Alt Yapı Üst Yapı Nedir Vikipedi

Sponsorlu Bağlantılar


Altyapı ve üsl yapı terimlerinin her İkİsİ de ekonomi (altyapı) ile diğer toplumsal formlar (üstyapı) arasındaki ilişkileri analiz ederken Marksist sosyologlar tarafından kullanılmış­tır. Üst yapı genellikle devlet, aile yapısı ya da toplumda var olan ideoloji türleri gibi kurum­lan içine alan bir tortu kategoridir. Alt yapı ise ekonomidir.

İktisat üç öğeye dayanarak tanımlanmıştır: Emek, üretim araçları (ki hem üzerinde çalışı­lan malzemeyi hem de bu işin aracılığıyla ya­pıldığı araçları içine alır) ve üretimi kendine mal eden İşçi olmayanlar (patronlar). Tüm ekonomiler bu üç öğeyle nitelenmiştir. Fakat bir ekonomiyi bir başkasından farklı kılan şey, bu öğelerin birleşme tarzıdır. Öğeler arasında olduğu söylenebilecek iki türlü ilişki vardır: sa­hiplik ilişkisi ve mülkiyet ilişkisi. Sahiplik işçi İle üretim araçları arasındaki ilişkilere atıfta bulunur: ya işçi onlara sahiptir, onlan denetle­yip yönetir ya da değildir. Mülkiyet ilişkisinde İşçi olmayanlar ya üretim araçlarının ya da emeğin veya her ikisinin de sahibidir ve bu ne­denle ürüne el koyabilirler.

Alt ve üst yapı arasındaki ilişkiye gelince, Manrist tutumun gücü, üst yapının karakteri­nin altyapının karakteriyle belirlendiğini söyle­mesinden ileri gelir. Altyapının (temel) niteli­ği değiştikçe, üst yapının da niteliği değişir. Örneğin, feodal bir .siyasal yapının kapitalist bir siyasal yapıdan farklı olması normaldir, çünkü bu iki ekonomi türü açıkça birbirinden farklı temellere oturmaktadır.

Alt ve üstyapı modeli, onsekizinci yüzyıl ro­manın yorumundan tutun da, çağdaş toplum­da aile yapısının çözümlenmesine kadar uza­nan çeşitli incelemelere ilham kaynağı olmuş­tur. Bu tür İncelemeler genellikle sınıf kavra­mını temel alır. Yani, temeldeki (altyapıdaki) üretim ilişkileri, örneğin toplumsal sınıflar arasındaki; işçilerle kapitalistler arasındaki ilişkiler şeklinde ele alınır. Bu da altyapı üstya­pıyı belirler anlamına gelir ki, üstyapının ka­rakteri büyük Ölçüde hakim toplumsal, sınıfın ekonomik çıkarları tarafından belirlenmiştir.

Alt ve üstyapı metaforu verimli bir analitik aygıt olmasına karşın, gerek Marksizmin İçin­den, gerekse dışından oldukça büyük bir tartış­maya neden olmuştur. Asıl önemli olan hu­sus, üretim İlişkilerinin tanımıdır. Üretim iliş­kileri kısmen sahiplik ilişkileridir ve bunlar modeli üstyapısal olarak belirleyen hukuki ta­nımları İçerirler. Bu nedenle alt ve üstyapıyı birbirinden analitik olarak ayırmak oldukça güçtür. Son yıllarda dikkatler, hukuki terimler­le tanımlanmayan bir üretim ilişkileri kavramı­nı formülleştirmek noktasında yoğunlaşmış bulunmaktadır. Bununla birlikte, en çok tartı­şılan husus, altyapının üstyapıyı belirleyip be­lirlemediği fikri olmuştur.

Bazı eleştiriciler şunu iddia ederler: bu mo­del ekonomik bir determinizmi bünyesinde ta­şımaktadır. Gerçekte alt ve üst yapı fikrinin sa­dece birkaç savunucusu böyle bir determinis-lik perspektifi benimsemiştir. K.Marks ve F.Engels hiç bir zaman bu doktrini bu haliyle savunmadılar. Onlar önce üstyapıyla İlgili un­surların nisbeten alt yapıdan özerk olabildiği­ni, kendi gelişme yasalarına sahip olabildiğini, ikinci olarak da üstyapının, altyapıyı etkilediği­ni ya da onunla karşılıklı etkileştiğinî Öne sür­düler. Daha yeni Marksistler, üstyapıdaki un­surların altyapının varoluş şartları olarak anla­şılması gerektiğini iddia ederek ekonomik de­terminizmden daha da uzaklaştılar. Bu ekono­miden herhangi bir önceliği çalacak ve top­lumdaki tüm kurumlara eşit nedensel etkinlik tanıyacak bir fikir olarak gözükmektedir.

(SBA)


Bir Cevap Yazın