Oksijen – Karbondioksit döngüsü Nedir Vikipedi

Sponsorlu Bağlantılar


Oksijen ve Karbondioksit yaşamın devamlılığı için gerekli olan iki gazdır. Bu elementler gezegen üzerindeki yaşamsal faaliyetler için gerekli olan tüm enerjinin kaynağıdır. Oksijen nefes almamız ve dolayısıyla yaşamsal faaliyetlerimizin devamlılığı açısından çok önemlidir. Tüketilen besinler oksijenli solunum ile enerji haline dönüştürülmektedir. Karbondioksit ise bitkilerin canlılıklarının devamı için kendilerine ürettikleri enerjinin sağlandığı fotosentez reaksiyonunun gerçekleşmesi için gerekli olan gazdır. Yeryüzünde bu gazlardan herhangi birinin olmaması halinde kesinlikle besin elde edilemeyecek, solunum olmayacak,bitkiler yaşayamayacak ve dolayısıyla yaşam olmayacaktı.

 

Bu iki gazın birbiri ile ilişkisi tam bir döngüdür. İşte bu oksijen ve karbondioksitin bitkiler, hayvanlar ve çevresel faktörlerce işlenmesine “ OKSİJEN-KARBONDİOKSİT DÖNGÜSÜ” denilmektedir. Bu döngü yeryüzündeki tüm canlıları kapsamaktadır.

Oksijen-Karbondioksit döngüsünü gerçekleştiren faktörler şunlardır:

1. Güneş
2. Havadaki Karbondioksit
3. Okyanuslar
4. Fotosentez
5. Havadaki Oksijen
6. Hücresel solunum
7. Fosil yakıtlar
8. Volkanlar
9. Yeryüzü hareketleri

1. GÜNEŞ: Güneş ışınlarının yaymış olduğu elektromanyetik spektrumlar (Güneş enerjisi) , kendi besinlerini üretme yeteneğindeki bitki, algler ve planktonlar gibi canlıların besin molekülü üretmelerini sağlar.(Fotosentez) Fotosentezde kullanılan ışığın farklı renkleri, okyanuslarda ve dünya üzerinde bu olayı farklı oranlarda sağlamaktadırlar. Çünkü okyanuslar kırmızı hariç tüm renkleri filtre eder.

2. HAVADAKİ KARBONDİOSİT: Karbondioksit gezegenimizde yaşamın sürdürülebilmesi için çok gerekli olan bir gazdır. Güneş enerjisi ile birlikte,tüm canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan enerjinin bitkiler tarafından üretilebilmesi için karbondioksit kullanılır.

Bir gaz olan karbondioksit okyanuslardan, yakılan fosil yakıtlardan ( Doğal gaz,Kömür,Petrol ürünleri vb.) ,volkanların patlamasından ve canlıların yaptıkları solunumla elde edilir. Atmosferde yaklaşık olarak 23 milyon ton karbondioksit vardır.

Dünya üzerindeki karbondioksit kaynakları şunlardır:

 Yaşayan hayvanlar ve bitkiler: % 3
 Ölü ve çürümüş materyaller .: % 3
 Fosil yakıtlar……………………: % 22
 Atmosfer………………………..: % 1
 Okyanuslar……………………..: % 71

3. OKYANUSLAR: Okyanuslar karbondioksiti, karbonat bileşimleri halinde (Karbonatlar poliatomik iyonlardır. –CO3) ve gaz olarak atmosferdekinden 50 kat daha fazla depo edebilirler. Karbondioksit okyanus yüzeylerinin yakın bölümlerinde eriyebilir. Okyanuslar soğuk oldukları zaman daha fazla karbondioksiti absorbe ederler.
Okyanus yüzeylerine yakın yarlerde yaşayan tek hücreli organizmalar (Kıyı kenarları ve Güney Kutbu dolaylarında) karbondioksiti kullanıp fotosentez yaparlar. Böylelikle besin molekülü (Enerji) ve oksijen üretirler. Bu tek hücreli organizmalara “Fitaplankton” veya ” Plankton” denir. Alglerde bunlara benzer su yosunları olduklarından fotosentez yapabilmektedirler. Bu organizmalar gezegenimizde solunum için gerekli olan oksijenin çok önemli bir kısmını üretmektedirler.

4. FOTOSENTEZ: Fotosentez yeryüzünde kararlı halde bulunan karbondioksitin kullanıldığı kimyasal bir reaksiyondur. Bu kimyasal reaksiyon için yılda 60 milyon ton karbondioksit harcanır. Fotosentez; yaşayan ve besi suyunu gövdelerinde transfer edebilen tüm yeşil bitkilerde ; alglerde, planktonlarda ve bir bakteri türünde görülebilmektedir.

Fotosentez esnasında güneş enerjisi, su ve karbondioksit besin moleküllerine (Glukoz-Şeker) ve oksijene dönüştürülür. Glukoz organik bir moleküldür. (-CH,-C,-OH şeklindeki moleküller birbirlerine kovalent bağlarla bağlanmıştır. Bu bağlar güneş enerjisi içerir.)

Fotosentez reaksiyonu kabaca şöyledir:

6CO2 … + …6H2O +….. Enerji….. ——– ….C6H12O6…+…6O2
Karbondioksit Su Güneş Ener. Glukoz Oksijen

Yeşil bitkiler,algler,planktonlar ve bakterilerin bir türü kendi besinini kendileri üretebilen canlılardır. Bu canlılar yeryüzündeki diğer tüm canlıların besin ve enerji ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar.

Fotosentez genel olarak iki kısımdan oluşur. Bu aşamalar “Aydınlık evre” ve “Karanlık evredir”.

I. AYDINLIK EVRE

Bitkilerin fotosentez işleminde kullanacakları tek enerji kaynağı olan güneş ışığı, değişik renklerin birleşimidir ve bu renklerin enerji yükü birbirinden farklıdır. Güneş ışığındaki renklerin ayrıştırılması ile ortaya çıkan ve tayf adı verilen renk dizisinin bir ucunda kırmızı ve sarı tonları, öbür ucunda da mavi ve mor tonları bulunur. En çok enerji taşıyanlar tayfın iki ucundaki bu renklerdir. Bu enerji farkı bitkiler açısından çok önemlidir çünkü fotosentez yapabilmek için çok fazla enerjiye ihtiyaçları vardır. Bitkiler en çok enerji taşıyan bu renkleri hemen tanırlar ve fotosentez sırasında güneş ışınlarından tayfın iki ucundaki renkleri, daha doğrusu dalga boylarını soğururlar, yani emerler.

Buna karşılık tayfın ortasında yer alan yeşil tonlardaki renklerin enerji yükü daha az olduğu için, yapraklar bu dalga boylarındaki ışınların pek azını soğurup büyük bölümünü yansıtırlar. Bunu da kloroplastların içinde bulunan klorofil pigmentleri sayesinde gerçekleştirirler. İşte yaprakların yeşil gözükmesinin nedeni de budur. Fotosentez işlemi bitkilerin yeşil görünmesine neden olan bu pigmentlerin güneş ışığını soğurmasından kaynaklanan hareketlenme ile başlar. Acaba klorofiller bu hareketlenme ile fotosentez işlemine nasıl başlamaktadırlar? Bu sorunun cevabının verilebilmesi için öncelikle kloroplastların içinde bulunan ve klorofilleri içinde barındıran Thylakoid’in yapısının incelenmesinde fayda vardır:

Klorofiller, “klorofil-a” ve “klorofil-b” olarak ikiye ayrılırlar. Bu iki çeşit klorofil güneş ışığını soğurduktan sonra elde ettikleri enerjiyi fotosentez işlemini başlatacak olan fotosistemler içinde toplarlar.
Fotosistemler kısaca, thylakoid’in içinde yer alan bir grup klorofi lolarak tanımlanabilir.
Yeşil bitkilerin tamamına yakını bir fotosistem ile tek aşamalı fotosentez gerçekleştirirken, bitkilerin %3′ünde fotosentezin iki aşamalı olmasını sağlayacak iki farklı fotosistem bölgesi bulunur. “Fotosistem I”, ve “Fotosistem II” olarak adlandırılan bu bölgelerde toplanan enerji daha sonra tek bir “klorofil-a” molekülüne transfer edilir. Böylece her iki fotosistemde de reaksiyon merkezleri oluşur. Işığın emilmesiyle elde edilen enerji, reaksiyon merkezlerindeki yüksek enerjili elektronların gönderilmesine, yani kaybedilmesine neden olur. Bu yüksek enerjili elektronlar daha sonraki aşamalarda suyun parçalanıp oksijenin elde edilmesi için kullanılır. Bu aşamada bir dizi elektron değiş tokuşu gerçekleşir.

“Fotosistem I” tarafından verilen elektron, “Fotosistem II” den salınan elektron ile yer değiştirir. “Fotosistem II” tarafından bırakılan elektronlar da suyun bıraktığı elektronlarla yer değiştirir. Sonuç olarak su, oksijen, protonlar ve elektronlar olmak üzere ayrıştırılmış olur.

II. KARANLIK EVRE

Fotosentezin ikinci aşaması olan Karanlık Evre ya da Calvin Çevrimi olarak adlandırılan bu işlemler, kloroplastın “stroma” diye adlandırılan bölgelerinde gerçekleşir. Aydınlık evre sonucunda ortaya çıkan enerji yüklü ATP ve NADPH molekülleri, karanlık evrede kullanılan karbondioksiti, şeker ve nişasta gibi besin maddelerine dönüştürürler. Burada kısaca özetlenen bu reaksiyon zincirini kaba hatlarıyla anlayabilmek bilim adamlarının yüzyıllarını almıştır. Yeryüzünde başka hiçbir şekilde üretilemeyen karbonhidratlar ya da daha geniş anlamda organik maddeler milyonlarca yıldır bitkiler tarafından üretilmektedir. Üretilen bu maddeler diğer canlılar için en önemli besin kaynaklarındandır.

Fotosentez reaksiyonları sırasında farklı özelliklere ve görevlere sahip enzimler ile diğer yapılar tam bir iş birliği içinde çalışırlar. Ne kadar gelişmiş bir teknik donanıma sahip olursa olsun dünya üzerindeki hiçbir laboratuvar, bitkilerin kapasitesiyle çalışamaz. Oysa bitkilerde bu işlemlerin tümü milimetrenin binde biri büyüklüğündeki bir organelde meydana gelmektedir. Sayısız çeşitlilikteki bitki hiç şaşırmadan, reaksiyon sırasını hiç bozmadan, fotosentezde kullanılan hammadde miktarlarında hiçbir karışıklık olmadan milyonlarca yıldır uygulamaktadır. Ayrıca fotosentez işlemi ile, hayvanların ve insanların enerji tüketimleri arasında da önemli bir bağlantı vardır. Aslında yukarıda anlatılan karmaşık işlemlerin özeti, bitkilerin fotosentez sonucu canlılar için mutlaka gerekli olan glukozu ve oksijeni meydana getirmeleridir. Bitkilerin ürettiği bu ürünler diğer canlılar tarafından besin olarak kullanılırlar. İşte bu besinler vasıtasıyla canlı hücrelerinde enerji üretilir ve bu enerji kullanılır. Bu sayede bütün canlılar güneşten gelen enerjiden faydalanmış olurlar. Canlılar fotosentez sonucu oluşan besinleri yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için kullanırlar. Bu faaliyetler sonucunda atık madde olarak atmosfere karbondioksit verirler. Ama bu karbondioksit hemen bitkiler tarafından yeniden fotosentez için kullanılır. Bu mükemmel çevirim böylelikle sürer gider. (Karbondioksit döngüsü)  




“Oksijen – Karbondioksit döngüsü” için 16 cevap               

  1. oldkça işime yradı ypnlara tşkkr ettm ;) )

  2. coook güzel

  3. çooook güzel teşekörler

  4. Bence çok abartılı fazla detaya girilmiş.ama yinede gúzel

  5. çok uzuuuuuunn

  6. Bende çok beyendim ama benim ödevim sadece karbon döngüsü ama ben bunu yapıcam :D :D

  7. sizin yorumlarınıza güvenerek alıyorum. okumadım da .)

  8. güzeldi işmi gördü çok sağolun

  9. bence güzel ama sanki biraz az

  10. süper efem süper ama çok uzun canım burcu haksız bikere hocaya götürdüm yanlşış dedi bu degil karbondioksit ve oksijen döngüsü dedi ama bende bengendim hoca 05 verdi düşünün yani yazmayın boşuna

  11. hande and burcuya katılıyorum haklılar

  12. çok sağolun bunlarda olmassa ne yapardık bilmem…:)

  13. güzel bişey bizde hoca ödev verdi gzl bi iste

  14. yaa süpermiş bayıldım canım <3 :) :) harika

  15. burcu haklı sağolunnn :)

  16. çok tşkler işime yaradı :) mersi

Lütfen Sizde Konu Hakkında Yorum Yazın