Karadeniz Kadının Çilesi

  • 05 Aralık 2011
  • 903 kez görüntülendi.

Çocuk yaşını bilmeden kız yaşına, kız yaşını tanımadan
kadın yaşına, kadın yaşını bilmeden toprağa giden insan işte Karadeniz kadını.

Kadın her şeyden önce tüm yetenekleriyle, yaratıcı gücüyle, fizik yapısıyla diğer cinsten eksik olmayan bir insandır.

Bu tanım kadının genelde tanımı. Burada genellikle Karadeniz kadını ele alınacaktır.

Karadeniz kadını; ümitsizce yıkılan geleceğinden emin olmayan hor görülmeye katlanacak hiç bir şeyden yılmayacak sürekli çalışarak üretim aracı olacak.

Oysa kadın hiç bir zaman üretim aracı değildir, olamaz. Sağlıklı yaşamak kişilerin doğuştan kazandığı bir haktır.

Bu hakkın kullanılabilmesi içinse ön koşul dünyaya gelmek ve sağlıklı olarak doğabilmektir. Ama bu hak Karadeniz kadını üzerinde yeterince kullanılmamaktadır. Çay üretiminin en ileri boyutlara ulaştığı bir yöre olan Rize’de kadını ele alalım.

Nisan ayına kadar evdeki günlük yiyecek ihtiyacını karşılamak için inek besler bunlarla uğraşır durur. Uğraşır uğraşmasına da ama, bundan da yeterli besin ihtiyacını alamaz. Tam bu çileler bitmemişken bunun peşisıra en büyük geçim kaynağı olan çay ürününü toplama sorunu gelir.

Bütün bu işleri yapmakla kadınlar sorumludur. Nisan ayı dendimi sabah beşte çay bahçesindedir. Belki de kahvaltı etmeden. Çay bahçesine girdimi yağmur yağmış güneş doğmuş, onu ırgalamaz. Onun tek düşüncesi vardır. Çayı tarlasından toplayıp alım evine teslim etmek. Amansızca yağmur, güneş altında

çayını toplar, tekrar beşte evine döner. Evde başka sorun çoluk çocuk aç beklemektedir. Ayrıca işinden eve dönen erkeğini büyük bir goş-görü içinde karşılamak yine onun görevidir. Bütün bu uğraşlar içerisinde hayatını sürdüren kadına, erkeklerinin genellikle hiç bir yardımı olmaz.

Tek geliri çay olan ailelerde bu durum değişir. Evin erkeği de kadınıyla birlikte tarlasında çalışmaya kendini zorunlu hisseder. Çay parasını almak aile reisi olan erkeğe düşer. Parayı aldıktan sonra paranın tek kuruşundan eve harcamayan erkeklere de rastlanmaktadır. Harcayanları düşünelim. Bunlar da parayı yeterli bulmaz ve bunun sancısı içerisinde kıvranır durur.

Gün boyu rutubetli yağmurlu hava koşullarında çalışan evde de derdine ortak olunmayan, zulüm çeken bir anne veya genç kızdan ne beklenebilir? Genç yaşta rutubetli hava şartları altında sürekli çalıştığından Karadeniz yöresinde en çok rastlanan romatizmaya tutulur. 40 sene yaşayacaksa bu yaşam süreci azalabilir. Bütün bu şartlar altında yaşıyan bir anneden dünyaya gelecek çocuğu düşünelim.

Doğumların sağlıklı olabilmesi çocukların normal gelişmesini tamamlayıp doğabilmesi içinse, annelerin gebelikleri sırasında iyi besin alması annenin sağlığının iyi olması gerekmektedir. Zira doğacak sağlıklı bebekler toplumun geleceğinin başlangıç noktasıdır.

Tüm bu şartlar altında besinini tam alamayan bir annenin çocuğundan çok şeyler beklemek hata olur, buna rağmen tüm çabasını çağdaşlaşma sürecine ayak uyduran çocuklar yetiştirebilmesi Karadeniz kadınının çilesini hafifletmek için en büyük sebep olmaktadır.

Son zamanlarda Rize yöremizde yapılan cay festivalinin güzellik yarışması denilen bir bölümü vardı. Bu tüm dünyada belli kurallara göre yapılır. Ve her zaman kadının bir güzellik aracı olduğu pekiştirilir. Fakat Rize yöremizde bu böyle olmamıştır.

Her ne kadar bazı şartları bu yarışmaya uymuşsa da genç kızlarımızın sırtlarındaki sepet ayaklarındaki lâstik ve yerli kıyafetleri ile Karadeniz kadınının çilesini bir tablo gibi sergilemiştir.
Bu da çağdaş eğitimle yetişen genç kızlarımızın Karadeniz kadınının gelecekteki yaşam düşüdür.

Kaynak: Ayşegül ÖZER – Çaykur Çay Dergisi – yıl 1978 Sayı 1-4

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ