Nisab Nedir Vikipedi Kısaca

Nisab

Sponsorlu Bağlantılar

NİSÂB

Sınır, işaret, miktar, pay; bir
şeyin aslı; asıl, kök; servetin zekâtı gerektiren
miktarı; oturumu açmak için yeterli üye sayısı; zekât
gibi bazı yükümlülüklerin, hırsızlık haddi gibi
bazı cezaların sabit olması için Allah veya Resulü tarafından
belirlenen muayyen miktarlar anlamında bir İslam fıkhı
terimi. Zekâtta nisap, zenginlik sınırım belirleyen
miktarlardır. İslam’da nisap miktarı ve daha faıla
mala sahip olan, zengin; daha azına sahip olan ise yoksul
sayılır.

Bir kimsenin zekatla yükümlü olması için hür,
ergin, müslüman olması; borçlarının ve aslî ihtiyaçlarının
dışında yıllanmış nisap miktarı mala
sahip bulunması gerekir. Zekâta tabi olan nakit para ve malların
çeşidine göre nisap miktarları da farklıdır.
Kendilerine zekât gereken mallar beş sınıftır.
Nakitler; altın, gümüş ve nakit paralar bu sınıfa
girer. Madenler ve defineler; ticaret malları; tarım ürünleri
ve meyveler; çoğunluğa göre evcil sâime hayvanlar;
Mâlikîlere göre ayrıca yılın yarıdan
fazlasında ağılda beslenen hayvanlar. Bu malların
kişiyi zekat yükümlüsü kılan nisapları şöyledir:

a. Nakitler. Altın, gümüş ve nakit paralar.
Altının nisabı, yirmi miskal veya yirmi dinar
altındır. Dinar, miskal’in sikkeli (madrûb) hâli olup,
şer’î ölçüye göre yaklaşık 4 gram, örfî ölçüye
göre ise 4,8 gram altındır. Gümüşün nisabı 200
dirhem gümüş olup; şer’î dirhem ölçüsüne göre 560 gram,
örfi ölçüye göre ise 640 gram aşırlığındaki
gümüştür. Altın veya gümüşün zekâta tabi olması
için para, süs eşyası, kap-kacak şeklinde
bulunmaları sonucu etkilemez. Kâğıt veya madeni
paraların nisabı da altına göre hesaplanır. Çünkü
muâmelelerde asıl olan altındır. Nitekim Hz. Peygamber
(s.a.s) devrinde ve Mekke halkı arasında paranın esası
altın idi. Diyet miktarında da altın ölçü alınır.
Para mübâdelesi yapanlar, her beldede mahallî rayiç para için, altın
fiyatlarına göre işlem yaparlar. Başka bir deyimle,
değişik cins nakit paraların satın alma gücünü
belirlerken daima altını dikkate alırlar (İbnül-Hümâm,
Fethul-Kadîr, I, 519-525; İbn Âbidîn, Reddül-Muhtâr, II, 36-38;
el-Meydânî, el-Lübâb, I, 148 vd.; eş-Şîrâzî,
el-Mühezzeb, I, 157 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, III, 1-16;
ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletuh, II, 759).

Nakid nisaplarının dayandığı
deliller:

Hz. Ali’den Resulullah (s.a.s)’in şöyle dediği
nakledilmiştir: "Senin iki yüz dirhem gümüş paran
olduğu ve üzerinden bir yıl geçtiği zaman, buna beş
dirhem zekât gerekir. Yirmi dinara ulaşmadıkça, altına
birşey yoktur. Senin yirmi dinar altın paran olduğu ve
üzerinden de bir yıl geçtiği zaman, buna yarım dinar zekât
vardır" (eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, IV,138).

Ebû Said el-Hudrî şu hadisi nakletmiştir:
"Bess vesak (1 ton) hurmadan daha azında zekat yoktur. Beş
ukiyye (200 dirhem) gümüşten daha azında zekât yoktur. Beş
deveden azında zekât yoktur" (eş-Şevkânî, a.g.e.,
IV, 126, 138).

İslâm hukukçularının çoğunluğuna
göre, nisabı tamamlamak için altın veya gümüşten birisi
diğerine eklenir. Meselâ; bir kimsenin yüz dirhem gümüşü ve
kıymetçe yüz dirhem gümüşe denk olan beş miskal
altını olsa, buna zekât gerekir. Bunlar tek cins gibi kabul
edilir. Şâfiîlere göre ise bunlardan birisi diğerine
eklenemez. Bunlar deve ve sığır gibi ayrı cinslerdir.
Ancak günümüzde çeşitli dövizlerin birbirine eklenip zekâta
tabi tutulmasında, ilk görüş daha uygundur.

b. Madenlerin ve definelerin zekât nisabı.

Maden sözcüğü "adn" kökünden ism-i
mekân olup sözlükte; kalıcı olarak yerleşme yeri
demektir. Bir terim olarak; toprak dışında toprakta
yaratılan ve kıymetli olup topraktan çıkan her şeyi içine
alır. Altın, gümüş, bakır, demir, kurşun, kireç,
alçı gibi. Ehl-i küfür tarafından toprağa
yerleştirilen definelere "kenz" denir. Rikâz ise; maden ve
kenzi kapsamına alan bir terimdir (İbnül-Hümâm,
Fethul-Kadîr, I, 537-543; İbnül-Esîr, en-Nihâye, III, 82;
İbn Kudame, el-Muğnî, III, 23). Müslümanlara ait özellikler
taşıyan define, "Lukâta" hükümlerine tabi olur.

Hanefîlere göre, ateşte eriyebilen madenlerle
defineler beşte bir zekâta tabidir. Hz. Peygamber: Maden ve
definelerde (rikâz) beşte bir zekât vardır" (Buhârî,
Musâkât, 3, Zekât, 66; Ebû Dâvud, Lukata, İmâre, 40, Diyât,
27; Müslim, Hudûd, 45, 46; Tirmizî, Ahkâm, 38; Mâlik, Muvatta’,
Zekât, 9) buyurmuştur.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri ise
rikâzı yalnız define anlamında kabul ederek, madenlerin
altın ve gümüş gibi kırkta bir zekâta tabi olduğunu
söylerler (İbn Rüşd Bidâyetül-Müctehid, I, 250; el-Fıkhul-İslâmî
ve Edilletüh, II, 778 vd.).

Hanefilere göre maden ve definelerde nisap söz konusu
olmaksızın, topraktan çıkan miktarın tamamına
beşte bir zekât, ganîmet hükümlerine göre dağıtılır.
Onlar, nisap aranmaması konusunda, rikâz (maden ve define) la ilgili
hadislerin genel anlamına dayanırlar.

İmam Şâfiî, İmam Mâlik ve İmam
Ahmed b. Hanbel ise, madenlerde de nisabı gerekli görür, nisap
miktarına ulaşmayan kısmını zekâttan muaf
sayarlar. Burada nisap, çıkan madenin kıymetinin para
nisabı tutarı kadar olmasıdır. Dayandıkları
delil; altın ve gümüş nisabıyla ilgili hadislerin genel
anlamlarıdır (eş-Şevkânî, a.g.e., IV, 126, 138;
Seyyid Sabık, Fıkhu’s-Sünne, Kahire t.s., I, 316; el-Kardâvî,
Fıkhu’z-Zekât, terc. İbrahim Sarmış, İstanbul
1984, I, 453). Mâlikîler dışında üç mezhebe göre
madenler özel mülkiyete konu olabilir. Mâlikîlere göre ise, sulh
yoluyla İslâm devletine bağlanan ehl-i küfre ait madenler dışındaki
tüm madenlerin mülkiyeti devlete ait olup, geliri zekâtın sarf
yerlerine harcanır (ez-Zühaylî, a.g.e., II, 778, 779).

c. Ticaret mallarının nisabı. Arz ve çoğulu
urûz; altın, gümüş, madenî ve kâğıt para
dışındaki her çeşit ticaret eşyasını
kapsamına alır. Emtia, gayri menkuller, hayvan çeşitleri,
tarım ürünleri, elbise, kumaş ve benzerlerinden, alıp
satmak üzere, ticaret amacıyla elde bulunan mallar, urûz
tabilindendir. Bu malların zekâta girmesi için yıllanma
yanında, kıymetlerinin altın veya gümüş nisabı
seviyesine ulaşması gerekir. Kıymet konusunda malın
bulunduğu beldedeki rayiç fiyatlar esas alınır (ez-Zeylaî,
Nasbu’r-Raye, II, 375-378). Günümüzde, eldeki ticaret malı 20
miskal (96 gram) altın karşılığına
kıymetçe ulaşmış olur ve diğer şartlarda
bulunursa, kişi nisap miktarı mala sahip sayılır ve
kırkta bir zekât vermesi gerekir. Gümüş, altına göre
büyük bir satın alma gücü kaybına
uğradığı için, ticaret mallarının
nisabını belirlemede ölçü olma niteliğini
kaybetmiştir. Ticaret mallarının zekâtı malın
kendi cinsinden verilebileceği gibi, kıymet olarak bedeli de
verilebilir (el-Kâsânî, a.g.e., II, 21; İbn Kudâme, el-Muğnî,
III, 31).

d. Tarım ürünlerinin ve meyvelerin nisabı.

Tarım ürünleri ve meyveler, yağmur suyu ile
veya masraf yaparak sulama durumuna göre onda bir veya yirmide bir
zekâta tâbidir. Bu zekâta "öşür" adı verilir. Ebû
Hanîfe’ye göre tarım ürünlerinde nisap cereyan etmez. Topraktan
insan emeği ile yetişip çıkan buğday, arpa, pirinç,
darı, karpuz, patlıcan, şeker kamışı gibi öşür
arazisi ürünlerine, az olsun çok olsun, öşür adıyla zekât
gerekir. Delil, konu ile ilgili ayet ve hadislerin genel anlamıdır.
"Tarım ürünlerinden hasat zamanı (yoksulun)
hakkını verin" (el-En’âm, 6/141); Kazandıklarınızın
ve sizin için yerden çıkardıklarımızın helâl
ve temiz olanlarından Allah için harcayın” (el-Bakara,
2/267). Hadiste şöyle buyurulur: "Toprağın çıkardığı
şeylerde öşür vardır" (ez-Zeylaî, a.g.e., II, 384).
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre ise, tarım ürünlerinin
nisabı 1 tondur. 1 ton’a (5 vesak) ulaşmayan hububattan ve
insanların ellerinde bozulmadan bir yıl kadar kalmayacak
sebzelere öşür gerekmez. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbeliler de 5
vesak’ı tarım ürünleri için nisap miktarı olarak
almışlardır. Ancak vesak miktarının
hesaplanmasında mezhepler arasında görüş
ayrılıkları olmuştur (el-Kâsânî, a.g.e., II, 57-63;
eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, I, 156 vd.; İbn Kudâme,
a.g.e., II, 690-695; İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, II, 2 vd.;
ez-Zühaylî, a.g.e., II, 802 vd.). Bu nisabın delili Hz.
Peygamber’in; "Beş vesak (bir ton) tan daha az kuru hurmada zekât
yoktur” (eş-Şevkânî, a.g.e., IV,126, 138, 141) hadisidir.

e. Hayvanların zekât nisabı. Deve,
sığır ve koyun, zekâta tâbidir. Ebû Yûsuf ve İmam
Muhammed’in aksine, Ebû Hanife atlarda da zekâtı gerekli görür.
Ticaret için elde bulunmadıkça, atlara zekât gerekmemesi prensibi
fetvâya esas olmuştur.

Devenin zekât nisabı beştir. Hadiste şöyle
buyurulur: "Beş deveden azda zekât yoktur" (eş-Şevkânî,
a.g.e., 126,138). Beş deve olunca bir koyun, on devede iki,
onbeş devede ise üç koyun zekât verilir (el-Kâsânî, a.g.e., II,
31 vd.; İbnül-Hümâm, a.g.e., I, 494 vd.; eş-Şîrâzî,
el-Mühezzeb, I, 145 vd.).

Sığırın nisabı, Muaz b. Cebel
(ö. 18/639) den rivâyet edilen şu hadiste belirlenir: "Hz.
Muaz şöyle der: Nebî (s.a.s) beni Yemen’e gönderdi ve her otuz sığırdan
iki yaşında dişi veya erkek bir sığır;
kırk sığır dan üç yaşında dişi bir
sığır ve her yüklü sığırdan da bir dinar
para veya buna denk elbiseyi zekât almamı emretti" (Tirmizî,
Humus, 1966, II, 388; İbn Mâce, Sünen, I, 577). Bu duruma göre,
otuz sığırdan daha azı zekâttan muaftır.

Koyun ve keçinin nisabı, kırktır. Daha
azında zekât yoktur. Hz. Ebû Bekir’in mektubundan Enes (r.a)’in
yaptığı şu rivâyet, delildir: "Otlakta yayılan
koyun ve keçilerde kırktan yüz yirmi ye kadar bir koyun-keçi
zekât gerekir. Yüz yirmi’den iki yüz’e kadar iki tane; iki yüz’den
üç yüz’e kadar üç koyun-keçi zekât düşmektedir" (Tirmizî,
Sünen, II, 387; İbn Mâce, Sünen, I, 574, 577).

Ticaret için elde bulunan atlara zekât gerektiği
konusunda görüş ayrılığı yoktur. Ticaret için
olmayan atlara gelince… Ebû Hanîfe’ye göre, bunlarda da zekât
gerekir. Sahibi serbesttir; dilerse, her bir at için bir dinar verir;
dilerse ata değer biçerek, her iki yüz dirhem’e, ticaret mallarında
olduğu gibi, beş dirhem verir. Hadiste şöyle buyurulur:
"Her sâime (yılın yarıdan çoğunda otlakta
beslenen) at için bir dinâr veya on dirhem zekât vardır"
(ez-Zeylaî, Nasbü’r-Râye, II, 357 vd.; İbnül-Hümâm, a.g.e., I,
502).

Hububât ve meyveler dışında nisabı
tamamlamak için bir cins başka bir cinse eklenemez. Hayvanlar deve,
sığır ve koyun olmak üzere üç cinstir. Bunlardan bir
cins, diğerine eklenemez. Meyveler de başkasına eklenemez.
Kuru hurma, kuru üzüme, fıstık veya fındığa ilâve
edilemez Ancak ticaret malları nakit paralara, nakit paralar da
ticaret eşyasına eklenerek nisap bulunur (İbn Kudâme,
a.g.e., II, 730).

Şâmil İA



yorumlar:

3 Yorum Yapılmış!

    aslı

    Ara 04, 2012

    Ya çoooooooook güzelde şeyyy biraz fazla gibii sanki tabi çooook iii (emeğe saygı)

    Cevapla

    semanur

    Kas 21, 2011

    nisapla ilgili çççoooooooooooooookkkkk güzel şeyler anlatmışlar…çççoookkk teşekkür ederim dinkültürü dersinde çççookkk yardımcı oldu…

    Cevapla

    kromahmut

    Kas 21, 2011

    nisabı çççooooooooooooooooookkkkk iyi anlatmışlar. yazankromahmut

    Cevapla

yorum yapmak ister misin?