Molla Ahmetoğlu Topal Kâmil Ağa (Kâmil Taşpınar) 1879-1924

  • 08 Aralık 2011
  • 297 kez görüntülendi.

1879 (1295) Yılında Rize’de doğdu. O da her Rizeli gibi geçimini sağlamak için gurbetin yolunu tuttu. İstanbul’a gitti. Kasımpaşa’da kayıkçılık yapmaya başladı. Mertliği ve gözüpekliği sayesinde arkadaşları arasında güven duyulan bir insan oldu. Bu durum Onun kısa sürede kayıkçılar kâhyası olmasını sağladı.

Daha soma da kahvecilik ve fırıncılık yapmaya başladı. 13 Kasım 1918’de işgal edilen İstanbul, işgalciler tarafından üç bölgeye ayrılmıştı. Bunlardan Beyoğlu ve havalisi Kavaklara kadar İngilizlerin, Yeşilköy’e kadar olan bölge Fransızların, Kadıköy-Pendik- Kavaklar arasındaki geniş saha ise İtalyanlara ait idi.

Bu bölgelerde karakollar kuruldu. Her karakolda tercümanlık ve rehberlik için an az bir Rum ve Ermeni bulunduruluyordu. Bu Rumlar ve Ermeniler sevmedikleri insanları ihbar ederek cezalandırıyorlardı. Hrisantos isimli bir Rum kabadayısı Kasımpaşa ve Beyoğlu mıntıkasında terör estiriyordu. Yine mahalli çeteler oluşturan Rum delikanlıları Türk kızlarına sarkıntılık ediyor ve yolda yakaladıkları Türklere dayak atarak onları sokağa çıkamaz duruma getiriyorlardı.

İstanbul kırsalında ise Rum ve Ermeni çeteleri Türk köy ve mahallelerine saldırılar düzenliyordu. Bu durum karşısında Kasımpaşa’da ilk milli teşkilatı kuran Bahriye Binbaşısı Muhittin Bey idi. Bu teşkilata ilk girenlerden biri dere boyu caddesindeki eczane sahibi Vasıf Bey, Bahriye Nezareti Kâtiplerinden Kulaksız Tevfik, Bahriye Nezareti Divan-i Harbinde savcı olan Bahriye Binbaşısı Sami, Çarkçı Kolağası Kasımpaşalı Mehmet Beylerdi.

Bu Karakol Teşkilatı idi. Bir Kuvayı Milliye kuruluşu. Gizli Teşkilat. Ser verip sır vermeyenler, vatan için ölüme koşanlar. Bu Milli Teşkilatın esas gücünü Kasımpaşalı Türk gençleri ile Kasımpaşa iskelesindeki Karadenizli kayıkçılar meydana getiriyordu. Bunlar teşkilatın vurucu gücü idi. Gerilla eğitimi almamışlardı ama kalın aba paltolarının altında bellerine sarılı kuşakta sakladıkları bıçaklarıyla asrımızın en iyi eğitim almış gerillalarına karşı üstünlük sağlayacaklarına şüphe yoktu. Çünkü inançlı idiler ve vatanları için dövüşüyorlardı. Üç önemli görevleri vardı.

  • 1-İstanbul’daki depolarda bulunan ve işgal kuvvetlerinin kontrolündeki silah ve cephanenin Anadolu’ya kaçırılması
  • 2-İşgal kuvvetleri ve yerli işbirlikçilerine karşı insanlarımızı savunmak
  • 3- Milli Mücadeleye insan gücü sağlamak

Gündüz ekmeğini kazanmak için sandalcılık, motorculuk, kahvecilik yapanlar akşam hava kararınca teşkilatın vereceği görev için hazırlanıyorlardı.

Görevleri ya Anadolu’ya silah ve cephane sevk etmek, ya da işgal kuvvetleri askerlerine pusu kurmaktı. Gece zifiri karanlıkta Topal Kâmil ve arkadaşları köşe başlarında ellerinde saldırma tabir edilen uzun bıçaklarıyla İngiliz devriyelerine Kasımpaşa ve Beyoğlu varoşlarında pusu kurdular. Gün ışıması ile birlikte sokaklarda cansız yatan İngiliz devriyelerini toplayan İşgal kuvvetleri İstanbul’un sahipsiz olmadığını anlıyordu.

Arkadaşlarından İngilizlere esir düşenler de oldu. Onları da yakaladıkları İngiliz subayları ile takas ettiler. Bu Türklüğün varolma savaşıydı ve bağımsızlığa kadar sürecekti. Öyle de oldu. Türk ordusunun İstanbul’a girişini sevinç gözyaşları ile seyretti. İstiklâl madalyası ile ödüllendirildi. Daha sonra hastalandı ve Rize’ye köyüne göğsünde İstiklâl Madalyası ile döndü. 30.08.1340 (1924) tarihinde öldü . Mezarı Rize-Gündoğdu beldesi Aktaş köyündendir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ