Kalapotamoz) ve Kalkandere ilçelerimizi işgal ettiler. Düşman kuvvetleri var gücüyle Trabzon’a doğru ilerliyorlardı. Yöre halkı büyük bir karmaşa içerisindeydi. Yeni bir istila sel gibi batıya doğru akıp gidiyordu. Dönemin Trabzon Valisi Cemal Azmi Bey, yayımladığı beyanatıyla halkı sukunete davet ediyordu. Yöre halkının can güvenliğinin sağlanabilmesi için Yoros burnu mevkilerine çekilmelerini istiyordu.6

Trabzon Valisi Cemal Azmi Bey o yıllarda geçici il merkezleri kurdu. Trabzon Valiliğine ait en önemli evrakları dosyaları ve defterleri de sandıklara yerleştirip kayıklarla Ordu ilimize gönderdi. Ordu o yıllarda Trabzon’a bağlı bir ilçe olarak yönetiliyordu.

Bölge Komutanı Tuğgeneral Avni Paşa sahilden hızla Trabzon’a ilerleyen düşman kuvvetlerini Of Baltacı Deresi’nde durdurmak için burada yeni bir savunma hattı kurmuştu. Çanakkale’den takviye için gönderilen Üçüncü Ordumuza ve 28. Piyade Alayımız da yolda tamamen dağılmıştı.

Sivas’ın Suşehri’nden Erzurum’a doğru yaya giden Alayımızın öncüsü olan 1. ve 2. Tabur istikametini Gümüşhane’ye doğru çevirerek yola koyulmuştu. Buradan yaya olarak Trabzon’a doğru hareket ettiler. Binbaşı Ziya Bey’in taburu da daha önce Çamlıhemşin, Varaş Kale, Çiçekli Yaylası ve Tatos Dağı’ndan Çimil yolunu izleyerek İkizdere’ye gelmiştiler. Geceleyin de Rus hatlarına girerek zayiatsız olarak Of Baltacı mevzilerine ulaşmıştı.

Bölge Komutanı (Gürcü) Tuğgeneral Avni Pa-şa’nın duruma hakim olamadığı düşüncesiyle Üçüncü Ordu Komutanlığına bağlı Çoruh cephesi komutanı Binbaşı Halit Bey 28.Alayımız gelinceye kadar Sahil Müfrezemizi düzene sokmak ve komuta etmek üzere Of’a gönderilmişti.

Avni Paşa Of’a geldi. Pa-zarönü Köyü’nde (28 Şubat 1916’da) Of’un ileri gelenleri toplandı. Burada halkla el birliği ile düşman kuvvetlerine karşı koymaları gerektiği anlatıldı. Daha sonra Avni Paşa şu konuşmayı yaptı; “Burada düşmanlarla harp edeceğiz, askerlerimden savaş mak istemeyen olabilir. Onlarda askerlerimiz için cephane taşısınlar Bunu da yapmam diyen olursa askerlerimize dua etsinler.

Bunu da yapmam diyen olursa vallahi asarım” demişti. Bütün Oflular ve yöreden gelen gönüllüler vatan için her türlü fedakarlığa hazır olduklarını bildirip, bütün halk ayaklanarak Avni Paşa’nın emrine girdiler. Of ve Trabzon arasındaki yerlerden cepheye yardımlar de gelmişti. Ayrıca Trabzon hapishanesinde olan mahkumlar bile düşmanla çarpışmak için izin alıp, Milli Ordumuzag katılırlar. Of Baltacı deresindeki birliklerimize çok sayıda gönüllü katılmıştı. Bu gönüllülerin çoğu silahsız idi.

Avni Paşa Çanakkale’den gelen birliklerimizin yolda olduğunu, onlar gelinceye dek Rusların durdurulması gerektiğini ve herkese silah verileceğini bu silahların kendilerinde kalacağını söyleyip, gönüllüleri cesaretlendirmişti. Çoruh cephesi Komutam Binbaşı Halit Bey’de 15 Mart 1916’da mevzi alan birliklerimizi denetledi. Daha sonra birliklerimize şöyle seslendi: “Çanakkale de destanlar yaratan aslanlar yolda.

Onlar gelinceye kadar Rusları oyalayın, aynı zamanda size de tüfekler geliyor. Bu tüfekler hepinize dağıtılacaktır.” dedi. Ruslar Doğu Karadeniz Bölgesi boyunca hızla ilerlerken, yapılan yardımlarla oldukça toparlanan Üçüncü Ordumuz da Rusların bir yandan güneye yapacağı bir kuşatmaya karşı tedbirler almıştı.

10 Trabzon’un savunulması için her kasabadan gönüllüler vardı. Gün geçtikçe takviyeler gelip zaman kazanılıyordu. Albay Kahraman Kalkavan Bey’in emrinde 700 kişilik bir takviye kuvveti (Sivil kuvvetler) de gelmişti, bunlardan Rizeli Tuzcuoğlu Memiş Ağa grubu, Bassaoğulları, Alemdaroğulları ve Sipahioğulları gibi kalabalık aileler de kestirme iç yollardan giderek Avni Paşa’nın emrindeki askerlere katıldılar.

Çaykara İlçesine bağlı Şinek Köyü’nden olan Mehmet Efendinin oğlu Hüseyin Sabri Bakkal-oğ-lu’da Rus istilasına karşı halkı silahlandırıp Of müdafasmda bulunmuştur.” Ayrıca bu gönüllüler arasında Ahmet Kuveloğlu, Maksût İstipoğlu, Kadir ve Şevki Kanburoğlu 300 kişilik çetesiyle Milli ordumuza katılmıştı. Avni Paşa emrine katılan Of, Sürmene ve Çaykara yöre halkı ve çevreden gelen sivillerle kuvvetlerimizin sayısı iki bin beş yüze yakın olmuştu.12

O yıllarda Rusların Batum kesimindeki Platon Tugay Komutanı Lyakof komutasındaki kuvvetleri de sahil müfrezesini bağlamış ve Trabzon’a yapılacak saldırıları Rize’de planlamıştı.


Bir Cevap Yazın