Kayıt: Jun 21, 2007 Mesajlar: 145 Nerden: U.S.A./NEW YORK
Tarih: Cmt Tem 21, 2007 10:02 am Mesaj konusu: mechule gelsin buda benden
Şimdi yoksun seni dilediğim gibi düşünebilirim artık. Tutar ellerimi dilediğim gibi öperim artık uzun uzun. Kimseler ayıplayamaz beni, yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar. İşte gözlerin, işte dudakların senin olan ne varsa karşımda duruyor. Senin dilediğim yere götürebilirim artık, sevdiğim şarkıları söyletebilirim artık dudaklarına ve hasret ellerimle okşayabilirim yanaklarını.
Bütün resimler sana benziyor hayret.!
Bütün aynalarda sen varsın,biryere gitsem peşimden sen geliyorsun.
Biraz sonra beyaz bir kağıt ve içtiğim demli çayım olacaksın. Kimse yokluğunda bu denli sevilmedi.
Her şey daha güzel ama ayrılın adı kötüye çıkmış. Yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim ve seni bin yıl daha ayrılıklar içinde sevmek.
Ama biliyorsun bende insanım.Umutsuzluğa düştüğüm günler oluyor ve hiç gelmeyeceksin sanıyorum. O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime. Büyük bir yalnızlık sarıyor içimi, yalnızlığımdan utanıyorum. Ben sevmesem ölürdüm, beni sevmesen bir çakıl taşıydım şimdi, bir duvar gibi sağırdım, ölümden acıydım. Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim. Beni bunca saracak ne vardı, kanıma girecek, gözbebeklerime oturacak bir şarkı gibi kulaklarımdan eksilmeyecek ne vardı...
Hiç karşıma çıkmasaydın bu kahrolası görmeseydi seni ne vardı..? Belki karşımda değilsin yanılıyorum, bu gözler senin gözlerin değil aldatıyorlar beni.. Karanlığın gözleri olmalı bunlar bana böylesine keder veren gülmeyi,yaşamayı haram eden bir karanlığın gözleri olmalı, öyleyse sen hiçbir yerde yoksun, sana hiçbir zaman yaklaşamayacağım. Yalan bu geçici sevinç bu nur bu ışık, karanlığın ortasında yanan bu gözler.
Ne dedimse inanma seni değil kendimi aldatıyorum.
Sen istediğin kadar varlığın taa kendisi ol, ölümsüzlüğün ta kendisi ben günden güne yok olmaktayım. Bütün ışıkları attım bir kenara anlamıyor musun.
Kayıt: Jun 21, 2007 Mesajlar: 145 Nerden: U.S.A./NEW YORK
Tarih: Pts Tem 30, 2007 7:09 am Mesaj konusu: buda benden mechule gelsin..
Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.
Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.
Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?
Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.
Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.
Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.
Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.
Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.
"Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.
Neler yazmışım diye merakımdan.
Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız