Şaravaz, pepeçura, kastaniça kabağı Sacayak, pelki, hosti, kapandı gitti çağı, Kunci, minci, korkota, koloti unutuldi, Malahtara, likmene hasret kaldı gazyağı. Burma, mabeyin, darni, kot, tereteri, hopeçi, Gerdel, lahmi, pulama, küpun ağzında peçi, Çali, çupi, kutuni, davli ve kondaridan, Şimdi bahsettuğumde güleyi bizum paçi. Lağus, şokali, lobya, pafuli, perçem, andi, Metuşi, sehter, çiten altındakiler yandi. Zimbilaçi tikeni, kardaşi hamduspara, Benum gibi fukara, sirgan yedi uyandi. İşkemi, seke, konsol, evun temele taşı, Çiçili, kolistavra, langonanun kardaşi, Furnesi, tumurlisi, çumuşi, çilbur yerken, Paluzenun yanında dururdi etmeğaşi. | Hurtuli ve şurtuli, muncur, sumsuk, zibidi, Pifoli, koso, muşi, kurçeli bizum idi. Pasmanika, lohtiko, zuzuli ve çimidi, Fundukla fitrukayi acep hangimuz yedi. Murmurisle mamuris uyuturdi bizleri, Pumburi, şepidinun hala bende izleri. Çilipuli ve puli, karatağuk, çişona, Alemidiye donuk makoçinun gözleri. Geçen zaman içinde, değişti bizdeki dil, Şimdi bu sözcükleri, ister oku, ister sil. Rizeli arkadaşum, anam, babam, kardaşum Alem bilmezse bile, ne deduğumi sen bil. Mustafa KAR 1987 |