|
İlk sayfanın devamınıdır. Önceki Sayfaya Gitmek İçin
Tıklayınız
DÜĞÜN GÜNÜ
Düğün günü sabahı erkek evinin davetlileri erkek evine, kız evinin
davetlileri kız evine giderler ve yemeklerini yerlerdi. Düğün yemeği genellikle
etli sarma, etli fasulye, herse, pilav ve baklava gibi yemeklerden oluşurdu.
Sağanlar peşpeşe sofraya gelir, herkes aynı sağandan yerdi.
Erkek tarafı yolun uzunluğuna göre uygun bir saatte, erkekler önde kadınlar
arkada olmak üzere yola koyulup kızın evine hareket ederlerdi. Kadınlar düğünlük
giyimlerini giyer ve çarşaflarını örtünürdü. Genç kızlar daha renkli giyinir ve
başlarına renkli çeşan veya makaslı bulunurdu. (Yokluk yıllarında herkesin
düğünde giyeceği bir elbise bulması ne kadar zordu.) Düğün alayına oğlanın anası
ve babası bulunur, fakat damat bulunmazdı. Eğer oğlanın babası yoksa ailenin en
büyüğü önderlik ederdi. Düğün evine yaklaşılınca bir iki el ateş edilip geliş
haberi verilirdi. Bu iş için haberci de kullanılırdı. Kız evine gelince burada
fazla kalınmaz, oğlan tarafına burada yemek verilmez, sadece bal şerbeti veya
pekmez şerbeti verilirdi. Durumu uygun olanlar baklava veya ev lokumu ikram
ederlerdi.
Yedi çift bir tek sayma
: Eski düğün adetlerinden
biri de düğün günü gelinin düğün alayından yedi çift bir tek insan sayması idi.
Düğün günü, kız almaya giden düğün alayı görülür görülmez en önde yürüyen 15
kişiyi gelinin çifter çifter ve bir tek olmak üzere yedi çift bir tek sayması
gelenek idi. İnanışa göre bu sayma işini yapmayan gelinin ayakları birbirine
dolanırdı.
KIZIN EVDEN ÇIKIŞI VE KAPI KESME
Erkek tarafı geldikleri gibi erkekler önde kadınlar arkada olmak üzere 'eri
dönerler. Gelinin kapıdan çıkmasına sıra gelince kızın yakınlarından biri
kapıyı keser ve oğlanın babasından bahşiş isterdi. Bahşişini almadan gelinin
kapıdan çıkmasına müsade etmezdi. Gelin çarşafına sarılmış olarak kapıdan
çıkarken koltuğuna bir mushaf konurdu. Geline düzencisi ve bir iki yakını eşlik
ederdi. Aynca kızın erkek kardeşi yoksa bir amca oğlu gelinin alayında
bulunurdu. Kızın diğer davetlileri daha sonra hareket ederlerdi. Gelini almaya
gelenler geldikleri yönden dönmezler, yol leğiştirirlerdi. Buna imkan yoksa eve
diğer kapıdan girilirdi.
Düğünün şenlenmesi için silahlar atılırdı. Silah atma zamanlarından iri de
gelinin evden çıkış zamanıdır. Gelin evden çıkıp düğün alayı irüyünce silahlar
ve dinamitler patlardı. Silah atma gelin oğlan evine ge-ıceye kadar zaman zaman
devam eder. Dolma tüfekler olduğu zamanlarca tüfekle donanma yapılırdı. Beş on
kişi birlikte tüfeklerini doldurur ve "alıklarla ateş ederlerdi. Buna
"donanma etmek" denirdi.
Yol Kesme :
Başka yerlerde olduğu gibi gelin baba evinden çıkıp koca 'ine gidinceye kadar
köyün delikanlıları yolu keserdi. Yola ip germek veya r sırık koymak suretiyle
yol kesilir ve bahşiş istenirdi. Yolu kesenin ünde silah olurdu. Bahşişini alan
delikanlı, yolu açar ve silahını ateşlerdi.Bahşişi oğlanın babası veya düğün
sahiplerinden biri verirdi. Bu adt; bugün de devam etmektedir.
HABERCİ VEYA MÜJDECİ
Damadın iki amca oğlu haberci tayin edilirdi. Bunlar
düğüncünün
t den çıktığını, yolda
olduğunu, şu kadar zaman sonra kızın evine va cağını haber verir. Kızın evinden
bir tepsi baklava veya mendile sarıln bir kaç enişte lokumuna alarak kızın evden
çıkmasını düğün alayn, yürümesini beklerdi. Sonra da düğün alayından koparak ve
zaman zam / da koşarak aldığı baklavayı veya lokumları damada getirir ve ona
gelini kız evinden çıkıp gelmekte olduğunu müjdeler ve bahşişini alırdı.
KAPILIK
Gelin koca evine geldiği günü kendisine verilen
hediyedir. Gelin düğüı alayı ile koca evine gelince eve girmeden önce gelinin
kardeşi
kapıhk
iste di. Gelin, kaynana veya kayınpeder tarafından ahıra getirilir beğendiği hr
hangi bir inek, boğa veya dana geline kapılık olarak hediye verilir-Kapıhk
gelinin şahsi malı gibi sayılırdı.
Gelin kapıdan girmeden kayınvalide bir tasa bal koyar
önce kapın eşiğine sürer, sonrada gelinin parmağını bal tasma batınp kapının
başın, bal sürerdi. Evliliklerinin tatlı ve huzurlu geçmesine vesile olsun diye.
E arada kayınvalide gelinin başına para ve fındık dökerdi. Bu para v« fındıklar
uğurlu sayılırdı.
GELİNİN AYAĞININ YIKANMASI
Gelin koca evine girince odasına alınır ve ayaklan
yıkanırdı. Bu yıkarrr işini görümce, görümce yoksa elti veya hala yapardı. Bir
leğen ve su dok kalaylı bir güğümle gelinir ve gelinin ayağı yıkanırdı. Rivayet
edildiğin göre gelinin çorabını çıkarırken çorabın içindeki para leğene düşer bu
par gelinin ayağını yıkayan kişinin olurdu. Gelin önce sağ ayağını yere basa-ve
böylece yıkama töreni sona ererdi.
GELİNİN OTURMASI
Ayak yıkama töreninden sonra herkes odadan dışarıya
çıkardı. İçerid yalnız düzenci ile gelin kalırdı. Düzenci geline gelinliğini
giydirir, on süsler ve yüksek bir yere oturturdu. Gelin hazır olunca kapı açılır
ve ziy; retler başlardı. Düzenci gelinin yanında bulunur ve ziyarete gelenleri
or tanıştırırdı. Gelin yaşlıların eline öper, çıkmaları sahiplerine verire
Kayınpederin çıkmasını da kayınvalide alırdı.
KIZ TARAFININ DÜĞÜN ALAYI
Kız tarafının davetlileri geline refakat etmez, gelin
evden ayrıldıktan bir müddet sonra ayrı bir gurup halinde evden çıkarlardı.
Kızın annesi ve babası oğlan evine gitmezlerdi. Kız tarafı geliş gidişlerde
silah atmazdı.
KAÇMA VE SAKINMA
Eski adetlerden biri de kaçma ve sakınma adeti idi.
Sözü kesilen erkek veya kız kayınpederden sakınır, onun bulunduğu topluluklarda
görünmez, onunla konuşmaz hatta yol üzerinde raslasa bile gelin ve damat adayı
genç, yol değiştirerek görünmemeye gayret ederdi. Gelin düğün gününe kadar,
damat ise düğünden bir hafta on gün sonra yedi günü çağrısına kadar kaynana ve
kaynataya gözükmez "Yedi günü" kaynana ve kaynatanın elini öptükten sonra
bu tür kaçmalar da sona ererdi. Düğün gününden önceki bu kaçma ve saklanma bir
nezaket ve saygı olarak algılanır, aksi halde damat veya gelin saygısızlık etmiş
olurdu.
70 yaşlarında bir amca bu durumu şöyle anlatıyor.
Çarşıya gidiyordum. Yolumun üzerinde kayınpederimin dükkanı vardı. Ben
kayınpederimle karşılaşmamak için yolumu değiştirdim ve dereye inerek kendime
dükkanın arkasından bir yol buldum. Dükkanın önünde bulunan Tahir amca bana
seslenerek beni yanma çağırdı. Benimle konuştu ve bana bir şeyler ısmarladı.
Kaympedirimin yüzü kızararak başını yere eğmişti ve biz onunla tanıdığımız
olduğu halde davete kadar konuşmadık. Eskiden enişteler kanlarını alıp da
kayınpederinin evine gitmezdi. Önce kız gider bir müddet sonra da damat giderdi.
Kız tarafının düğün alayı oğlan evine varınca hoşbeşle
karşılanır ve nenen sofralar kurulur; erkek ve kadınlara ayrı ayrı yemek
verilirdi.
SOFRA KESME
Kız tarafına yemek verilince erkek sofrasında
bulunanlardan biri, sofra-ı keser. Sofra kesilince kimse yemeğe başlayamaz.
Sofra kesme şekli sofaya bir silah koymaktır. Yemek sahanının üzerine iki kaşık
kaymakla da ,ofra kesilebilir. Sofrayı kesmekten maksat enişteyi yani damadı
;örmektir. Enişte gelinceye kadar eniştenin ne kusuru olabileceği tartışılır
e karşılıklı şakalaşmalar olur. Damat gecikince her
halde kördür, topaldır
enerek laf atılır.
Eskiden damat tabiri yoktu. Koca adayına enişte
denirdi. Enişte sofra-.1, enişte lokumu, enişte daveti deyince hep damat
kastedilir ve Rize'de nişteye yani teyzenin kocasına dayı denir.
Enişte düğün günü damatlıklarını giyer ve en bakımlı
şekilde bulunur-a. Enişteye düğün günü bir yakını veya bir arkadaşı düzenci
olarak eşlik ederdi. Yani sağdıcı olurdu. Damat düğün günü kimseye görünmez ve
anlız bazı törenlere sağdıcı eşliğinde iştirak ederdi.
Kesilen sofrayı açmak için nihayet damat görünür.
Yanında düzencisi bulunmaktadır. Sofranın başına kadar gelerek misafirlere
hoşgeldin der ve sofrayı kesenin cebine para koyar. Sofrayı kesen tabancasını
kaldırır ve yemek yenmeye başlanır.
NİKAH
Düğün gününün önemli olaylarından biri de nikahın
kıyılmasıdır. Nikahı cami hocası kıyar. Nikahta gelin ve damat hazır bulunmaz.
Kızın vekili kardeşi veya bir yakını olur. Erkeğin vekili de erkek tarafının bir
yakını. Bunlar hocanın öğrettiği şekilde damat ve gelinden sözlü vekalet alır.
İki de şahit bulundurulur. Şahitler ve vekillerin abdestli olması gere-/ kir.
Başkalarının da aralarında bulunabileceği uygun bir yerde nikah kıyılmaya
başlanır. Nikahta önemli noktalardan biri, mihrin belirlenmesidir. Mihr boşanma
halinde erkeğin kadına vermeyi vadettiği paradır. Bu para bir vaad olmasına
rağmen bazen sert tartışmalara konu olabilir. Kızın vekili mihri fazla ister,
erkeğin vekili buna itiraz eder. Karşılıklı bir pazarlık başlar ve sonunda
uyuşma sağlanır. Hoca nikâhı kıyar, dua edilir. Neticede bir tepsi baklava
gelir, nigah töreni sona erer.
ENİŞTE SOFRASI
Nikah kıyıldıktan sonra gelin odasına enişte sofrası
kurulur. Enişte sofrasına genellikle bir bardak şerbet, bir iki dilim
baklava, bir parça ekmek bulundurulurmuş. Bazen lokum ve şekerde konurmuş.
Düzenci dam-, adın gelmesini ister. Damata haber gönderir. Damat bazan yanlız,
bazan yanında düzencisi olduğu halde gelin odasına girer. "Hoş geldiniz;
halalar, teyzeler, çiçeğinizle beraber der". Gelin düzencisiyle beraber
sofraya oturur ve damat da sofrada yerini alır. Gelinle damat aynı bardaktan
şerbet içerler. Damat kalkarken sofraya para atar. Bu para kızın düzencisinin
olur. Bazı yerlerde enişte sofrasından sonra horona kalkılır ve gelinle damat bu
horonda birlikte horon ederler.
Eğer gelinle damat daha önce tanışık değillerse ilk
defa enişte sofrasında karşılaşmış olurlar. Enişte sofrası bu nedenle çok önemli
bir buluşma yeri olup her iki taraf için çok heyecanlı bir andır.
KIZ TARAFININ DÜĞÜN EVİNDEN AYRILMASI
Enişte sofrasından sonra kız tarafının işi bitmiştir.
Hep birlikte damat evinden ayrılırlar. Ayrılışta oğlan tarafı kız tarafını
uğurlarken yeniden silahlar atılır. Burada eniştenin kız tarafını uğurlamak için
bir iki jarjur boşalttığı olur.
Zaman ve zemin müsaitse kız ve oğlan tarafı bir arada
iken oğlan evinde horon kurulabilir. Horon ederken karşılıklı atışmalardan bir
örnek;
Kız Tarafı :
Bu köy güzel bir köydür birazda güneş olsa.
Erkek Tarafı :
Gelinumuz güzeldur burni patos olmasa.
Kız Tarafı :
Bu köye verduk bir kız kızların padişahı.
Erkek Tarafı :
Böyle de iş olurmu kaybettiler uşağı.
GELİN BAKMAK
Eskiden bir de gelin bakma adeti vardı. Düğüne
katılmayan davetli, davetsiz, uzak, yakın bütün kadınlar ve kızlar gelin bakmaya
gidebilirdi. Gelin bakmaya gidenler bir müddet gelin odasında durur, düğün
sahiplerini kutlar ve ayrılırlardı. Gelin bakma zamanı gelinin oturmasından
akşam ezanına kadardı.
DÜĞÜN GÜNÜ EĞLENCELERİ
Düğün gününün en büyük eğlencesi silah atmak, yemek
içmek, horon etmek ve yukarda sayılan törenlere şahit olup iştirak etmektir.
Erkek evi müsaitse her zaman horon kurulabilir. Horona gelin bakmaya gelenlerde
katılabilirdi.
KAYNANA HORONU
El ayak çekildikten sonra erkek evine yanlız ev halkı
kalırdı. Yaşlı erkeklerde mümkünse evden uzaklaştırılırdı. O akşam başka bir
yerde kalırlardı. İşte akşam namazından sonraya raslayan bu dönemde bazı düğün
evlerinde kaynana horonu kurulurdu. Bu horona kaynana, damat, gelin,
görümce, elti, bir kaç yakın akraba iştirak ederdi. Bu horonun belli bir yerinde
kemençeci "Kemençeyi yıkar" ve damattan para ister. Kemen-çeyi yıkmak
demek kemençeyi yere yatırmak demekti.
El ayak çekildikten sonra yemek yenir. Gelin de
yedirilir. Ev halkı evi terkeder. Yerine göre kaynana veya oğlanın kızkardeşi ve
yengesi evde kalır. Gelinle damata birer bardak şerbet içirilerek damat gelinin
odasına girer.
KIZIN ÇIKMALARI
Gelin kaynanasına, kayınpederine, kayınlarına varsa
diğer aile büyüklerine çıkma çıkarırdı. Bugün genellikle geline altın
takacak olan yakınlara bohça yapılır. Bohça yahut çıkma adeti, altın takacak
olanların sayısıyla sınırlı olur. Çıkmalarda yağluk (kendir bezi peşkir),
feretiko çarşaf, elle örülmüş yün çorap, mendil, kayınpederin bohçasına ayrıca
abaniye konurdu. Bohçalar veya çıkmalar düğün günü el öpme sırasında verilirdi.
Kayınpederin bohçasını kayınvalide, kayınların bohçasını hanımları alırdı.
Daha öncede geçtiği gibi erkek tarafı da çıkma yapardı.
Elbise keserken kayınpedere elbiselik kumaş, kayınlara ayakkabı veya gömlek,
baldızlara ve kaynanaya elbiselik almak adettendi. Bunlar düğünün birinci günü
mes-babuç alayı ile birlikte kız evine gönderilirdi.
DÜĞÜNDEN SONRA
a) YOL AÇMA
Düğün gününden bir gün sonra, kızın yakınlarından
saygın bir kadın vasıtasıyla damat evine "yol açma" gönderilirdi. Yol
açma için giden kadın, damat evine bir tepsi baklava götürürdü. Yol açma adeti
daha çok gelinin koca evindeki durumunu sezdirmeden araştırmak gayesini güderdi.
Yol açmadan sonra gelin, kaynana veya bir yakını kadınla birlikte baba evini
ziyarete götürülür, dönüşte de enişte lokumu hediye gönderilirdi. Kız bu ilk
gelişinde baba evinde bir akşam kalırdı.
b) ENİŞTE DAVETİ
Düğünden yedi gün sonra veya ilk 15 gün içinde enişte
davet edilir. Davet yapılana kadar damat
kaçma ve sakınma
kuralına uyar, kayınpederine ve kaynanasına görünmezdi.
Damat için düğün yemeğine benzer yemekler hazırlanır ve
damat tarafı belirtilen günde bir gurup erkek ve bir gurup kadınla birlikte
kızın evine gelir. Damat kayınvalide ve kayınpederinin elini alır. (Elini öper)
Yemek yenir ve gelinle birlikte dönülür.
c) ENİŞTEYİ BAĞLAMA
Davette eniştenin arkadaşları enişteyi kollan ve
bacaklarından iskemleye bağlar. Kaynana bir tepsi baklava göndererek enişteyi bu
durumdan kurtarır.
d) DAVETTE ŞAKALAŞMALAR
Davette her iki taraf birbirinin uyanıklığını dener.
Erkek tarafı hediyelik birşey çalar. Cebe konacak bir şey bulunca bunu görmeden
cebine koymayı başarmalıdır. En kolayı kaşık çalmaktır. Kız tarafı uyanık olur
ve herkesin üzeri aranacak diye şakalaşılır. Kaşıklar sayılarak sofraya konur.
Kız tarafı buna mukabil eniştenin ayakkabısına yumurta koyar. Damat yumurtayı
farkedemez ve yumurta kınlırsa damat zor durumda kalır. Bunun için herkes
ayaklarını çıkarırken enişte ayakkabılarını çıkarma-mak için direnir ve bu
konuda arkadaşları onu destekler. Bu tür demek gülmek enişte davetlerinin
eğlencesi olur.
Davetliler ayrılırken kız da onlarla beraber döner.
Dönerken bir bohça enişte lokumunu beraberinde götürür. Damat ayrılırken bir
jarjür mermi ile bu tatlı bitişi kutlar ve artık yeni bir eğlence için yeni bir
ara kesme ve yeni bir düğün beklenir.
e) ENİŞTE BOHÇASI
Bundan böyle enişte, kız evini her ziyaretinde içi dolu
boğça veya file ils

Kaynak: Rize Kültür
Derlemeleri, Rize Halk Eğitim Müdürlüğü Yayınları Web Sitemizde yayınlanan Bu
İçeriğin Kaynak Gösterilmeden Yayınlanması YasaktırSayfanın içeriği
Özkan
SARI Tafafından
Düzenlenmiştir.
İletişim - Mail&msn : Debro53@gmail.com

|