Ekrem Orhon

Hayatı Boyunca bütün Ömrünü Rize’yi düşünmek ve onu imar etmek uğruna vakfeden merhum Ekrem Orhon, Rizeliye Modern ve tüm tesisleri ile mücehhez bir Rizeyi eser olarak bırakmıştır.

EKREM ORHONUN HAYATI

Baba Reis şanı ile anılan Ekrem ORHON, 1911 yılında Rize ilinin Derepazarı-Brücek Köyü’nde dünyaya geldi. Babası, Rize tüccarlarından (eşrafından) merhum Gafur E fendi’di r. Bu köye çok eskiden İkizdere yöresinden gelip yerleşmişlerdir. Annesinin adı Hatice’dir.

Ekrem Bey’in dört erkek ve yedi kız kardeşi vardı. Bugün, yalnız bir kızkardeşi hayatta bulunmaktadır.

İlk tahsilini Rize’de ve orta biri de Rize’de okuyarak İstanbul’a gitmiştir. Babasına, daima İsrar ederek kolejde okumak istemiştir ve koleje girmiş, Robert Kolej i’ni bitirerek mühendis olan Ekrem Orhon, Amerika’da Illinois üniversitesi’nden 1936 yılında İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun olmuş, 20 Temmuz 1936 yılında Türkiye’ye dönmüştür.

1936-1948 yılları arasında inşaat müteahhitliği ve şantiye şeflikleri yapan Ekrem Orhon, 1948-1951 yılları arasında da sırasiyle, Kara Yolları Genel Müdürlüğü, Trabzon Yollar 10. Bölge Müdürlüğü, Bakım Şefliği, Kayseri Yollar 6. Bölge Müdürlüğü ve Trabzon Yollar 10. Bölge Müdürlüğü görevlerini yürütmüş ve 1951-1956 yılları arasında da serbest müteahhitlik yapmıştır.
1958-1963 yılları arasında bir müteahhit firmada müşavir mühendislik yapan Ekrem Orhon, 1963 yılında Rize Belediye Başkanlığı görevine seçilerek 1973 yılma kadar bu görevi yürütmüştür.

12 Eylül 1980 ihtilâli ve harekâttan sonra, büyük hizmetleri, yetkililerin gözünden kaçmamış ve tekrar Rize Belediye Başkanlığı’na getirilmiş, ölümüne kadar bu görevde kalmıştır.

Askerlik hizmetini yedeksubay olarak yapmış, Hatay’ın almışında bulunmuş ve fiilen harekâta katılmış, dini inançları istikametinde, askerliği süresince Ramazan orucunu da ihmal etmemiştir.

Belediye Başkanlığından önce yakalanmış olduğu müzmin bir Hastalık nedeni ile tedavi için İngiltere’ye gitmiş, tıbbın çaresiz kaldığı bir sırada umudunu kırmamış, Rize camilerine mektup yazarak dua istemiştir. Bilâhare son bir ameliyatın yapılması neticesinde sağlığına kavuşmuştur.

Önce Allah’ın bağışlaması, tıbbın başarısı ve Rize’linin duası ile, ömrünün oluşu sonucu, vefa borcu bilerek kendisini Rize’ye ve Rize’ lilere adamış, büyük hizmetini ve bu uğurda hayatını dahi milletinden esirgememiştir. Son nefesini de vazife uğrunda ve görev başında vermiştir.

Kara Yolları Genel Müdürü Turan Eren ile inceleme gezisine çıkan Ekrem Orhon gezi sırasında Kars’ın Göle ilçesinde ani bir rahatsızlık geçirmiş ve Kars Hastanesi’ne kaldırılmış, bilâhare Erzurum Hastanesi’ne getirilerek tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamış ve 8 Ağustos 1983 yılında, sabah saat 5.30’da, 74 yaşında Hak’kın rahmetine kavuşmuştur.

Erzurum Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılmadan önce, Kars’ta, Hasta olarak bulunduğu sırada, Erzurum’a geçmiş olan Karayolları Genel Müdürü’nün, telefonla durumunu sorması sırasında, hafif bir sesle, yine de Rize İspir-Erzurum yolunun bir an önce yapılmasını istemiş ve son sözüm olarak bu dileğimi Sayın Genel Müdür’e iletin demiş, Ankara’da geçmeden önce İspir yolundan Rize’ye inmesini ve yolu incelemesini rica edin demeyi hatırından çıkarmamış ve son nefesini de Rize’yi düşünerek, yolu düşünerek ve onun hayali içinde vermiştir.

1948 yılında kurulan Karayolları kuruluş çalışmalarına katılmış ve kurulmasında büyük hizmetlerde bulunmuştur.
Ekrem Orhon, Reis Baba, Erzurum’da, çok sevdiği ve her akşam televizyon kapanışında dalgalanan Türk Bayrağını seyretmeden yatmayan eşsiz insan, Türk Bayrağına sarılarak dostlarının, sevdiklerinin yanında ve omuzlarında, gözyaşları içersinde Rize’ye getirilerek kalede ebedi istirahatgâhma tevdi edilmiştir.

Ekrem Orhon dönemin Rize Belediye Başkanı Gazeteci Mustafa Ardal’dan
Rize Belediye Başkanlığı görevini devralırken

HAYAL ETTİĞİ GERÇEKLER

Ekrem Orhon, büyük olmanın değil de büyük işler yapmanın peşindeydi. Hiçbir zaman bir işi tamamlayıp yenisine başlamaz, devamlı olarak başladığını bitirmeden diğer bir eserin ve işin temelini atardı.

Bu, onun en büyük hasretlerinden birisiydi. Kendisine sorulduğunda, iş beni kovalamamak, ben onu kovalamalıyım. Ben işin bitirilmesi değil, işin devamı taraftarıyım.

Ben, işleri bitirdiğim takdirde, benden sonra gelecek olanlar iş yapmayabilirler. Onun için iş bitirmek ve ondan sonra yeni işe başlamak benim prensibim değildir. İşin bitmesi ve kişinin yeni bir işe başlamaması demek, o kişinin ölmesi demektir derdi.

12 yaşında iken şöyle bir hayal kuruyordu:

Çayeli ilçesinde petrol çıksa. Onun işletmesini ben alsam ve petrol kralı olsam. sonra da, büyük zengin olarak Rize’nin evlerini, binalarını, yollarını yapsam, insanlara yardım etsem. Binalar yapsam, onları satsam. Ve, devam ediyor. Hayır satmasam, para almadan onları kişilere dağıtsam diyordu.

Günler geçiyor. Söylediğini gerçekleştiriyor. Zengin olamıyor. Petrol kralı olamıyor. Fakat, en büyük zenginliğini, insanlara hizmet etmekle kazanmış oluyordu.

18 yaşında iken bir sebeple İkizdere’ye gidiyor. Yöre halkı fakirlik içinde bulunuyordu. Çok dar, yokuş ve uçurumlu bir patika yolda atı ile yürüyen bir vatandaşı görüyor. Kişi, atının üzerinde yükü olduğu halde ve atının kuyruğunu eli ile tutarak yürüyordu.

Merakını mucip olarak at sahibine soruyor.
– Amca, neden atın kuyruğunu tutuyorsun?
At sahibi, ara vermeden hemen cevabını veriyor ve şöyle diyor.
– At benim herşeyimdir. Ya o yuvarlanırsa ben ne yaparım. Şayet yuvarlanırsa ben de onunla birlikte ve beraber yuvarlanalım diyor.

Orada, Ekrem Orhon, büyük bir acıma hissi içinde düşünüyor ve şu karan veriyor.
Ben, yol mühendisi olacağım ve bu insanlara hizmet için yol yapacağım.
Ekrem Orhon, bu amaç ve düşünce ile inşaat mühendisliğini seçiyor ve kendisini inşaat ile yol yapma çalışmalarına veriyor.

Yine büyük hayalleri ve idealleri arasında bulunan:

  • 1-Rize’nin büyütülmesi, denizin doldurulması,
  • 2-Rize’de bir limanın yapılması,
  • 3-Rize-İspir-Erzurum yolunun yapılması idi. Bunları gerçekleştirmiş ve çalışmalarında başarıya ulaşmıştır.

Bir gün Ekrem Orhon, denizi göstererek, -Bakın, bir gün uçakları buraya indireceğim, diyordu. Çevresinde bulunanlar tarafından hayretle dinlenen bu sözlerin karşısında,

-Reis Baba, uçak denize iner mi? diyenler de oluyordu.
Fakat O, bu kararını vermiş, plânını çizmiş ve dairesine asmıştı. Ömrü vefa etmediği ve zamanında birçok bürokratik engelleri kıramadığı için bu arzusu geç kalmış, daha önemli çalışmaları ile bu çok arzuladığı gayesine başlama imkânını bulamamıştır.

Bu görüş ve düşüncenin, gelecek nesillere örnek olması bakımından, bir gün onun gibi düşünen ve onun yolundan yürüyecek yeni kuşak insanlarının olacağı, bulunacağı ve doğacağı düşüncesi ile, onun da sağlığmdaki büyük arzularından biri olması hasebiyle bu dileği geleceklere arzediyoruz.

NEDEN BABA REİS?
Ekrem Orhon’u tanımak, düşünmek ve O’nu BABA REİS olarak söylemek daha güncellik, samimilik, içtenlik ifade etmektedir. Zira, O’nu herkes ve her Rize’li, şehirlisi ve kentlisi, köylüsü ile BABA REİS olarak daha iyi tanır.

O’nun, Reis Baba, Ekrem Baba, Baba Reis diye isimlerinin yanında en çok kullanılan BABA REİS lâkabıdır.

Ekrem Bey, yaşlılığı, kişilere yakınlığı, sempatisi, gerektiğinde saygılı davranışları, her insanı içtenlikle karşılaması, büyük-küçük ayırmadan engin ilgi ve tevazuu, hizmet anlayışı, acıma hissi, yardımseverliği, önderliği, yaptığı büyük hizmetlerle ve işlerle fertleri, arsa, bina ve çeşitli uğraşları ile doyurması, Rize’ye adını yazması, bu üstün meziyetleri ile tüm insanarın kalbine girmiş olması O’na BABA REİS adını ve lâkabını almasına neden olmuştur.

HİZMETLERİ VE ESERLERİ

Ekrem Orhon’un Rize Belediye Başkanlığı süresince yaptığı hiz­metleri en içten duygu ve samimi gayretleri ile destekleyen ve Rize’ye yardımlarını esirgemeyen, Başbakanlığı süresince daima Rize ve Rize’liyi düşünen, Rize’ye hizmette bulunanların her zaman yanında olduklarını vurgulayan, Ekrem Orhon‘la dostluk ve samimiyetlerinin çok eski bir geçmişe dayandığını bildiğimiz, eski başbakanlardan Sayın Süleyman DEMlREL’in acizane mektubumuza göstermiş oldukları ilgi ve alâkalan karşısında zahmet buyurup gönderme 1 üt funda bulundukları resim ve Ekrem Bey’le ilgili yazılarına şükranlarımı bildirirken, bu resim ve yazılarını Ekrem Orhon Bey’le ilgili eserin “yaptığı hizmetler ve eserleri” bölümüne yerleştirilmesinin, yapılan hizmetlere katgılarının ne derece büyük olduğunu hatırlatmanın bir işareti olduğunu belirtmek ister en içten saygılarımı belirtirim.

Ekrem Orhon, başlayacağı ve bilahare başlayıp yaptığı eser ve işleri çok önceden tasarlayıp hafızasında çizmiş ve zihnen kararlı bir şekilde neticeyi almıştır.

Hiçbir menfi düşünce ve dış engellemelere boyun eğmemiş, kesin kararını vermişti. En önemli ve ilk tasarısı Rize’nin genişletilmesi olmuştur. Dar bir şerit halinde, coşkun Karadeniz’in köpüklü dalgaları ile kucaklaşan sahillerin denizin içlerine doğru sokulması, denizle daha samimi olması ve Rize’nin, denize doğru yürümekle genişletilebileceğini karara bağlamış ve Rize sakinlerini rahatlatmak, ili genişletmek için ilk etapta deniz dolgusuna karar vermişti.

Deniz dolgusu ile ilgili karar ve çalışmaları yanında sahilden, yamaçlara ve dağlara doğru da halkın yayılmasını temin etmek, nüfusun akışını sağlamak için yol yapma çalışmaları ile sayfiye yerlerini çoğaltarak mahallelerle meskûn olmayan yerlerin şehir merkezi ile temasını artırarak halkın bu yerlere akışını mümkün kılmıştır.

Ekrem Orhon, 17 Kasım 1963 tarihinde yapılan mahalli seçimle Belediye Başkanlığı’nı kazanmış ve 21 Kasım 1963 tarihinde Belediye Başkanlığı görevine başlamıştır.

Göreve başladığı yılın belediye bütçesi 1.105.110 TL. olup yılın bitmesi yakın olduğundan yeni bütçenin hazırlıkları çalışmaları başlatılıyor ve yeni bütçe kabul ettirilerek 1.223.940 TL olarak bağlanıyordu.

1963 yılına kadar Rize’de bulunan belediye malı olarak, 25 adet eski hal binası dükkanları, belediye sarayı ve altında 12 dükkan, gazino, itfaiye yanındaki 11 dükkanlı blok, belediye hamamı ve bir kulübü ile toplam olarak 51 işyeri, hizmetyeri bulunuyordu. (Eski hal binası işyerlerine 14 adet onun tarafından ilave edilmiştir.)

1963 yılında, ilk görevi sırasında belediyenin makine parkı ise, bir adet arazöz, bir çöp kamyonu, bir mezbaha ve inşaat arabası ile bir kamyondan ibaretti.

Şubat 1964 dönemi Belediye Meclisi toplantılarında tasarladığı ve mesai arkadaşlarına geniş açıklamasını yaptığı plânının gerçekleşmesi için, şehir dahili sahil yolunu plana aldırmak üzere 20 Mart 1964 tarihinde Ankara’ya gidiyor. Gerekli müsaadeyi alarak dolgu işine hız verebilmesi için ve gerekli olan işlerin tamamlanabilmesi, hazırlıkların yapılması bakımından 1967 yılına kadar makina parkının ikmali ile bir taraftan da dolgu çalışmalarım sürdürüyordu.

31 Ağustos 1967 tarihinde, dolgu işine hız verebilmesi için araba almak üzere Murgul’a gidiyor. Her gittiği yerden temin ettiği faal, yarı faal ve hatta bozuk arabaları, kurduğu tamirhanede faal duruma getirtiyor ve bir taraftan da, bürokratik engellerin önüne çıkaracağı pürüzlerin izalesi için çalışmalarına hız veriyordu.

15 Kasım 1967 tarihinde, Samsun’da yapılan Belediye Başkanları toplantısına katılıyor. Toplantıda, belediye hizmetleri ile kendilerinin çalışmaları üzerinde ilgililere geniş açıklamalarda bulunuyor.

23 Şubat 1967 tarihinde, 36 sayılı meclis kararı ile şehir içi geçidinin yapılması konusunu görüşmek ve karayolları toplantısına katılmak üzere Rize’den ayrılıyor.

Ekrem Orhon, plânlı, programlı olarak hedefe ulaşmada bürokratik temasları devam ettirirken, belediye hizmetlerini, şehir içi yolarını, mahalle yolları, elektrik ve su işlerini de takip etmekten geri kalmıyordu.
Yapmış olduğu programı gereği tüm 36 mahallenin yol işini, elektrik durumunu ve su şebekesini tamamlıyor, şehir suyunun takviyesi için iki adet kesen kuyu açtırıyor.

İhtiyaca cevap vermiyen, en çok yağmur alan bir yöre olarak susuzluk çeken ilin su şebekesini ve kanalizasyon işini halletmek üzere gereken yetkiyi verip başlatılmalarını temin ediyor.

Dolgu çalışmaları ile Rize’yi iki kat daha genişleterek elde ettiği kara üzerinde hayal ettiği geniş sokakları, denize dik ve paralel olarak apartmanları, belediye bloklarını, hizmet yuvalarını, resmi binaları ve halkça satınalınan arsalarda işyerlerinin, meskenlerin inşasına imkan sağlıyordu.

Denizden kazanılan arsa ve diğer yerlerde şu eserleri meydana getiriyor:

  • 1-Birinci Blok adı ile adlandırılan işhanının yaptırıyor ve 40 işyeri elde ediyor.
  • 2-İkinci Blok adı ile adlandırılan işyerini yaparak 24 işyeri elde ediyor. 3-Üçüncü Blok adı ile adlandırılan işhanının yaptırıyor ve 30 işyeri elde ediyor.
  • 4-Dördüncü Blok adı ile adlandırılan işhanını yaptırıyor ve 24 işyeri elde ediyor.
  • 5-Beşinci Blok adı ile adlandırılan işhanmı yaptırıyor ve 72 işyeri elde ediyor.
  • Yukarıda adı geçen işyerleri, bugün dükkan, ticarethane, yazıhane, resmi daire gibi hizmetlerde kullanılmaktadır.
  • 6-M eve ut Ziraat Bankası önünde yaptırdığı işhanı ile de 51 adet işyeri elde ediyor.
  • 7Yeni hal binasını yaptırmak üzere 44 işyeri elde ediyor ve üzerinde yeni bir belediye sarayının yapılması için girişimleri ömrünün vefa etmemesi yüzünden gerçekleşemiyor.
  • 8-Demire) Apartmanı adı ile 25 dükkan, 55 dairelik binanın yapımını gerçekleştiriyor. Bugün bu binanın adı, Ekrem Orhon’un ölümü ile, adı verilmek üzere “Ekrem Orhon Apartmanı” olarak adlandırılıyor.
  • 9 Yüzüncü Yıl dükkanlarını yaptırarak 12 adet işyeri elde ediyor.
  • 10-Bahk ticareti ile iştigal edenler için bir balıkhane yaptırıyor ve 11 işyeri elde ederek onlara tahsis ediyor.
  • 11-Geçici bir hal binası yaptırarak 16 dükkan elde ediyor ve işsahiplerine veriyor.
  • 12-Otobüs terminal binasını başlatıyor, 21 işyeri elde ederek terminal sahiplerine ve diğer kişilere ihale ile tahsisini sağlıyor. Otobüs taşımacılığı yapan firmalar arasında kura ile tahsisini yapıyor.
  • 13-Sahil camiinin yerini tahsis ederek plânı ile ilgili çalışmalarda bulunarak maketini yaptırarak inşaatı ile bilfiil ilgileniyor. Bu caminin yapımı ile her gün ilgileniyor. Bu caminin yapımı ile her gün ilgilenmesinin yanında, merakının fazlalığı nedeni ile devamlı ve günde bir ve iki kez o muhite, inşaatın yanına uğramadan durmuyordu.

Ekrem Orhon, bu çalışmaları ve icraatları yanında, Atatürk Orman Çiftliği, Belediye Doğum Hastahanesi, büyük bir park, Fuar, modern hayvan pazarı, asri bir mezarlık, turistik tesisler, denizde bir havaalanı gibi tesisler meydana getirmeyi tasarlıyordu. Hastahane önünde parkın yapımında büyük çalışmalarının olduğu, bizzat zemin çalışmalarının nezareti altında yapıldığı dikkatten kaçmıyordu.

Ekrem Orhon, Belediye Başkanlığıma başladığı ilk yıl içinde bütçesini 1.223,940 TL ile bağlarken, son yıl bağlamış olduğu bütçe ise 698.127.993 TL!ye yükselmiş bulunuyordu.

Ekrem Orhon, Rize’ye yaptığı hizmetlerle daima anılacak, yüz yıl geçse dahi onun eserleri yaşayacak ve bundan sonra da hizmet edecek olanlar, onun temelleri üzerinde hizmetlerini sergileyecek, her hizmette, yapılan eserde, kesilecek kordelâlarda, verilecek ziyafetlerde, açılacak müesseselerin açılış merasimlerinde, törenlerde onun adından bahsedilecek, ona olan minnet ve şükran duyguları dile getirilecektir.

Ekrem Orhon, bütün bu hizmetleri yanında, yapmış olduğu deniz dolgusu ile Rize’ye 975 dekar araziyi kazandırmış ve halkın hizmetine sun­muştur.

Belediye Başkanlığı süresince gerek yeni ve gerekse eski olarak alıp tamir ettirdiği araçlarla Rize Belediyesi’ne 3 dozer, 4 kepçe, 2 grayder, 4 teleiks, 4 oklit ve 3 vinç kazandırmıştır.

Bunların yanında binek ve diğer hizmet arabalarının varlığı ve mevcudu da O’nun sayesinde sağlanmıştır.
Kafasında, aklında ve hayalinde bulunan Rize sevdasının kendilerini ne kadar meşgul ettiği ve onun için büyük çabalar sarfetmenin peşinde bulunduğu karikatürize edilmiş resimleride bulunmaktadır.

Yandaki fotoğraf, Rize’nin deniz dolgusunun yapılması için malzemenin alındığı Askoroz Deresi ve dere yatağını göstermektedir.

Bütün dolgu malzemesi bu dere yatağından alınmış, coştuğu ve sel sularının getirdiği yarayışlı malzeme ile Rize dolgusunun temelini oluşturarak bugüne kadar çevresine verdiği zararı, dolgu malzemesini temin ederek karşılamıştır.

 

 

Yandaki resimde, henüz inşa halinde bulunan, devlet Hastahanesinin kuzeyinde ve tamamen denizden kazanılmış arsa üzerinde ya pil m a k ta olan, Ekrem Beyin plân ve programından çıkan, O’nun eseri olan 100. Yıl Kültür Parkının genel konumunu görüyoruz.

100. Yıl Kültür Parkı 18500 metrekare üzerinde inşa edilmektedir. 40 bin metreküp dolgu yapılmıştır
Park içinde; iki adet büyük havuz, gezi alanları, gazino ve oturma yerleri, çocuk parkı, çocukların trafik eğilim parkı, lunapark, tenis ve mi ı lig ol f sahası (voleybol), ihtiyaca cevap verecek miktarda WC, çeşitli türde ağaç cinsleri ile ağaçlandırma gibi sosyal ihtiyaçları karşılayacak tesisler yapılacaktır.

Denizden kazanılan arsa üzerinde inşa edilen muhteşem PTT binasının temel atma merasiminin yapıldığı bir gündü. Bina çevresinin bazı bölümlerinin dolgusu tamamlanmamış olduğundan su birikintileri ile yağmurlar sonucu bataklıklı yerlerin çokluğu dikkati çekiyor ve postahane binasının yapımında güçlük çekiliyordu. Bu durum, inşaat malzemelerinin ve hizmet eden vasıtaların girip çıkmasını zorlaştırıyordu.

Temel atma merasimi için toplanan protokol ve çevreden gelen halk topluluğu ile bürokrasi temsilcileri arasında sade giyinişi, sessiz yürüyüşü ve sakin görünüşü ile Ekrem Bey de vardı. Merasimi müteakip PTT yetkililerinden bir ilgili Ekrem Bey’le muhatap olarak şu istekte bulunuyordu:
-Sayın Ekrem Bey, yapılmakta olan binamızın çevresi fazlaca çamur ve su birikintileri ile dolu. Çalışmalarımız engelleniyor. İmkân dahilinde ise, bu sahanın ve çevrenin dolgu ile kurutulması gerekmektedir. Yakın ilgilerinizi esirgemeyeceğinize inanarak yüksek emirlerinizle bir talimat vererek bunu yaptırmanızı istirham ediyorum der.
İlgiliden daha çok mevcut sahanın tanzim ve tertibini, dolgu ve kurutulmasını arzu eden, hizmet uğrunda uykularını feda eden Ekrem Bey sert bir eda ile şu cevabı verir.
-Bana mı sordunuz da bu binayı buraya yaptınız? Ne işiniz varsa görün
der.

İlgili oldukça bozulur, üzülür ve Ekrem Bey’e konuyu açtığına pişman olur. Çevreden konuya tanık olanlar, Ekrem Bey’in bu konuşmasını hiç yadırgamaz ve O’nu çok iyi tanıdıkları için bunu bir espri olarak söylediğini düşünür, kabul ederler ve ilgiliye,

-Beyefendi siz Ekrem Baha’nın bu sözlerine üzülmeyiniz. Merasimi müteakip dairesine gidiniz ve konuyu orada da açık ve geniş olarak kendilerine izah ediniz. Sizi kırmayacak ve işinizi görecektir derler.

İlgilinin cesareti kırılır. Fakat bu söylenenleri de tatbik etmekten kendisini alamaz. Ekrem Bey’in dairesine gider.
İlgili, Ekrem Bey’in daima açık bulunan dairesinin kapısı önüne gelir. Baba makam masasında oturmaktadır. İlgili içeri girecek olur ve selâmını vereceği sırada Ekrem Bey yüksek bir ses tonu ile.

-Hâlâ arabalar gelmedi mi, dolguya başlamadılar mı? der. Telefona sarılır ve anında ilgilinin merasim anında söylediği isteği yerine getirir, dolgu başlar çevre temizliği ve su birikintileri yok edilmeye çalışır.

İşte Ekrem Bey’in az önceki tutumu ile aradan kısa zaman geçmesine rağmen olan tutumu ilgiliyi, bir taraftan hayrete düşürür, diğer taraftan memnun eder. İş bitirilir. İlgili yetkili de Ekrem Bey’in hayranlarından birisi olur.
Kendileri ile yaptığımız geneldeki toplantı ve aile sohbetlerinde daima Rize’nin yararına, hemşehrilerinin menfaatına birkaç konuyu dile getirmeden yapamazdı. Konulan daima vurgulayarak, çevresindekilerin o konu ile olan yakın ilgi derecesini de sezdirmeden izler, plânlamasını, çevresi farkında olmadan yapardı.

En büyük ideallerinden birisi de, Rize’nin turistik sahada gelişmesini sağlamak, açılması ileride gerçekleşecek olan Sarp kapısının hizmete girmesiyle turistlere sosyal sahada hizmetin en iyisini sunabilmek ve turistlerin Rize’de konaklamasını temin etmek, bir süre kalmalarını sağlamak bakımından, coğrafi durumu çok müsait olan Rize şehir sahil şeridinin tatlı bir meyille yükselerek, şehri kucaklayan dağların ve dağ yamaçlarını teleferik tesisleri ile ziyaretçilerin hizmetine sunmaktı.

KIRK YILLIK HAYAL VE İDEALİ

İyidere bucağının çay fabrikasının hemen yanından dere boyu Erzurum yolunun başladığı gün orada hazır bulunan Ekrem Bey kurban olarak bir inek alıyor ve şunları söylüyordu:
— Erzurum yolunun açılışı ve yapımının başlatılması benim en büyük hayalim ve idealimdi. Kurban olarak bir ineği ben alacağım ve ben keseceğim diyor ve ilk bıçağı kendisi çekiyordu. O güne kadar bir karıncayı incitmeyen Ekrem Orhon, bir ineğin boğazına bıçak sürüyordu.

Milletvekili seçimlerine katıldığı 1954 yılındaki bir konuşmasında, yolun önemini dile getirmek üzere şu derlemeyi hitabede bulunuyordu:

Ay doğar ayan ayan, düştüm yollara yayan.
Elâ gözlü sevdiğim, uykuda isen uyan.
Yol olmadığından ay ışığı ile yavuklusuna kavuşmak üzere yola düşene gurbetçiyi izaha çalışıyor ve ta o günden, inandığı yolun yararlarım anlatmak istiyordu.

O’mın, resmi olarak görevi bırakmış olduğu zamanlar olmuştur, Fakat hiçbir zaman, hayatı boyunca görevi bırakmamış ve devamlı olarak karayolları ile belediye hizmetleriyle ilgilenmiştir.
Düşüncelerindeki hizmetlerinde,ileri tarihin nasıl tekerrür edeceğini ve toplumlara ne gibi hizmetlerin faydalar sağlayacağını her an düşünen bir deha olan Ekrem Bey, bir gün:

Rize’yi ziyarete gejen zamanın deniz kuvvetleri kumandanına şöyle diyordu:
—Sayın Amiralim, Türk denizcilik tarihi Rize’den başlar. Rizeliden biter. Hatta, Nuh’un gemisinin, Nuh Aleyhisselâm hariç olmak üzere mürettebatı Rize’i ivdi. Sizler, bu kadar denizle yoğrulmuş bir beldenin adını küçük bir tekneye vermediniz. Denizcilik tarihini iyi okumalıyız.
Bir gün ilerideki idealim şudur diyordu:

—İyi dere bucağından başlayıp Fındıklı ilçesine kadar sahil şeridini, belediyelerinin imkânlarını birleştirerek bir gelin gibi süsleyecek ve iş hayatı ve turizm açısından hazırlamalıyız. Erzurum yolunu tamamlayıp Ortadoğu’ya açacağımız yolla İran petrolleri boru hattı İyidere’den aşağı inmek suretiyle Avrupa’ya açılacaktır. Çöllerin yakıcı sıcağında kavrulan Arap şeyhleri, Rize’mizin yemyeşil sahilleri ve serin havasını gördüklerinde akın akın Rize’ye gelecekler ve Rize’nin yakışıklı delikanlıları Arap kızlarıyle evlenip asıl o zaman para ve servet Rize’ye akacaktır. Onlardan doğacak çocuklara Ekrem ismini vermelerini istiyorum diyordu.

Ekrem Orhon, düşünmediği, parmak basmadığı konu bırakmamıştır. Branşı ile ilgili olsun olmasın, konuları içinde bulunsun veya bulunmasın, halkın hizmetini ilgilendiren tüm meselelere eğilmiş, yol göstermiş, yapmış, yaptırmış ve uğraşı vermiştir.

Ekrem Orhon’un, Anadolu’nun her köşesinde ve dört bucağında yol yapımı ile ne derece uğraştığını, güzergâhlar çizdiğini, raporlar verdiğini ve ileriyi ne kadar hayal gücü ile görebildiğini, geleceğe de yazı ve raporları ile ışık tuttuğunu birkaç yazısı ile ispata çalışalım.

Bu çalışmaları ile ilgili raporları, faaliyetleri, kendi ifadesi ve konuşma stilini içerdiğinden aynen sergilenmesi uygun bulunmuştur.

Zamanın Başbakanımdan almış olduğu büyük çapta yardımlarla meydana getirmiş olduğu ve temelini Başbakan’m attığı 55 daireli, alt zemin katı dükkân olan, bugün de ölümünden sonra adının verildiği DEMİREL APARTMANI (Ekrem Orhon Apartmanı), Belediye Reisliğimin ilk yıllarında meydana getirmiş olduğu güzide eserlerinden birisidir.

Bu apartmanın daireleri şahıslara satılmış ve zemin katta bulunan dükkânlar kira ile esnaflara verilmiştir.
En büyük hizmetlerinden birisi de Çay kur’un bugün Rize’de oluşunun tek sebebi oluşudur.

Zira her tarafta arsa aranırken, elli liraya arsanın metrekaresinin verilmesi ile Çaykur’un muazzam ve dev eserinin Rize’de kurulmasını sağlamış ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün ilimizde kalması temin edilmiştir.

Karadeniz sahilinde birinci sırada bulunan sahil camii denizden kazanılan arsa üzerinde inşa edilmiş, halen inşaatı devam etmektedir. Bu eser, kendisinin büyük gayretleri ile, halkın desteğini üzerinde toplayan, yardımlaşmanın, birlik ve beraberliğin meydana getirdiği gücün en belirgin örneğidir.

1792 metrekare alan üzerinde inşa edilmiş, altında 29 dükkân, sosyal tesisleri ve kütüphanesi ile birlikte içinde, giriş bölümünde çok modern çeşmesi bulunan bölümleri ile tekniğin en son örneğini simgelemektedir.

Caminin temel atma merasiminde, merasimi idare eden kişi tarafından kürsüye davet edilen ve bize bu eseri armağan eden kişi olarak vasıflandırılan Ekrem Orhon, aslında konuşmak niyetinde olmadığı halde icbar edilerek kürsüye getirtildiğinde şu hitabede bulunmuştur.

“Ben Ekrem Orhon, caminin arsasını sizlere ben vermedim. Benim tapuda kayıtlı malım yoktur ve hiç mal sahibi değilim. Bu eseri ve yerini sizler kendinize verdiniz. Seçimlerde kafa ile kelleyi birbirinden ayırdınız ve beni seçtiniz. Beni seçmenizle bu arsa meydana geldi ve üstünde bu eser gayretinizle yükseliyor” dedi.

Bu konuşmasını yaparken de eli ile şehrin batı bölümünde bulunan liman semtini göstererek..
“Bundan sonra da liman önünde, duvarları deniz dalgası ile kııcaklaşacak, minarelerinin gölgeleri denizin derinliklerinde yıkanacak ve tepeleri Rize’nin nemli, yağmurlu bulutlarını okşayacak Samsun Diyanet Sitesi veya Bursa’daki Ulucami ayarında bir cami yaptıracağım. Bu da, sizlerin en belirgin meziyetlerinizin, manevi güç ve dine bağlılığınızın şaheseri olacaktır.”
Ne yazık ki, Ekrem bey çok arzuladığı bu emelini gerçekleştiremeden Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Gelecek .nesillerin bu ideal meşalesini ellerinde tutup gerçekleştireceğine de inancımızı muhafaza ediyoruz.
(Sahil Camii’nin iki adet minaresinin yapımı devam etmektedir.)

Rize Sahil Camii İnşaat Halindeyken

Rize-İspir-Erzurum yolu Çuhma mevkiinden geçen kara yolu Fransızlar tarafından dere yatağının çok üstünden yapılmış, heyelan ve uçuk nedenleri ile geçit daima engellenmiştir.

Resimde dereyatağının çok üstünden geçen yol görülmekte Ekrem Orhon da resimle bu durumu sergilemektedir.

Aynı yöreden geçen yol iki kez dere yatağına yaklaştırılmış ve nihayet Ekrem Orhon tarafından dereden beş metre yükseklikteki bir güzergâhtan geçirilmiştir.

Ekrem Bey, derenin yol yıkıcısı olduğu kadar da yapıcısı olduğunu söylerdi. Dere getirdiği malzeme ile yolu yapar ve onarır derdi.

Yanda görülen fotoğraf, Rize şehirlerarası otobüs terminal binasıdır.

Son model olarak plânlanarak yaptırılmış ve içinde, düğün salonu ile tüm ihtiyaçlara cevap verecek sosyal tesisler mevcuttur.

Tamamen Ekrem Orhon eseri olan bu tesis, deniz dolgusundan elde edilen saha üzerinde inşa edilmiştir.Açılış merasiminde bulunamamış, merhum olduğundan ancak isminden stayişle bahsedilmiştir.


“Ekrem Orhon” için 1 cevap

  1. Sen Rizenin Mimarısın diyor ki:

    Namı değer baba reis Ekrem Orhon. Memleketimizin ve bugün Rize’mizin bu durumlara gelmesindeki en büyük lider. Bu memlekete senin gibi bir baba reis daha gelmez. Rize senin sayende gelişti. Rize senin sayende bu günlere geldi. Yerin ve mekanın cennet olsun inşallah. Rize ve Rizeliler seni unutmayacak.

Bir Cevap Yazın