Anasayfa Forumlar Haberler Rize Rize Spor Videolar İletişim Hesabınız
Rize menü

Anasayfa

Rize Haber

Spor Haberleri

Röportajlar

Haber Arşivi

Rize Tarihi

Rize Tanıtım

Çay ve Çaykur

Çaykur Rize Spor

Rize Tanıtım video

Rizeli Ünlüler

Kivi Meyvesi

Rize Nöbetçi Eczane

Rize Videoları

Rize İlçeleri

Rize Resimleri

Yaşanmış Fıkralar

Rize Hikayeleri

Atma Türküler

Biyografiler

Uydudan Rize

İletişim

Ziyaretçi
Pazartesi2737
Salı2605
Çarşamba2599
Perşembe2628
Cuma2389
Cumartesi126
Pazar867
Toplam:581980
En Çok:5171

İlk sayfanın devamınıdır. Önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız

DÜĞÜN GÜNÜ

Düğün günü sabahı erkek evinin davetlileri erkek evine, kız evinin davetlileri kız evine giderler ve yemeklerini yerlerdi. Düğün yemeği genellikle etli sarma, etli fasulye, herse, pilav ve baklava gibi yemeklerden oluşurdu. Sağanlar peşpeşe sofraya gelir, herkes aynı sağandan yerdi.

Erkek tarafı yolun uzunluğuna göre uygun bir saatte, erkekler önde kadınlar arkada olmak üzere yola koyulup kızın evine hareket ederlerdi. Kadınlar düğünlük giyimlerini giyer ve çarşaflarını örtünürdü. Genç kızlar daha renkli giyinir ve başlarına renkli çeşan veya makaslı bulunurdu. (Yokluk yıllarında herkesin düğünde giyeceği bir elbise bulması ne kadar zordu.) Düğün alayına oğlanın anası ve babası bulunur, fakat damat bulunmazdı. Eğer oğlanın babası yoksa ailenin en büyüğü önderlik ederdi. Düğün evine yaklaşılınca bir iki el ateş edilip geliş haberi verilirdi. Bu iş için haberci de kullanılırdı. Kız evine gelince burada fazla kalınmaz, oğlan tarafına burada yemek verilmez, sadece bal şerbeti veya pekmez şerbeti verilirdi. Durumu uygun olanlar baklava veya ev lokumu ikram ederlerdi.

Yedi çift bir tek sayma : Eski düğün adetlerinden biri de düğün günü gelinin düğün alayından yedi çift bir tek insan sayması idi. Düğün günü, kız almaya giden düğün alayı görülür görülmez en önde yürüyen 15 kişiyi gelinin çifter çifter ve bir tek olmak üzere yedi çift bir tek sayması gelenek idi. İnanışa göre bu sayma işini yapmayan gelinin ayakları birbirine dolanırdı.

KIZIN EVDEN ÇIKIŞI VE KAPI KESME

Erkek tarafı geldikleri gibi erkekler önde kadınlar arkada olmak üzere 'eri dönerler. Gelinin kapıdan çıkmasına sıra gelince kızın yakınlarından biri kapıyı keser ve oğlanın babasından bahşiş isterdi. Bahşişini almadan gelinin kapıdan çıkmasına müsade etmezdi. Gelin çarşafına sarılmış olarak kapıdan çıkarken koltuğuna bir mushaf konurdu. Geline düzencisi ve bir iki yakını eşlik ederdi. Aynca kızın erkek kardeşi yoksa bir amca oğlu gelinin alayında bulunurdu. Kızın diğer davetlileri daha sonra hareket ederlerdi. Gelini almaya gelenler geldikleri yönden dönmezler, yol leğiştirirlerdi. Buna imkan yoksa eve diğer kapıdan girilirdi.

Düğünün şenlenmesi için silahlar atılırdı. Silah atma zamanlarından iri de gelinin evden çıkış zamanıdır. Gelin evden çıkıp düğün alayı irüyünce silahlar ve dinamitler patlardı. Silah atma gelin oğlan evine ge-ıceye kadar zaman zaman devam eder. Dolma tüfekler olduğu zamanlarca tüfekle donanma yapılırdı. Beş on kişi birlikte tüfeklerini doldurur ve "alıklarla ateş ederlerdi. Buna "donanma etmek" denirdi.

Yol Kesme : Başka yerlerde olduğu gibi gelin baba evinden çıkıp koca 'ine gidinceye kadar köyün delikanlıları yolu keserdi. Yola ip germek veya r sırık koymak suretiyle yol kesilir ve bahşiş istenirdi. Yolu kesenin ünde silah olurdu. Bahşişini alan delikanlı, yolu açar ve silahını ateşlerdi.Bahşişi oğlanın babası veya düğün sahiplerinden biri verirdi. Bu adt; bugün de devam etmektedir.

 HABERCİ VEYA MÜJDECİ

Damadın iki amca oğlu haberci tayin edilirdi. Bunlar düğüncünün t den çıktığını, yolda olduğunu, şu kadar zaman sonra kızın evine va cağını haber verir. Kızın evinden bir tepsi baklava veya mendile sarıln bir kaç enişte lokumuna alarak kızın evden çıkmasını düğün alayn, yürümesini beklerdi. Sonra da düğün alayından koparak ve zaman zam / da koşarak aldığı baklavayı veya lokumları damada getirir ve ona gelini kız evinden çıkıp gelmekte olduğunu müjdeler ve bahşişini alırdı.

 KAPILIK

Gelin koca evine geldiği günü kendisine verilen hediyedir. Gelin düğüı alayı ile koca evine gelince eve girmeden önce gelinin kardeşi kapıhk iste di. Gelin, kaynana veya kayınpeder tarafından ahıra getirilir beğendiği hr hangi bir inek, boğa veya dana geline kapılık olarak hediye verilir-Kapıhk gelinin şahsi malı gibi sayılırdı.

Gelin kapıdan girmeden kayınvalide bir tasa bal koyar önce kapın eşiğine sürer, sonrada gelinin parmağını bal tasma batınp kapının başın, bal sürerdi. Evliliklerinin tatlı ve huzurlu geçmesine vesile olsun diye. E arada kayınvalide gelinin başına para ve fındık dökerdi. Bu para v« fındıklar uğurlu sayılırdı.

GELİNİN AYAĞININ YIKANMASI

Gelin koca evine girince odasına alınır ve ayaklan yıkanırdı. Bu yıkarrr işini görümce, görümce yoksa elti veya hala yapardı. Bir leğen ve su dok kalaylı bir güğümle gelinir ve gelinin ayağı yıkanırdı. Rivayet edildiğin göre gelinin çorabını çıkarırken çorabın içindeki para leğene düşer bu par gelinin ayağını yıkayan kişinin olurdu. Gelin önce sağ ayağını yere basa-ve böylece yıkama töreni sona ererdi.

GELİNİN OTURMASI

Ayak yıkama töreninden sonra herkes odadan dışarıya çıkardı. İçerid yalnız düzenci ile gelin kalırdı. Düzenci geline gelinliğini giydirir, on süsler ve yüksek bir yere oturturdu. Gelin hazır olunca kapı açılır ve ziy; retler başlardı. Düzenci gelinin yanında bulunur ve ziyarete gelenleri or tanıştırırdı. Gelin yaşlıların eline öper, çıkmaları sahiplerine verire Kayınpederin çıkmasını da kayınvalide alırdı.

KIZ TARAFININ DÜĞÜN ALAYI

Kız tarafının davetlileri geline refakat etmez, gelin evden ayrıldıktan bir müddet sonra ayrı bir gurup halinde evden çıkarlardı. Kızın annesi ve babası oğlan evine gitmezlerdi. Kız tarafı geliş gidişlerde silah atmazdı.

KAÇMA VE SAKINMA

Eski adetlerden biri de kaçma ve sakınma adeti idi. Sözü kesilen erkek veya kız kayınpederden sakınır, onun bulunduğu topluluklarda görünmez, onunla konuşmaz hatta yol üzerinde raslasa bile gelin ve damat adayı genç, yol değiştirerek görünmemeye gayret ederdi. Gelin düğün gününe kadar, damat ise düğünden bir hafta on gün sonra yedi günü çağrısına kadar kaynana ve kaynataya gözükmez "Yedi günü" kaynana ve kaynatanın elini öptükten sonra bu tür kaçmalar da sona ererdi. Düğün gününden önceki bu kaçma ve saklanma bir nezaket ve saygı olarak algılanır, aksi halde damat veya gelin saygısızlık etmiş olurdu.

70 yaşlarında bir amca bu durumu şöyle anlatıyor. Çarşıya gidiyordum. Yolumun üzerinde kayınpederimin dükkanı vardı. Ben kayınpederimle karşılaşmamak için yolumu değiştirdim ve dereye inerek kendime dükkanın arkasından bir yol buldum. Dükkanın önünde bulunan Tahir amca bana seslenerek beni yanma çağırdı. Benimle konuştu ve bana bir şeyler ısmarladı. Kaympedirimin yüzü kızararak başını yere eğmişti ve biz onunla tanıdığımız olduğu halde davete kadar konuşmadık. Eskiden enişteler kanlarını alıp da kayınpederinin evine gitmezdi. Önce kız gider bir müddet sonra da damat giderdi.

Kız tarafının düğün alayı oğlan evine varınca hoşbeşle karşılanır ve nenen sofralar kurulur; erkek ve kadınlara ayrı ayrı yemek verilirdi.

SOFRA KESME

Kız tarafına yemek verilince erkek sofrasında bulunanlardan biri, sofra-ı keser. Sofra kesilince kimse yemeğe başlayamaz. Sofra kesme şekli sofaya bir silah koymaktır. Yemek sahanının üzerine iki kaşık kaymakla da ,ofra kesilebilir. Sofrayı kesmekten maksat enişteyi yani damadı ;örmektir. Enişte gelinceye kadar eniştenin ne kusuru olabileceği tartışılır

e karşılıklı şakalaşmalar olur. Damat gecikince her halde kördür, topaldır

enerek laf atılır.

Eskiden damat tabiri yoktu. Koca adayına enişte denirdi. Enişte sofra-.1, enişte lokumu, enişte daveti deyince hep damat kastedilir ve Rize'de nişteye yani teyzenin kocasına dayı denir.

Enişte düğün günü damatlıklarını giyer ve en bakımlı şekilde bulunur-a. Enişteye düğün günü bir yakını veya bir arkadaşı düzenci olarak eşlik ederdi. Yani sağdıcı olurdu. Damat düğün günü kimseye görünmez ve anlız bazı törenlere sağdıcı eşliğinde iştirak ederdi.

Kesilen sofrayı açmak için nihayet damat görünür. Yanında düzencisi bulunmaktadır. Sofranın başına kadar gelerek misafirlere hoşgeldin der ve sofrayı kesenin cebine para koyar. Sofrayı kesen tabancasını kaldırır ve yemek yenmeye başlanır.

NİKAH

Düğün gününün önemli olaylarından biri de nikahın kıyılmasıdır. Nikahı cami hocası kıyar. Nikahta gelin ve damat hazır bulunmaz. Kızın vekili kardeşi veya bir yakını olur. Erkeğin vekili de erkek tarafının bir yakını. Bunlar hocanın öğrettiği şekilde damat ve gelinden sözlü vekalet alır. İki de şahit bulundurulur. Şahitler ve vekillerin abdestli olması gere-/ kir. Başkalarının da aralarında bulunabileceği uygun bir yerde nikah kıyılmaya başlanır. Nikahta önemli noktalardan biri, mihrin belirlenmesidir. Mihr boşanma halinde erkeğin kadına vermeyi vadettiği paradır. Bu para bir vaad olmasına rağmen bazen sert tartışmalara konu olabilir. Kızın vekili mihri fazla ister, erkeğin vekili buna itiraz eder. Karşılıklı bir pazarlık başlar ve sonunda uyuşma sağlanır. Hoca nikâhı kıyar, dua edilir. Neticede bir tepsi baklava gelir, nigah töreni sona erer.

ENİŞTE SOFRASI

Nikah kıyıldıktan sonra gelin odasına enişte sofrası kurulur. Enişte sofrasına genellikle bir bardak şerbet, bir iki dilim baklava, bir parça ekmek bulundurulurmuş. Bazen lokum ve şekerde konurmuş. Düzenci dam-, adın gelmesini ister. Damata haber gönderir. Damat bazan yanlız, bazan yanında düzencisi olduğu halde gelin odasına girer. "Hoş geldiniz; halalar, teyzeler, çiçeğinizle beraber der". Gelin düzencisiyle beraber sofraya oturur ve damat da sofrada yerini alır. Gelinle damat aynı bardaktan şerbet içerler. Damat kalkarken sofraya para atar. Bu para kızın düzencisinin olur. Bazı yerlerde enişte sofrasından sonra horona kalkılır ve gelinle damat bu horonda birlikte horon ederler.

Eğer gelinle damat daha önce tanışık değillerse ilk defa enişte sofrasında karşılaşmış olurlar. Enişte sofrası bu nedenle çok önemli bir buluşma yeri olup her iki taraf için çok heyecanlı bir andır.

KIZ TARAFININ DÜĞÜN EVİNDEN AYRILMASI

Enişte sofrasından sonra kız tarafının işi bitmiştir. Hep birlikte damat evinden ayrılırlar. Ayrılışta oğlan tarafı kız tarafını uğurlarken yeniden silahlar atılır. Burada eniştenin kız tarafını uğurlamak için bir iki jarjur boşalttığı olur.

Zaman ve zemin müsaitse kız ve oğlan tarafı bir arada iken oğlan evinde horon kurulabilir. Horon ederken karşılıklı atışmalardan bir örnek;

Kız Tarafı : Bu köy güzel bir köydür birazda güneş olsa.

Erkek Tarafı : Gelinumuz güzeldur burni patos olmasa.

Kız Tarafı : Bu köye verduk bir kız kızların padişahı.

Erkek Tarafı : Böyle de iş olurmu kaybettiler uşağı.

GELİN BAKMAK

Eskiden bir de gelin bakma adeti vardı. Düğüne katılmayan davetli, davetsiz, uzak, yakın bütün kadınlar ve kızlar gelin bakmaya gidebilirdi. Gelin bakmaya gidenler bir müddet gelin odasında durur, düğün sahiplerini kutlar ve ayrılırlardı. Gelin bakma zamanı gelinin oturmasından akşam ezanına kadardı.

DÜĞÜN GÜNÜ EĞLENCELERİ

Düğün gününün en büyük eğlencesi silah atmak, yemek içmek, horon etmek ve yukarda sayılan törenlere şahit olup iştirak etmektir. Erkek evi müsaitse her zaman horon kurulabilir. Horona gelin bakmaya gelenlerde katılabilirdi.

KAYNANA HORONU

El ayak çekildikten sonra erkek evine yanlız ev halkı kalırdı. Yaşlı erkeklerde mümkünse evden uzaklaştırılırdı. O akşam başka bir yerde kalırlardı. İşte akşam namazından sonraya raslayan bu dönemde bazı düğün evlerinde kaynana horonu kurulurdu. Bu horona kaynana, damat, gelin, görümce, elti, bir kaç yakın akraba iştirak ederdi. Bu horonun belli bir yerinde kemençeci "Kemençeyi yıkar" ve damattan para ister. Kemen-çeyi yıkmak demek kemençeyi yere yatırmak demekti.

El ayak çekildikten sonra yemek yenir. Gelin de yedirilir. Ev halkı evi terkeder. Yerine göre kaynana veya oğlanın kızkardeşi ve yengesi evde kalır. Gelinle damata birer bardak şerbet içirilerek damat gelinin odasına girer.

KIZIN ÇIKMALARI

Gelin kaynanasına, kayınpederine, kayınlarına varsa diğer aile büyüklerine çıkma çıkarırdı. Bugün genellikle geline altın takacak olan yakınlara bohça yapılır. Bohça yahut çıkma adeti, altın takacak olanların sayısıyla sınırlı olur. Çıkmalarda yağluk (kendir bezi peşkir), feretiko çarşaf, elle örülmüş yün çorap, mendil, kayınpederin bohçasına ayrıca abaniye konurdu. Bohçalar veya çıkmalar düğün günü el öpme sırasında verilirdi. Kayınpederin bohçasını kayınvalide, kayınların bohçasını hanımları alırdı.

Daha öncede geçtiği gibi erkek tarafı da çıkma yapardı. Elbise keserken kayınpedere elbiselik kumaş, kayınlara ayakkabı veya gömlek, baldızlara ve kaynanaya elbiselik almak adettendi. Bunlar düğünün birinci günü mes-babuç alayı ile birlikte kız evine gönderilirdi.

DÜĞÜNDEN SONRA

a) YOL AÇMA

Düğün gününden bir gün sonra, kızın yakınlarından saygın bir kadın vasıtasıyla damat evine "yol açma" gönderilirdi. Yol açma için giden kadın, damat evine bir tepsi baklava götürürdü. Yol açma adeti daha çok gelinin koca evindeki durumunu sezdirmeden araştırmak gayesini güderdi. Yol açmadan sonra gelin, kaynana veya bir yakını kadınla birlikte baba evini ziyarete götürülür, dönüşte de enişte lokumu hediye gönderilirdi. Kız bu ilk gelişinde baba evinde bir akşam kalırdı.

b) ENİŞTE DAVETİ

Düğünden yedi gün sonra veya ilk 15 gün içinde enişte davet edilir. Davet yapılana kadar damat kaçma ve sakınma kuralına uyar, kayınpederine ve kaynanasına görünmezdi.

Damat için düğün yemeğine benzer yemekler hazırlanır ve damat tarafı belirtilen günde bir gurup erkek ve bir gurup kadınla birlikte kızın evine gelir. Damat kayınvalide ve kayınpederinin elini alır. (Elini öper) Yemek yenir ve gelinle birlikte dönülür.

c) ENİŞTEYİ BAĞLAMA

Davette eniştenin arkadaşları enişteyi kollan ve bacaklarından iskemleye bağlar. Kaynana bir tepsi baklava göndererek enişteyi bu durumdan kurtarır.

d) DAVETTE ŞAKALAŞMALAR

Davette her iki taraf birbirinin uyanıklığını dener. Erkek tarafı hediyelik birşey çalar. Cebe konacak bir şey bulunca bunu görmeden cebine koymayı başarmalıdır. En kolayı kaşık çalmaktır. Kız tarafı uyanık olur ve herkesin üzeri aranacak diye şakalaşılır. Kaşıklar sayılarak sofraya konur. Kız tarafı buna mukabil eniştenin ayakkabısına yumurta koyar. Damat yumurtayı farkedemez ve yumurta kınlırsa damat zor durumda kalır. Bunun için herkes ayaklarını çıkarırken enişte ayakkabılarını çıkarma-mak için direnir ve bu konuda arkadaşları onu destekler. Bu tür demek gülmek enişte davetlerinin eğlencesi olur.

Davetliler ayrılırken kız da onlarla beraber döner. Dönerken bir bohça enişte lokumunu beraberinde götürür. Damat ayrılırken bir jarjür mermi ile bu tatlı bitişi kutlar ve artık yeni bir eğlence için yeni bir ara kesme ve yeni bir düğün beklenir.

e) ENİŞTE BOHÇASI

Bundan böyle enişte, kız evini her ziyaretinde içi dolu boğça veya file ils

Kaynak: Rize Kültür Derlemeleri, Rize Halk Eğitim Müdürlüğü Yayınları
Web Sitemizde yayınlanan Bu İçeriğin Kaynak Gösterilmeden Yayınlanması Yasaktır

Sayfanın içeriği Özkan SARI Tafafından Düzenlenmiştir.
İletişim - Mail&msn : Debro53@gmail.com

Web Stats 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141

ispir I Sakarya Yerel Portalı I bilgidepom I bebek I

Web Sitemiz Copyright © 2004 GPL PHP-Nuke Kodlarina Sahiptir.